Kadınların eşlerini ya da partnerlerini aldatmalarının nedenlerinden biri erkeklerin düşündüğünün aksine cinsel haz arayışı olarak ortaya çıktı. Erkeklerin, kadınların eşlerini ya da partnerlerini cinsellik için aldatmayacaklarına dair güçlü inançları, ataerkil toplumun kadın bedenine yüklediği anlamla ilgilidir. Erkek egemen düşüncenin hakim olduğu Müslüman toplumlarda kadının bedeni kendisine değil aileye, aşirete, ya da topluma ait görülür. Bu nedenle kadınların bedenleri aracılığıyla özgürce hareket etmeleri kısıtlanır, engellenir ve bu engel kadınların doğurganlık temelli doğası söylemiyle birleştirilir. Zira ataerkil değer sistemine göre cinsel arzular erkekliğe özgüdür, kadın cinselliğinin amacı ise üremedir. Üreme aracılığıyla kadın eve, ailenin özel alanına hapsedilir. Kadın ve cinsellik arasında inşa edilen ayrımın bir yolu da rasyonel ve irrasyonel arasındaki zıtlık üzerinden yani duygular üzerinden gerçekleştirilir. Görüşme yaptığım erkekler kadınların ancak duygu söz konusu olduğunda cinsellik yaşayabileceğini ifade etmişlerdi. Onların duyguyu anlamlandırma biçimi çoğunlukla romantizm üzerinden gerçekleşiyordu. Söz konusu kadınlar ve cinsellik olduğunda hazzı başlı başına bir duygu olarak görmüyorlardı. Oysa ki kadınların özgür yaşam dönemlerine dönüp baktığımda cinsel hazzın kadınların yaşamlarında büyük bir yer tuttuğunu, eşlerini ve partnerlerini aldatma motivasyonlarından birini oluşturduğunu gördüm.