Kitaba dair yorumum
Kitapta çekirdek ailesi olan Bela'nın hikayesiyle başlıyoruz bu hikaye resmen insanı geriyor düşünsenize uyurken tam üstünüzde süzülen garip bir yaratık Allahım ...
Anne yani Ursula ne yazik ki tipik bir anne değil şehvet bağimlisi bir tip
Russ ise kızına kendini adamış bir baba
Ama her şey bu kadar mı hayir
Gelelim finale daha doğrusu final gibi görünen saçma sapan sona
Olayın bir kisminda yılın 2024 olduğu söyleniyor ama son kısımda 2023 te izin verdiği söyleniyor. Yani onca zaman Bela sandığımız şey Bela değil miydi ne oldu tam belli değil. Bu tarz kitaplara sinir oluyorum. Çok güzel gerdi ama tam bir son yok o nedenle de bitmis gibi görünen ama aslında tam bitmemiş bir kitap okumuşum hissini yaşadım. O nedenle puanim net
Avrupa Düşüncesinin Serüveni,
Batı düşünce tarihini; bilim, hukuk, sanat, teoloji, siyaset ve insan tasavvurundaki dönüşümler üzerinden okuyan geniş ölçekli bir düşünce haritası sunuyor. Antik Yunan’dan moderniteye uzanan sürekliliği Avrupa kimliğinin temeli olarak göstermektedir. Özellikle Platon-Aristoteles düşüncesinin ayrımını, Batı düşüncesinin iki ana damarı olarak sunar: Bir tarafta matematiksel soyutlama, idea ve aklın önceliği; diğer tarafta gözlem, deneyim ve olguların araştırılması.
Kitap, Avrupa merkezlidir ve Batı düşüncesinin oluşumunda İslam dünyasının, Hint düşüncesinin veya Çin düşüncesinin etkilerini sınırlı işler. Düşünce tarihini tamamen çizgisel bir ilerleme anlatısı içinde sunma eğilimdedir. Avrupa ideolojisi anlamak için ideal bir giriş !
Mapple Hills serisine burada veda ediyoruz! Bu seri her kitabında bana bir miktar Off Campus serisini hatırlatıyordu, sanırım arasındaki en belirgin fark iki ve üçüncü kitabın hokey temasından biraz daha uzak olmasındaydı.
Yazarın kalemi oldukça akıcıydı. Cinsellik de romantik kurgu önüne geçmemişti. Açıkçası bu açıdan yine beni oldukça tatmin etti.
Bir de bu yazarın green flag erkek yazma konusunda ciddi bir yeteneği var. Nate, Russ ve şimdi de Henry... Yani her birine ayrı ayrı bayılıyorum açıkçası.
Bu kitap biraz daha içeriden gelmiş gibi hissettiriyordu. Çünkü Halle tam bir kitap kurduydu ve zaten sahte randevu temalı bir yığın kitap okumuşken kendi sahte ilişki hikayesini yaşaması o kadar tatlıydı ki... Yani böyle gerçek hayattan bir kesit gibi hissettiriyordu yer yer.
Klasik romantik kitaplardan öyle aşırı bir farkı yoktu. Karakterler biraz daha hayatın içinden, biraz daha sorunları olan kişilerdi. Gerçeklikten koptukları yerler de illa ki vardı ancak beni okurken hiç de rahatsız etmedi.
Genel olarak bir romantik kitap için oldukça başarılıydı bence. Green flag erkek okumayı seviyorsanız bu seri tam size göre. Kitabın içerisinde yetişkin içerik vardı ancak yarısından sonra başlıyordu. Bunu da bilerek okumanızı öneririm.
Evdeki Tuhaf Olaylar; gerilimli atmosferi, zihinde güçlü görsel izler bırakan betimlemeleri ve adeta bir film izliyormuş hissi veren sahneleriyle daha ilk sayfalardan içine çeken bir kitap oldu. Belirsizlik ve tekinsizlik duygusunu katman katman inşa eden anlatımı, ustalıkla kurgulanmış rahatsız edici karakterleri ve satır aralarına yerleştirilen huzursuzluk hissi dikkatimi çeken öğelerinden. Aile içi ilişkiler, değer ve kabul görme, sevilme,aidiyet ihtiyacı ile suçluluk duygusu gibi temalara vurguları, hikayeyi yalnızca bir gerilim hikayesi olmaktan çıkarıp daha etkileyici bir boyuta taşıyor.
