Şanlı devlet bugünlere, Veli kulları vesilesiyle gelmiştir.
Fatih Sultan Mehmed, Akşemseddin'den çok etkilenmiş olması dolayısıyla kendisini tamamen onun mânevî eğitimine vermek de istemiştir. Bunun için bir gün şeyhinin huzuruna gelen Fatih Sultan Mehmed, elini öperek halvete girmek istediğini şeyhine arz ettiğinde Akşemseddin devlet işlerini bir kenara bırakıp halvete girmesini uygun görmemiştir. Fatih Sultan Mehmed'in ısrarcı olması üzerine eğer halvetteki zevki tadarsa gözünün bir daha saltanatı görmeyeceğini, bu durumda halkın mağdur olacağını dile getirmiştir. Böyle bir davranışın Allah (cc) katında hoş olmayacağını sözlerine ilave eden Akşemseddin, onun devletin başında adaletli bir hükümdar olarak vazifesini yerine getirmesinin daha doğru bir iş olacağını söylemiştir.
Bir sanat eseri ancak ana düşüncesinde ciddi bir toplumsal sorunu ele aldığında önem arz eder ve yararlıdır.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evvelce kendi namusu ve iffeti olan karısının, kızının gölgelsini dahi yabancı erkeklerden kıskanan Müslüman Türk erkekleri, bugün karılarını, kızlarını muz gibi soyarak cadde ve sokaklar dolusu erkeğin şehvetli ve iştahlı nazarlarına arz ettiler. Böylece haya ve iffet sembolü kızlarımızın haya, hicab ve iffet duyguları paramparça edildi.
İkinci Bölüm
MEVLÄNADA ULÜHİYYET DÜŞÜNCESİ ISBÁT-I VÂCİB VE MEVLĂNA'NIN BU KONUDAKİ DELİLLERİ " 'Yerlesmek: yerinde ve devamlı olmak: doğruluğu ortaya çıkmış bulunmak' mânalarındaki sübût masdarından ifal kalabında tūremiş olup bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak kanıtlamak' demek olan isbât ile 'varlğa kendinden olan' (vâcibül-vucûd) anlamındaki vacib kelimelerinden teşekkül eden bir terkiptir, 'Allah'in hem varlığıni hem de birliğini ispat eden birçok delil vardır. Bunların içinde en çok dile getirilenleri alemin (semâvât, arz ve bunların arasındakiler) sonradan yaratılmış oluşu, düzenlı işleyişi ve insanın selim fıtratından kaynaklanan delillerdir. Ayrıca Hz. İbrahim örneğinde görüldüğu üzere akıl yürütme yoluyla Allah'ın varlığına ve birliğine ulaşma örneklerine de yer verilir. Hadislerde de benzer yaklaşımlarla karşılaşmak mümkündür. Hz. Peygamber'in Allah'ın gökleri ve yeri yaratmasındaki ibret ve işaretlere dikkat çeken ayetleri okuyup göğe baktığı ve bu duygu ile ibadet ettiği rivayet edilmektedir. Mevlânâ'ya göre Allah'ın vâcip olduğunu ispat etmek için üretilen delillerin, Allah'tan uzaklaştırmaya ve hatta inkâra sebep olabileceği ihtimalini göz ardı etmemeliyiz. Mevlânâ ile Konevî arasında olan bir muhaverede; İbn-i Arabî ekolünün temsilcisi olan Konevî, Mevlânâ'ya sorar:Akıl yürütme yoluyla Allah'ın varlığına ve birliğine ulaşma örneklerine de yer verilir. Hadislerde de benzer yaklaşımlarla karşılaşmak mümkündür. Hz. Peygamber'in Allah'ın gökleri ve yeri yaratmasındaki ibret ve işaretlere dikkat çeken ayetleri okuyup göğe baktığı ve bu duygu ile ibadet ettiği rivayet edilmektedir. Mevlânâ'ya göre Allah'ın vâcip olduğunu ispat etmek için üretilen delillerin, Allah'tan uzaklaştırmaya ve hatta inkâra sebep olabileceği ihtimalini göz ardı etmemeliyiz. Mevlânâ ile Konevî
Sayfa 91 - Kabalcı Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
İslam ümmetinin mükemmel örneklerinden birisi de İslam ordusunun dünyaya göstermiş olduğu ahlaki yüceliktir. İslam ordusu fethettiği topraklara girmiş ve askerler caddelerde dolaşmışlardır. Fethedilen bu şehirlerdeki kadınlar en güzel elbiseler içerisinde balkonlardan bu askerlere bakmışlar, ancak bu kahraman askerlerden tek bir asker bile kafasını kaldırıp bu kadınlara bakmaya çalışmamıştır. Hattâ askerler caddelerden kadınların balkonlardan kendilerine baktıklarını bilmeksizin geçmişlerdir. Bu durum, mağlup milletlerin yüzyıllarca savaşçılardan gördükleri rezilliklerden ve insanların hikâyelerde ve masallarda bu savaşçı milletler hakkında anlattıklarından tamamen farklılık arz etmektedir. Çünkü işgalcilerin ayak bastıkları milletlerin topraklarında yaptıkları şey; oraları harap etmek, oradaki bütün kadınların ırzlarına geçmek ve hattâ kadınlarla bütün çirkinlikleri ve azgınlıkları yapmalarıdır. Fethedilen ülkelerdeki halklara gösterilen bu sıra dışı uygulamaların ardından, İslam ordularının onların kalplerini kazanması nasıl mümkün olmasın? Çünkü İslam ordusu aldığı yerleri, hiç kimsenin namusuna el sürmeden ve şerefine dokunmadan fethetmiştir.
Haşhaşiler metodu
"Ben burada başka hiçbir müttefike ihtiyaç duymayacak bir yapı inşa etmek istiyorum. Şimdiye dek hükümdarlar birbirleriyle hep orduları vasıtasıyla savaştı. Toprak almak, düşmanları alt etmek için de orduya ihtiyaç duydular. Bir karış toprak parçası için binlerce askerin öldüğü savaşlar yaşandı. Ama diğer taraftan hükümdarlar hiçbir vakit kendi hayatlarının tehlikede olduğu korkusunu hissetmediler. İste bizim hedefimiz onların icine bu korkuyu salmak olacak. Baş bir darbe alırsa tüm vücut bu darbeden etkilenir. Kendi hayatının tehlikede olduğunu gören bir hükümdar anlaşma yapmaya yanaşacaktır. Kısacası hükümdarların yüreğine bu korkuyu düşüren bir güç dünyanın da hâkimi olmayı başarmış demektir. Ama bu korkunun etkili olabilmesi için sarsıcı metotların kullanılması zaruridir. Hükümdarlar iyi korunur ve gözetlenirler. Bu tür bir durumda ancak ölümden korkmayan hatta tam tersine ölümü arzulayan biri onlar açısından tehlike arz edebilir. Bu geceki deneyimizde de işte böyle insanlar yaratmaya çalıştık. Onları yaşayan birer hançer hâline getirerek zaman ve mekanı alt etmeyi planlıyorum. Onlar kitlelere değil yalnızca hükümdarlara,krallara dehşet salacaklar. Onlar tarafından hasım olarak bellenen her hükümdar hayatından endişe ederek korku içinde titreyecek."
Sayfa 300·Kitabı okuyor