Stres ve Tasavvuf
"Gelecekte bu çağ, teknoloji çağının yanı sıra, stres çağı diye de anılacak... Peki ne olmuştur insanlara? Niye bu hale gelinmiştir? Sebebi açıktır. Çünkü hiçbir devirde insanoğlu fıtratına karşı bu derece insafsız bir savaş açmamıştır... Çünkü hiçbir devirde delilsiz senetsiz bir sürü saçma teorilerle yaratılış inkara kalkılmamış, ateistlik, deistlik bu denli moda olmamış, müslüman ülke insanlarının kafası bid'atlerle bu denli karıştırılmamıştır. Şunu herkes bilmelidir ki, inanmak organizmamızın ihtiyacı gereğidir. Mesela yemek ihtiyacı yiyerek, uyumak ihtiyacı uyuyarak giderilir. Pekala insanlarda Öyle arzular öyle korkular vardır ki kesinlikle insanlar o korkulara karşı bir rahatlama getiremezler... Ölümden korkmak, ölümsüzlüğü arzulamak... vs. gibi. Nasıl doyuma ulaşacaktır bu arzular. Nasıl gidecektir bu korkular ki strese girmeyelim..." ~Abdülkadir Yılmaz /Feyz Dergisi
Din
Derin bir hissizlik ve yalnızlık nasıl bir şey tarif edemem ama fonda farsça bir parça parmaklarımın arasında külü dökülmek üzere olan sigara elimde bomboş umutlar istekler arzular..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tüketirken tükenmek
Reklamcılık dersinde tahtaya yazılan ilk cümle dün gibi aklımdadır: "Reklamın amacı, tüketicinin ihtiyaç sıralamasını değiştirmektir." İşte bu yüzden, bazen çok istediğiniz bir şeyi alamadığınızda canınızı sıkmayın; çünkü o, aslında hiç temel bir ihtiyacınız olmadı. Ya da bir şeyi satın aldığınızda çocuk gibi sevinmeyin; çünkü o da ruhunuzun değil, sistemin dayattığı gerçek dışı bir boşluğun ürünüydü. Biz reklamcılar, sizin önceliklerinizi yeniden şekillendirir, zihninizde yoktan var ettiğimiz yapay arzular inşa ederiz. Sevgili tüketici, yolun sonundan sana sesleniyorum: Tüketirken tükenme! Harcarken harcanma! Bugün bir sakız da alsan, lüks bir araba da alsan cüzdanından çıkan şey sadece banknotlar değil; senin bizzat hayatındır. Çünkü o parayı kazanmak için ömrünü, gençliğini, günlerini ve haftalarını masaya koyuyorsun. Bir gazoz için ömrünün koca bir saatini, bir gömlek için belki de en güzel beş gününü feda ediyorsun. Unutma; nesneleri değil, zamanını harcıyorsun. Ve ne acıdır ki, harcadıkça harcanıyorsun.
Duygu ve Düşünce
Bir zamanlar balaca bir qəlb vardı… O qəlb hələ dünyanın sərtliyini tanımırdı. Gecələr ulduzlara baxar, hər parıltıda bir arzu gizlədərdi… Bir gün o qəlb pıçıldadı: “Mənim günahım nədir ki?..” Axı o, yalnız xəyal qurmuşdu — yaz yağışı kimi saf, yaşıl yarpaq kimi ümidli… Amma arzular… Onlar səssiz-səssiz böyüdü, balaca qəlbin içində ağırlaşdı. Hər dilək bir bulud oldu, hər bulud bir damla kədərə çevrildi… Külək ona dedi: “Ey balaca qəlb, sən günahkar deyilsən… Sən sadəcə tez böyüdün arzuların içində.” Və o qəlb anladı ki, bəzi nağıllar şirin başlasa da, içində bir az yağış da daşıyır…
​"Arzular kralları köle yapar, sabır ise köleleri kral yapar." İmam Gazali İmam Gazali burada bize şunu söyler: Dünyaları yöneten bir kral bile olsanız, eğer nefsinizin ve arzularınızın peşinden sürükleniyorsanız, aslında sadece kendi zaaflarınızın zavallı bir kölesisinizdir. Buna karşılık, dış dünyada hiçbir gücü olmayan bir köle bile, nefsine karşı sabreder ve iradesine hakim olursa, kendi iç dünyasının tahtına oturur ve kendi kendisinin kralı olur.
Yapı itibariyle hassas ve duygusal olduğum için kendi cehennemimi yaratmıştım. Derin düşünmek beni hep yalnızlığa sürüklemişti. Bunlar yetmezmiş gibi yüksek bilinç seviyesi ve farkındalık da beni ölümü arzular hale getirdi. O yüzden, "Duygusal olma, duyguları fark et, derin düşünme, akışına bırak, olayları kurcalama izle!" düsturunu zamanla kendime öğrettim. Uygulaması kolay olmadı ancak deniyordum. Değişmezsem başıma gelecekleri biliyordum. Yeni bir ben doğunca eski ben de ölmek zorundaydı. Bu yüzden değişim sancılıydı ancak kaçınılmazdı. Kimsede kendini görmediğin an kendin olurdun. Bunu öğretmiştim kendime. Benden Bana Ne
Kitap Alıntısı