Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Ağrıdağının yamacındaki Küp gölünün kıyısında çobanların birikip kaval çaldıklarıdır." "Yer götürmez bir kalabalığın sarayın üstüne yürüdüğüdür." gibi ifadelerle Abidin Dino'nun çizimleri hikâyenin perçinleyici bölümleriyle buluştuğunda aklıma küçükken alıp incelediğim şıpsevdi çizimleri ve altlarındaki ifadeler geldi. Onlar da görselindeki hikayeyi doğrudan aktarıp dümdüz mesaj verirken tatlı bir his bırakırdı. Abidin Dino'nun her zaman, çizimlerinin nizamını bozmayacak bir tarafına attığı parafını bi çiziminde atın gözlerini çizmek için kullandığını gördüğümde büyülendim, bu yaratıcılık; insanı bu üretken insanlara dair daha fazla merak ettiriyor. Çizimlerine ayrıca bakıp Yaşar Kemal üzerindeki etkisini daha fazla okuyacağım. Abidin Dinoyla Yaşar Kemal'in fikir ve yol arkadaşlıklarının meyvesini verdiği bu efsaneyi okumak baştan sona sürükleyiciydi. Doğu mitolojisinin Batıdan farklı unsurlarını yakalamak isteyenler için epey epik bir hikayesi var. 'Ahmet'in Gülbahar'a aşkının ötesinde Memo'nun yürek dağlayan fedakârlığı mı dersiniz, Demirci Hüsonun paganımsı tavrıyla yiğitliği mi dersiniz, geleneklerine atadan bağlı Kürt beylerinin yaman tavırları mı dersiniz' bitmek tükenmek bilmeyen bir içine çekiş gücü var bu incecik kitabımızın. Ayrıca araştırdığımda öğreniyorum ki Moğollar da harika bi beste yapmış bu epiğe. Dengbejlik: (Kürtçe: Dengbêjî دەنگبێژی), Kürt sözlü edebiyatında kilam ve stran söyleme sanatıdır. Türk edebiyatındaki türküye karşılık geliyor. Bilurvan; Kürtçede kavalcı demekmiş, anlamdan çıkaramadığıma üzüldüm. Münadiler; tellal demekmiş, Arapça kökenli. Unutmazsam sağda solda kullanırım diyeceğim ama tellal demeye bile yerim olmadı, develer münadiler iken bundan kelli. Abanoz; tahtadan yapılmış olanı belirtmek için denir. Yalıma kesmek: yanan
2026 Okuma Raporları
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Murassa sorguç; Osmanlı döneminde , padişahın ve vezirlerin başlıklarına takılan, tüylerden ve mücevherlerden yapılmış, püskül biçiminde süs. Kılaptan; bakır, kalay, pirinç gibi madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldızlar vurulmuş, saç kadar ince metal iplik. Ases; Osmanlı'da asayişi korumak için kol gezen gece devriyesi. Münadi; tellal. Samur kürk; samur kelimesi, sığır benzeri bir hayvanın postundan yapılan ve özellikle kürk yapımında kullanılan yumuşak, parlak ve değerli bir malzeme olan samur kürkünü ifade eder. Romanda sıklıkla geçiyor, Padişahın validesinin sırtında bulunduğunu sıkça işittiğimiz ısıtıcı elbise. İstihare namazları; kişinin evlilik, iş veya herhangi bir şeyin hayırlı olup olmadığını anlamak için kıldığı namazlardır. Kişi kendisi hakkındaki gerçekleşmesi beklenen olayları merak ederek istihareye yatar. İstihare namazı toplam 2 rekattır. Özellikle uyumadan önce kılınması gerekir. İslam'da bu şekil gönüle, güzel niyete hitap eden uygulamaların varlığı ilgimi çektiği için bunu açıklamak istedim. Baltayı taşa vurmak; TDK anlamını 'farkında olmadan karşısındakini rahatsız edecek, kızdıracak söz söylemek' olarak belirlese de aslında beklenmeyecek kişiden medet ummak olarak algıladığım deyimdir benim, sıklıkla kullanmasam da beğendiğim, lafı da gediğine oturtan türden bir deyiştir. Mücrim; biz bu kelimeyi sevgili, saygılı rahmetli Müzeyyen Senar'dan öğrendik , burda bir kez daha vurgulamış olayım, efendim mücrim: suçlu demek. Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime. Hakikaten öyle , yıllar geçiyor içine doğru günler ve saatler ve dakikalar ama gevşemekten uzak kasılmalarla titretiyor bu bakışlar uzaklara doğru hayallenirken. Mücevveze; 30-35 cm. boyunda, yukarıya doğru genişleyen yuvarlak şekilli, üzerine beyaz tülbent çekilen bir çeşit kavuk.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Reklam
10/10
·112 syf.··
2025 39. kitabı
Bu adamın Haldun Taner dili inanılmaz. Birine hikaye vitüözü ünvanı verilecekse, bu kişi Haldun Taner'dir bence. İncelemeden geçmek istemiyorum, ama diyecek söz bulamamak da beni hayli zorluyor. Beni en çok etkileyen yönü sanırım üstün gözlem gücü ve bunları ifade etmedeki becerisi, hem de hiç zorlanmadan. Bazen farketmediğimiz ama çoğunlukla bizim de aslında farkedip belki de sadece derinlerde hissedip, formulize edemediğimiz şeyleri, öyle güzelce ve kolayca betimleyebiliyor ki, "hah evet, tamda o" dedirtiyor. Hiçbirini birbirinden ayıramasam da ilk hikaye "Sancho'nun Sabah Yürüyüşü" ile son hikayeler "Ases" ve "Gülerek Ölmek"i ayrıca öneririm. Ek olarak "Dürbün" mizahi yanı, "Salt İnsana Yöneliş"se dostluk temasıyla beni etkiledi.
Sancho'nun Sabah YürüyüşüHaldun Taner · Yapı Kredi Yayınları · 2015284 okunma
Haldun Taner’in Kaleminden Gülerek Düşünmek
10/10
·185 syf.·
2025 49. kitabı
kalemimyazar Onikiye Bir Var - Sancho'nun Sabah Yürüyüşü - Gülerek Ölmek Haldun Taner Haldun Taner’in hikâyeciliği, Türk edebiyatında hem bir dönemin ruhunu hem de bireyin iç dünyasındaki çatışmaları yakalamak açısından ayrıcalıklı bir yerde durur. Bütün Hikâyeleri 3, yazarın hayatı mizahla tartan keskin gözlem gücünü bir kez daha ortaya koyduğu bir seçki. Kitapta toplam 11 hikâye yer alıyor ve her biri, toplumsal yapının başka bir yönüne ayna tutuyor. Kısa Kısa Hikâyelerden Derin Yansımalar Onikiye Bir Var adlı hikâyeyle açılan kitap, bireyin yalnızlığı ve zamanla kurduğu tuhaf ilişki üzerine kurulu. Peşi sıra gelen Ayak, ötekileştirme temasını ayak metaforu üzerinden anlatırken, İzinli Leylek göçü ve yabancılaşmayı simgesel bir dille işler. Bayanlar 00 adlı hikâyede kadınların kamusal alandaki görünmezliğine ironik bir dokunuş var. 45 Marka Seksapil ise kadının reklam nesnesine dönüşmesini eleştiriyor. Bu bölüm, bir açık artırmayı konu alan Artırma ile sona eriyor; insan onurunun metalaşmasına dair çarpıcı bir taşlama. Modernleşme, Konfor ve Birey İkinci bölüm olan Sancho’nun Sabah Yürüyüşü, Don Kişot’un sadık yoldaşı Sancho üzerinden, modern insanın yönünü kaybedişine odaklanıyor. Piliç Makinesi adlı hikâye, sanayileşmenin birey üzerindeki baskısını gösterirken; Rahatlıkla, konforun insanları nasıl uyuşturduğunu sorguluyor. Ases ise sıradan görünen bir hayatın içindeki karanlık gerçeklerle yüzleştiriyor okuru. Mizah ve Ölüm Arasında Kitabın son hikâyesi Gülerek Ölmek, ölüm gibi ciddi bir konuyu bile tebessüm ettiren ama düşündüren bir üslupla ele alıyor. Taner’in tiyatroculuğunun da izlerini taşıyan bu hikâye, kitabın adeta imza cümlesi gibi. Son Söz Bütün Hikâyeleri 3, sayfa sayısıyla küçük ama içeriğiyle oldukça yoğun bir kitap. Haldun Taner, her satırda hem düşündürüyor hem de topluma ayna tutuyor.
İnceleme
Onikiye Bir Var - Sancho'nun Sabah Yürüyüşü - Gülerek ÖlmekHaldun Taner · Bilgi Yayınevi · 2005195 okunma
Bir Ümitsiz Aşk
Puan vermedi·272 syf.··
2025 11. kitabı
İskender Pala Aşk Hikâyesi “10 Haziran 1617 sabahı, Kulaksız Kabristanı’nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı: aşk yüzünden…” Hikâye Sultanahmet Camii’nin temellerinin atıldığı gün başlar. İlk Cuma namazının kılındığı açılış gününde biter. Sultan I. Ahmed Dönemi’nden bir kesit sunar okura. Peki sadece tarihî bir dönemi mi anlatır bu roman? Kitaba adını vermiş bu “Aşk Hikâyesi” nedir? Bir gün tekrar kavuşmak ümidiyle bir ömür tüketen iki âşığın hikâyesi… Matrakçı Müslüman Bahşı ile bir papazın kızı Kaknusia’nın hikâyesi… Kırım Bahçesaray’da yaşayan gençler çaresiz kaldıkları için kaçarak evlenirler. Ancak bir günlük vuslatın ardı ayrılıktır. Genç âşıklara aman vermezler. Kaknusia, köle tacirlerinin eline düşer ve İstanbul’a giden bir gemiye bindirilir. Durur mu Bahşı, o da Kaknusia’nın özgür bir kadın ve eşi olduğuna dair belgeyi alarak aynı gemiye biner. Yolda gemi batar. Ve sevdalılar bir anda başka mekânlara savrulurlar. Her ikisi de sonunda İstanbul’a ulaşır. Birbirlerinden asla vazgeçmezler. Kaknusia’nın yolu İshak’la, Bahşı’nın yolu Gunala ile kesişir. İshak Kaknusia’ya, Gunala Bahşı’ya vurgundur. Ancak sevdiklerinden bir karşılık alamazlar. Her ikisi de dokunamadan da olsa bir ömrü sevdiklerinin yanında geçirmeye razıdır. Yazar, okura “sevgi” ve “aşk” kavramlarını sorgulatır. “Cihânı hiçe satmaktır adı aşk / Döküp varlığı gitmektir adı aşk.” der Eşrefoğlu Rumî. Can Yücel “Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.” der. Ernest Hemingway karamsar bir tanım yapar: “İki insan birbirini seviyorsa, buna mutlu bir son yoktur.”. “Aşk bir uçurum.” diyerek aşkın
Edebiyat
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Hangimiz hakikatli aşık?
9/10
·272 syf.·
Beğendi
·
2025 32. kitabı
Daha senden gayrı aşık mı yoktur, Nedir bu telaşın bay deli gönül Hele düşün devr-i Adem'den beri Neler gelmiş geçmiş say deli gönül Ruhsati Aşk, aklı başındayken insanı akılsız edendir. Aşk, bile bile hatalar yapmaktır. Aşk, yakalanmaktan korktuğumdur... İske İskender Pala 10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanında hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyette. Devrim ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden...
1000Kitap
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam
Reklam