Sonra başıma dert olan gözleri var. O gözlerin rengini ben şu Yozgat toprağında görmedim. Vallaha bak görmedim. İnan olsun görmedim. Yeşil ama nasıl bir yeşil? Yosun desem ben yosunu ne bilirim ki? Televizyonda görmeynen yosun yeşili bilinir mi? Yoksa ot yeşili diyeceğim. Yok, öyle cart açık bir yeşil değil. Ne bileyim. Öyle ya da böyle yeşil işte. Handan yeşili dedim bilemeyince. Gözleri de Handan yeşili.
Ertesi gün dükkânı babam açtı. Daha ertesi gün, daha ertesi gün derken, ben epeyce gezdim. Çamlığa kadar çıktım, Yozgat’a yukarıdan baktım. O bakmalarımda okula doğru yönümü hiç çevirmedim. Küstüm. Hem Handan’a, hem Handan’ı benden evvel alan oğlana, hem beni sirk maymunu gibi giydirip okul yollarına düşüren sevdaya küstüm.