Aristokrat kökenleri olanlarda bu hisler yoktur. Çünkü hayatlarında bir "sıfır noktası" yoktur, varsa da bu ailesinin başarı hikâyelerinin başlangıcı olduğu için romantik bir gurur kaynağıdır. Hiçbir zaman o noktaya tekrar döneceklerini düşünmezler. O noktayı hiç bilmedikleri için hayatlarında her şeyi kaybetme ihtimaliyle hiç canlarını sıkmazlar. Başlarına geldiğinde her insan gibi mücadele ederler ama başlarına gelme ihtimali akıllarından bile geçmediği için zihinleri de bu düşünceyle zehirlenmez.
Kendini yetiştirmenin sağladığı bir özgüven vardır, hayatta hiçbir şeyden korkmazsınız, her şeyinizi kaybetseniz bile bu sizin için daha önce içinden çıkmayı başardığınız bir zorluktur, daha önce çözebildiğiniz bir sorundur; yine yapabilirsiniz, her şeyi yeniden kazanabilirsiniz. Fakat o geldiğiniz "hiçbir şeyi olmayan" durumun hep ihtimal dahilinde olduğunu bilmek de insanı huzursuz eder. Kazandıklarını kaybetmekten korkar insan.
Ondan vazgeçmiştim ve bunun hiçbir mantıklı açıklaması yoktu. Öylesine sebepsiz vazgeçişler kötüdür çünkü sonrasında hiçbir sebep, hiçbir şeyi düzeltemez.