dedim ki ey uyku, baş parmağın, yeşil bahçelerin anahtarı
gözlerin, sükûn balıklarının karanlık havuzu
ağlayan çocukluğuma da bir yer aç heybende
ve unutkanlık meleklerinin toz pembe ülkesine götür beni
(...)
utanarak onu çağırıyordum
ne diye boşuna ağlıyorsun?
gözyaşları arasında, inleyerek:
onu seviyorum, bilmiyorsun!
o titrek ses onun sesiydi
uzak bir dünyadan yükseliyordu
ama bende yankılandığında
bir ölüyü mezarından kaldırıyordu
(...)
o gitti ama ona duyduğum sevgi silinmez kalbimden
ey yıldızlar... ne oldu da istemez oldu beni
ey yıldızlar... yıldızlar... yıldızlar
nerede ölümsüz aşklar diyarı, hani?