"Hey! Kaldırımların üstünde ne güzel bağırılır ve şarkı söylenir; kaldırımların üstünde ne güzel yıldızlara bakılır: arkadaşlarla ne coşkun kahkahalar fırlatılır ve yalnızken ve ağır ağır yürürken, için için ne güzel ağlanır! "Yağmurlu havalarda kaldırımlar ne güzeldirler, rugan gibi parlarlar. Orada gölgemizi görürüz, ruhumuzu sürükleyen iskeletimizin gölgesini; ve ıslanmak ne iyidir, harap olmak, sırılsıklam ve karmakarışık, vıcık vıcık, büzülmüş, tortop, allak bullak ve perişan olmak. "Kaldırımlarda ayaklar boş ve baş doludur. Baş... Ah... Başımız. Biz, kaldırım çocuklarının başı... Orada nağmeler ve mısralar, hayaller ve resimler, hatıralar ve ümitler doludur. Öyle hatıralar ki asla tekerrür, öyle ümitler ki asla tahakkuk etmeyeceklerdir. Bunları biraz hissederiz, bunun için o hatıralarımız ve ümitlerimiz çok azizdirler. "Gece yarısı, kaldırımlarda, yolun sonlarına bakarak her gece bir mucize bekledik. Gök kubbesi veya yeryüzü çatlayacak, kürenin gizli dolaplarından bizim hazinemiz doğacak, diye, bekledik. "Fakat bu hayal de kavuşulan arzular gibi fani değildir ve mademki asla tahakkuk etmeyecek, ebedidir. "Mefkuremiz ebedidir. Kavuşulamayacak mefkure. Kavuşulacak olduktan sonra mefkure kendi kendisi olmaktan çıkar. "Kaldırımlar mefkureye ebedi iştiyakın yataklarıdır. İkisi de uzundur ve namütenahidir; emel ve yol. "Ve böyle yürürüz ve böyle gideriz.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Yaşamımızı özgür irademizle, karar vererek yönlendiremiyoruz. Yaşam denilen şey kendisi sinirlerle, dokularla, hücrelerle ilgili bir şeydir; düşünceler bu hücrelere gizlenir, arzular buralarda konuşlanıp hayaller kurar. Sen kendini güvende hissedebilir­sin, gücünün kuvvetinin yerinde olduğunu zannedebilirsin. Fakat bir odada ya da gökyüzünde tamamen tesadüfen gö­züne çarpan bir renk tonu, ya da bir zamanlar sevdiğin bir parfümün kokusu derinlerde gizli saklı anıları getirip önüne koyar. Çoktan unutulmuş bir şiirin aniden karşına çıkan bir dizesi, epeydir çalmadığın bir müziğin ezgisi; yaşamımız bu tür şeylere bağlıdır Dorian. Browning bununla ilgili yazmış­tı; duyu organlarımız bizim yerimize hayal eder. An gelir be­yaz bir leylağın kokusu burnuma çarpar ve ben hayatımda geçirdiğim en tuhaf ayı yeniden yaşamak zorunda kalırım.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanoğlundaki boş arzular!
Eğer iradenin hiçbir arzu duymadan sadece kendi özgür inisiyatifiyle, kudretli dürtüler karşısında gücü olmayan biri sağ iki ağırlık kazandırbileceğini kabul etmiyorsanız, arzu konusunda ön kabul yapıyorsunuz demektir. 
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Çabayla denetlenebilen ruhsal yaşam, önemli olan ruhsal yaşam değildir. .. İnsanın içinde derin bir öz vardır, kendi arzuları olan esas kişi. Ve eğer bu arzular yüzeysel kişilik tarafından bastırılırsa -yani, sizin deyiminizle çaba harcayan kişilik ki genellikle bu çabaların tek amacı komşulara iyi bir gösteri sunmaktır- esas kişi intikam alır. .
Sayfa 109 - Everest·Kitabı okudu
Edebiyat
İçimizde akıp duran arzular sebebiyle çoğu zaman acı çekmeye mahkumuz. Bu da birbirinden berbat iki seçenekle karşı karşıya bırakır bizi: *bir arzuyu henüz tatmin edememiş olmanın acısı veya *henüz peşine düşülecek bir arzuya sahip olmamanın bunaltısı.  —Schopenhauer
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Bir insan için, çocukluğundan ihtiyarlığına kadar hep kendi olarak kalıyor deriz, oysa ki, hep aynı adı taşısa da, hiçbir zaman aynı varlık değildir; saçları, eti, kemiği, kanı, bütün bedeni durmadan değişir; bir yandan yenilenir, bir yandan da ölür. "Yalnız beden değil, ruh da değişir. Tabiat, huy, inanışlar, arzular, zevkler, dertler, kaygılar; bunların hiçbiri aynı kalmaz; biri ölürken, bir yenisi doğar.
Sayfa 100 - Bordo Siyah Klasik Yayınlar