Vicdanın sustuğu yerde Kader mi, seçimler mi?
8/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:51
Macbeth, insanın bazen felaketini cehaletiyle değil, gerçeği bildiği hâlde ona sırt çevirmesiyle hazırladığını anlatan sarsıcı bir tragedya. Shakespeare, kötülüğün bilgisizlikten değil; hırs, korku ve arzular karşısında vicdanın geri plana itilmesinden doğduğunu gösteriyor. İnsan bazen içindeki sesi duyar, doğruyu yanlıştan ayırır, hatta önündeki yolu sezebilir; ama yine de başka bir seçimi tercih eder. *Ne var ki bazı eşikler vardır; bir kez aşıldıktan sonra geri dönmek mümkün olsa bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.* Eserin en çarpıcı yanı da burada yatıyor.*Kader insanı mahveden kaçınılmaz bir güç değil, çoğu zaman insanın kendi seçimleriyle içine yürüdüğü bir yoldur.* Bu yüzden Macbeth, yalnızca hırsı değil vicdanı, iradeyi ve insanın kendisiyle verdiği mücadeleyi anlatan zamansız bir eser.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:57
Uzun zaman sonra okuduğum bir kitaptan ilk defa bu kadar zevk aldım. Şahsi olarak pek öngöremediğim bir kurgusu vardı, ince eleştiriler içeriyor ve dünyamızın acı gerçeklerini yüze vuruyordu. Üzerinde uzun uzun konuşabileceğim ve tartışabileceğim bir kitaptı. Öncelikle yayın sektörüne karşı oldukça eleştiri içeriyordu – bu konuda haklı olduğunu da düşünüyorum. Bir tutku olarak başlayan yazarlık mesleğinin (bunun çoğu meslekte de geçerli olduğunu düşünüyorum, özellikle sanat dallarını içerenleri) yayınevleri ve okuyucuları memnun etme baskısının yanında, diğer yazarlar arasında fark yaratma, görülme arzularının ve artan kıskançlıkların tutkuyu nasıl zehirlediğini ve takıntı haline getirdiğini gösteriyordu. Bir hayal ve tutku olarak başlayan bu yolda tamamen kişisel arzular ve hırslar ön plana çıkmaya başlıyor. Ayrıca ırkçılığa değinme şekli de hoşuma gitti. Uzun yıllar boyunca ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalmış kesimler, karşı karşıya kaldıkları sorunlarda muhatap oldukları kişiyi ırkçılıkla suçlarken aslında asıl ırkçılığı kendileri yapmaya başlarlar. Kitabın linç kültürünü yansıtma şekli de aynı şekilde oldukça iyiydi. Günümüz insanlarını muazzam yansıttığını düşünüyorum bu kitabın. Bu tip değinilen eleştiri ve yüzleştirmeleri kalbimi çaldı diyebilirim. Ana karakterin her koşulda kendini bir şekilde haklı görmesi, tüm yaptıklarını kendisine hak görmesi günümüz insanlarının sorunlarından biri. Karakterin endişe ve korkuları o kadar güzel yansıtılmış ki, eğer meyilli bir yapınız varsa okurken kaygıyla doluyorsunuz. Kitap hakkında o kadar çok konuşabilirim ki... Benim önereceğim kitaplar arasına kesinlikle giriyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026117 okunma
İhanet mi? Ahlaksızlık mı? Aşk mı?
Puan vermedi·80 syf.··
2026 223. kitabı
Bir kitapta denk geldim Cemile ye Louis Aragon demiş ki dünyanın en güzel aşk hikayesidir. Merak ettim doğrusu nasıl haberim olmadı bu zamana kadar. Baktım kısacık bir eser hemen okumaya başladım. Cengiz Aytmatov un diline, üslubuna kitabın akıcılığına diyecek sözüm yok tabiki ama beklenti de yüksek olunca sert düştüm şahsen. Bir kere aşk denilen şey bana göre ahlâki de bir duygudur. Ahlakın olmadığı yerde ihanet olur, şehvet olur, hoşlanma olur, arzular olur ama aşk olmaz. Bu hikayeden de olsa olsa sıkılmadan okunabilecek, kitaplığınıza ekleyebileceğiniz bir kitap daha olur. Aşk dediğin buysa Louis Aragon sana da aşk olsun.
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 168. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:25
İnsan ruhunun karanlık ve kontrol edilemeyen yönlerini anlatan, tutkuların insanı nasıl esir alabileceğini gösteren bir öykü olmuş. Yalnızca bir aşk hikâyesi değil; gurur, pişmanlık, vicdan, yalnızlık ve insanın kendi içindeki çatışmalara değinildiği, bir insanın yıllar boyunca bastırdığı duyguların, tek bir olayla nasıl yıkıcı bir güce dönüşebileceğini göstermiş. Kitabın merkezindeki doktor karakteri, dışarıdan bakıldığında mesleğine bağlı, eğitimli ve akılcı bir insan gibi görünür. Ancak içinde taşıdığı yalnızlık, kibir ve bastırılmış arzular onu geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Karşılaştığı gizemli kadınla yaşadığı olay, onun sadece hayatını değil, kendisine bakışını da değiştirir. Bu noktadan sonra karakter, mantığın değil, takıntının ve suçluluk duygusunun yönettiği bir insana dönüşür. Romanı okurken insan kendine şu soruları sormadan edemez: Bir insan, yaptığı bir hatanın bedelini ödemek için ne kadar ileri gidebilir? Vicdan azabı gerçekten bir kurtuluş mudur, yoksa insanı daha büyük bir karanlığa mı sürükler? Kitapta aşkın, pişmanlığın ve suçluluk duygusunun insanı nasıl değiştirebileceğini göstermiş ve aynı zamanda insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini anlatmış.
Alıntı
Amok KoşucusuStefan Zweig · Tibet Yayıncılık · 2020134,7bin okunma