I.
Seherle yollara dökülen karıncalar
Azık toplayıp yuvalarına döndüler
Çobanlar yataklara vurdular sürülerini
El ayak çekildi yollardan
Evler ışıklarını söndürdüler
Sokaklar öyle tenha ki
Kolla beni
Bu gece görebileceğimi düşündüm seni
Ustura ağzındaki uykumu ikiye böldüm
Ayak seslerimi toprağa içire içire
Sessizce kapına geldim
Bir sarmaşık gibi duvara tutuna tutuna
Pencereden içeri girmek isterdim
Bu fırsat her zaman ele geçmez
Meyveli dalınım, salla beni
Bir görsen tiril tiril titrediğimi
Belki de halime çok güleceksin
Bir hayâl avcısı olduğumu sanıp
Sen hâlâ bir çocuksun diyeceksin
Yüreğimde çalan kemanlara rağmen
Geldiğin yere dön diye
Bana tenha sokakları göstereceksin
Önce dinle, sonra yolla beni
II.
İçim bir arı kovanı
İçimde arılar uğuldaşıyor
Seni görebilseydim dedim keşke
Keşke şu ay ışığında sen gelebilseydin.
Gelip geçtim yok.
Ay tutulsa da görecektim seni
Ishak kuşunun sükutunda.
Bu şiirde ay ışığında birbirini seyreden sessiz sevdalara gelsin.
Seherle yollara dökülen karıncalar
Azık toplayıp yuvalarına döndüler
Çobanlar yataklara vurdular sürülerini
El ayak çekildi yollardan.
Evler ışıklarını söndürdüler
Sokaklar öyle tenha ki, kolla beni.
Bu gece görebileceğimi düşündüm seni.
Ustura ağzındaki uykumu, ikiye böldüm.
Ayak seslerimi topragı içire içire sessizce kapına geldim.
Bir sarmaşık gibi duvara tutuna tutuna pencereden içeri girmek isterdim.
Bu fırsak her zaman ele geçmez.
Meyveli dalınım, salla beni.
Bir görsen tiril tiril titrediğimi.
Belki de halime çok güleceksin.
Bir hayal avcısı olduğumu sanıp sen hala bir çocuksun diyeceksin.
Yüreğimde çalan kemanlara rağmen
Geldiğin yere dön diye.
Bana tenha sokakları göstereceksin
Önce dinle, sonra yolla beni
İçim bir arı kovanı.
İçimde arılar uğuldaşıyor.
Nereye çekip gitsem ey sevgili.
Hayalin benimle yaşıyor.
Gitmek için gelmedim bu gece.
Katil cezasına çarptırılan yeniçeri,orta çavuşu hapsine atılır,esamesi(yeniçeri kaydı) silinir,ases-başı suçluyu Baba Cafer Zindanı’na götürür,katli için ferman beklenir;akşam namazından sonra boğulmak suretiyle idam olunur;namazı kılınmaz,boynuna taş bağlanıp Galata’da Kurşunlu Mahzen önünde denize atılır,eskiden top atışıyla idam ilan olunurdu.(Kötü yola sapan saray cariyeleri de aynı biçimde denize atılırdı,bu onların ahiretini tanımama anlamına geliyordu.)
10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanı'nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu., Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar. sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden...
Şeyh Salim adında bir sahtekar vakıflardan kendine günde 1000 akça maaş bağlatmıştı. Köprülü Mehmed Paşa, onun gibi vergi kaynaklarına el koyanları bertaraf etmek için genel yoklama yaptırdı; varlıklı, çalışabilir olanların maaşlarına el koydu. Şeyh Salim, Köprülü huzuruna çıkıp berâtlarını gösterdi, şeyhe günde 200 akça yeter diye, hazineye ait öteki gelirlerine el kondu. Şeyh hiddete gelip tehdide kalkıştı; Köprülü, durumu padişaha telhis ile arz edip Ases- başı Zülfikar eliyle Arabıı gece boğdurup ölüsünü denize attırdı. Rivayette Köprülü döneminde bu Ases-başı yedi veya dört bin kişiyi katledip denize atmış.