Ancak tüm bu güçlü kurgunun ardından, son bölümde beklediğim o “taşların yerine oturma” hissini tam anlamıyla bulamadığımı söyleyebilirim. Kapanış, bende netlikten çok huzursuzluk duygusu ve bazı soru işaretleri bıraktı. Yine de bu durumun, okuma süreci boyunca hissedilen o yoğun gizem ve gerilim duygusunu zedelemediğini; aksine kitabın genel atmosferiyle uyumlu bir tercih olarak yerini bulduğunu düşünüyorum.
Hikâye; 8 yaşındaki Bela’nın bakış açısı ve ifade biçimi üzerinden aktarılıyor. Yaşadığı olayları kendi dünyasından anlamlandırma çabası ve bunu diyaloglar aracılığıyla yansıtması, hikayenin gerilimini ve karanlığını daha da yoğunlaştırıyor. Çocuk zihninin sınırlı ama bir o kadar da çarpıcı algısı, bazı sahnelerde huzursuzluk ve tedirginlik hissini derinden yansıtıyor.
Bela; annesi Ursula ve babası Russ ile birlikte yaşayan 8 yaşında bir çocuktur. Ancak onun dünyasında “Öteki Anne” olarak adlandırdığı bir varlık da vardır. Başlangıçta yalnızca yatak odasındaki dolapta kendini gösteren ve Bela’nın yakınlık hissettiği bu varlık, zamanla hayatını kuşatan, tehdit eden ve başta anne ve babası olmak üzere sevdiklerine de kendini gösteren bir hale bürünür. Yetişkinlerin bu
Zihnimizden geçen düşünceler, genel anlamıyla bizi hayatta tutmaya çalışır fakat günün sonunda yine bizi hasta eden de bu düşüncelerdir. İşe yarayan düşünceler bize fayda sağlarken, işe yaramayan düşünceler ise bizi uzun vadede zarara sokar.
Peki bir düşüncenin işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayacağız? Eğer zihnimden geçen düşünceler istediğim hedefe beni götürüyorsa faydalıdır ama istediğim hedeften beni uzaklaştırıyorsa faydasızdır. Örneğin kilo vermek isteyen birini ele alalım; bu kişi "kilo vermeyi hedefliyorum. Bunun için beslenmeme özen göstermeliyim, hareket etmeliyim ve bunun için bir planlama yapmalıyım" diye düşünüyor ve bu düşüncelerini de eyleme geçirebiliyorsa, bu düşüncelere faydalı diyebiliriz. Fakat aynı kişi kendine "şişkonun tekisin, bi gırtlağını tutamıyorsun, asla kilo veremeyeceksin" diye düşünüyorsa, bu pek de faydalı bir düşünce olmayacaktır.
Zorlayıcı düşünceler hepimizin hayatında kilit rol oynar, çünkü duygu ve davranışlarımıza etki eder. Hepimiz kendimize "yetersizsin, hak etmiyorsun, bende hiç şans yok, istediğim hiçbir şey olmuyor, başarısızın tekiyim" derken kendimizi bulmuşuzdur. Düşünceler bizi ancak iki şekilde etkisi altına alabilir; ya o düşüncelere İTAAT ederiz ya da o düşüncelerle MÜCADELE ederiz.
İTAAT; zihnimizdeki düşüncenin doğruluğuna sorgulamadan inandığımızda ortaya çıkar. Ona o kadar inanırız ki, denemeden pes ederiz. Teslim oluruz.
MÜCADELE; duygu ve düşüncelerimizin bizi ele geçirmesine tüm gücümüzle karşı çıkarız. Uyuşturucu, alkol, yemek yeme, erteleme vb gibi bizi bu acı dolu düşüncelerden uzaklaştıracak ne varsa yaparız. Savaş veya kaç.
İki durumda da kaybeden biz oluruz. Ee ne yapacağız? Öncelikle düşüncelerimizi fark edeceğiz. Çünkü çoğumuz zihnimizdeki düşüncelerle bir olmuş durumdayız. Düşünceler zihnimizden