Betül Beyazyüz

Jean Baudrillard Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu kitabında “kitleler her zaman için bir Tanrı düşüncesi yerine Tanrı imgesini yeğlemişlerdir” diyor. İmge, düşüncenin aksine cansız, donmuş ve hareketsizdir. Bir şeyin gerçek olması için imgenin canlanması, hareketlenmesi gerekir. İşte düşünce, imgenin canlanmasıdır; imge hareket edebildiği ölçüde yaşar ve imge durduğu anda o da kendisini donmuş imgeye hapsederek ölür. İnsanlar Tanrıyı putlaştırarak o Tanrıyı kendi elleriyle öldürdüler. “Tanrıdan çok Tanrıcı” kitle, Tanrının ölümünden neden ve nasıl mesul olunduğunun da canlı, hareket eden cevabı.
Sayfa 91 - İthaki·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Otorite kitlelerin merkezinin iç’te değil dış’ta olmasını ister; bu sayede, dış’a bağımlı, attığı adımlar için dış’ın onayına ihtiyaç duyan, inisiyatif alamayan, kendisinin ne istediğini anlamak için bile dış’ta otorite atfettiği mercinin iki dudağının arasına bakan, bağımsız düşünemeyen, bağımsız hissedemeyen, bağımsız hareket edemeyen kitlenin kontrolünü elinde tutar ki otoritenin bu arzusunu yerine getirmesi için “aile” kurumu mükemmel bir vasıta işlevi görür. Aileler kurumsallaştırıldıkları ve kutsallaştırıldıkları andan itibaren, otoritenin bu arzusunu icra eden uzantılara dönüşürler.
Sayfa 90 - İthaki·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum

Betül Beyazyüz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2021 23:53
·
2021 2. kitabı
Nihan Kaya
8.1/10 · 3.706 okunma

Betül Beyazyüz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·300 syf.·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 21:36
·
2021 1. kitabı
Nihan Kaya
8/10 · 7,9bin okunma
Çocuğumuzun ve içimizdeki çocuğun gerçekten yaşamadığı bir varoluş sahte bir varoluştur. İtaatin olduğu ama saygının olmadığı, uyumun olduğu ama gerçek bir bağ kurma hissinin olmadığı, bağlılığın olduğu ama yaşıyor olma hissinin olmadığı, devamın olduğu ama yenilenmenin olmadığı, her şeyi kısırlaştırmış, köreltmiş, stabilize etmiş, statikleştirmiş, kendi kendisinin bir tekrarı haline getirmiş, dolayısıyla kendisi kendisini içeriden öldürmüş, boşaltmış, ölü bir varoluştur. Nitekim “iyi aile yoktur” derken de bu türde kurumsallaşmış bir aileyi, bugün “aile” dediğimizde ona atfettiğimiz kemikleşmiş her ne varsa onu, aileye yüklenmiş ve o şekilde kalmış bütün ölü anlamları, ailenin donmuş imgesini muhafaza etmek için çırpınan, ona hürmet gösteren bütün statik, dolayısıyla sahte değerleri temsil eden türde bir aile kurumunu kastediyorum.
Sayfa 261 - İthaki·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum