“İstanbul’da tiflüs,memlekette zelzele,dışarıda harp,ben sana aşığım:işte 1942 senesinin 21 Haziranın gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık,beyaz şimşeklerin çaktığı,yağmurlu bir gecenin sana tebliği.” ……. Sait Üstat’ın birçok kitabını okumuşumdur çok değer verdiğim ve severek okuduğum bir yazar kendisi,içimize işleyen bizden biri aslında.Ama bu zamana kadar içime işleyen ve bu kadar etkileyen bir önsöz girişi daha okumamıştım..Velhâsıl kelâm aşk denen o duyguyu birkaç cümleyle ne güzel açıklamış.Aşk da biraz böyle değil midir?Herşeye ve tüm karmaşaya rağmen vazgeçmezsin sevmekten..Mühim olanda o zelzele içinde aşka tutunmak değil midir zaten.Bu cümleyi okuduğumda duygularım yeniden kıpırlandı desem yeridir.Galiba aşk kadınıyım o duyguyu o hazzı kimde olursa olsun yaşamak ve o duyguların arasında kaybolmak hayatın anlamı benim için…Tabi bu devirde bu cümleyi kuracak bir erkek yok orası ayrı da…Biz kitaplardan okumaya devam
Raskolnikov sert bir sesle:
“-Ben de birşeyler yapıyorum elbet.”
“Ne yapıyorsunuz?”
“-Çalışıyorum.”
“Ne işte çalışıyorsunuz?”
Delikanlı bir süre sustuktan sonra ciddi bir sesle:
“-Düşünüyorum..”