Özge

Türk Dili Dergisi'nde, bir öykü ile ☘️ Türk Dili Dergisi - Sayı 877 (Ocak 2025)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nietzsche İsa'yı, otoritenin kurallarını ve yücelttiği değerleri sorgulayan "yüce insan" olarak adlandırmıştır. Fakat İsa'nın öğ­retileri toplum tarafından çalınmış ve ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilmiştir. Bu da körelmeye sebep olmuş, insan süper in­sana dönüştürülmüştür. Nietzsche, insan olan İsa'yı değil, sürü tarafından yaratılan Mesih olan İsa'yı eleştirmiştir. Bu belirtiler İslam'da da görülebilir mi? Hz. Muhammed, ne ölçüde Nietzsche'nin "yüce insan" kavramı bağlamında değer­lendirilebilir? Müslümanların bir kısmının Hz. Muhammed'i insanüstü bir varlığa dönüştürme çabalarına rağmen, Kur'an'ın bu çabayı ön alıcı şekilde bloke ederek onun beşer tabiatını de­falarca öne çıkarması, Hz. Muhammed'in yüce bir insan olarak kalmasını ama İsa (as.) gibi insan niteliğini kaybeden bir insa­nüstü bir varlığa dönüşmesini önlemiştir. İbn Haldün'un Hz. Muhammed'i bir insan ama vahiy alma kabiliyeti bahşedilen yüce bir insan olarak tanımlaması, Nietzsche'nin İsa Peygamber'e ilişkin endişeleriyle örtüşmektedir.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Nietzsche hedef tahtasına Tanrı'yı değil, aslında Hıristiyan kurtuluş fikri tarafından Avrupa kültürüne giydirilen düşünce biçimlerini oturtur. Haklı olarak Tanrı'nın, Tanrı gibi olmayan ama aynı rol biçilen yanlış bir figürle (İsa ile) yer değiştirmesi­ne itirazı vardı. Ona göre Hıristiyanlık, hastalığı iyileştirmek­ten çok, hastasını daha kötü yapmıştır ve insanlık, onun ilacı­na muhtaç hâle gelmiştir. Hıristiyanlık iyileştirmez, tam tersine anestezi görevi görür. Acıyı tutar ve insanları, acının yokluğu­nun kurtuluş ile aynı olduğuna ikna eder. Nietzsche, Budizm'i de bununla suçlar ama İslam'a bu suçlamayı yöneltmez. Nietzsche'nin, insanlığa acı çekmesin diye anestezi uygulayan tüm inanç sistemleriyle problemi vardır. Savaş ve acıyı övme­yen ama kabul eden bir gerçekliği kabul etmek gerekir. Nietzs­che, acının avuntularla üstünün örtülmesinin yaşamı zayıflattı­ğına inanır. Dolayısıyla Nietzsche dine değil, yaşamı zayıflatan din formlarına karşıdır.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Din
Ateizm ve agnostisizmin tarihi, gözünün önündeki varlığa ilişkin doğru dürüst yargılar geliştiremeyen insanın tarihidir aslında. İnsan, ikametgahı olan dünya hakkındaki merakı ilk kez harekete geçtiğinde buranın evrenin merkezi olduğuna; güneşin, ayın ve gezegenlerin etrafında döndüğüne inandı. Evrenin merkezinin bize işaret etmediğinin bilimsel olarak ortaya çıkışıyla insan narsizmi ilk kozmolojik darbesini yemiş oldu. Bu yargı, insanın naif bir şekilde sadece duyu verilerinin yönlendirmesine bağlı hareket ettiğinde nasıl yanlış sonuçlara varabileceğinin en bilindik örneğidir.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Ateizmin bu yeni formunu savunanlar, din olmadan ahla­kın daha işlevsel olabileceğini iddia ederler. Din olmadan ahla­kın daha iyi çalışabileceği varsayımı ne kadar doğrudur? İnsa­nın yapıp ettiklerinden nihai olarak sorguya çekileceği ve bu­na göre ceza ya da mükafat alacağı yönündeki dinsel vurgu, ah­laki eylemleri zayıflatır mı güçlendirir mi? Fedakarlık duygu­su (başkasının çıkarını kendininkine tercih etmek) çok rasyo­nel olmasa da dinin, dindardan talep ettiği bir şeydir. Bu duy­gu, ahlakı zayıflatır mı güçlendirir mi? Böyle yaptığında dü­rüst davranmayan (çünkü duyguları, kendi çıkarını öncelemesi gerektiğini insana önermektedir.) biri, insan benine dolayısıyla ahlakın kaynağına zarar mı vermektedir? Öte yandan Harris'in, sinirbilimin insanın bu dünyada mutlu olmasını sağlayan ve­riler sağlayacağı yönündeki iddiasının, hem bu dünyada hem de gelecek yaşamda insana mutlu olmanın ilkelerini teklif eden din ile ne alıp veremediği olabilir?
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Din