Sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir. Şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu. Başka nasıl olabilir ki? Keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk açarsa taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur.
Şarabınızı koyduğunuz şu tas, çömlekçinin fırınında pişirilen tasın ta kendisi değil mi? Ruhunuzu yatıştıran şu lavta, bıçaklarla oyulmuş ağacın ta kendisi değil midir?
Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, göreceksiniz; sizi şimdi sevindiren bir zamanlar üzenden başkası değildir. Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın, gö receksiniz; aslında, bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız.
İş, görünür kılınmış aşktır. Eğer aşkla çalışamıyor ve çalışırken sadece hoşnutsuzluk duyuyorsanız işinizi bırakıp tapınak kapısında oturmak ve sevinçle çalışanların sadakalarını almak yeğdir. Çünkü gönülsüz pişirilen ekmek acı olur ve ancak yarısını giderir insanın açlığının.