Betül Beyazyüz

Anne-baba saygısı kavramı bir insan için ne kadar kutsal yahut önemli hale gelmişse, o kişinin Öteki’ne ve genel olarak bireylere, başkalarına o kadar saygısız olma hakkını kendinde görmesi ilginç bir tesadüf değildir. Nitekim bizim böyle bir kötülüğü nasıl yapabildiğine akıl sır erdiremediğimiz hemen herkes yaptıkları kötülüğün iyilik olduğuna son derece kâni şekilde yapıyor o kötülüğü. “Evet, Yahudilerin ölmesi onlar açısından bakarsak kötü olabilir. Ama Yahudilerin ölmesi dünyayı daha iyi bir yer haline getirecekse bu ölüm iyi bir şey. ‘Büyük iyilikler’ için böyle küçük kötülükler her zaman elzemdir” diyor Naziler. Birine kasıtlı olarak kötülük yapan biri kendi iyiliğini “greater good” (daha büyük fayda) gördüğü için yaptığı kötülüğün totalde iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Konu ister vatan olsun, ister aile/toplum, ister kişisel konular, iyi bir şeyler için birilerinin ya da bir şeylerin “feda edilmesi” gerektiği düşüncesi, kötülüğün en yaygın kaynağıdır. Anne-babalar da, “evet, çocuğuma bu yasağı koymak, şuna izin vermemek vs. bana da çok ağır geliyor. Ama çocuğumun iyiliği için bunu yapmak zorunday/d/ım” derken aynı kaynaktan besleniyor.
Sayfa 241 - İthaki·Kitabı okudu
İnsan
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Notlandırma sistemine alışmış olduğumuz için bunun aslında ne kadar tuhaf ve yanlış bir sistem olduğunu göremiyoruz. Not, çocuğun yaptığı işi, kendisini ve başka öğrencileri bu notlara göre ölçmesine, otorite ve yetişkinler tarafından ölçülmeyi içselleştirmesine neden oluyor. Genel olarak okul sistemiyle ve okulun notlandırmasıyla, notlandırma işini çocuğa ve veliye duyurma biçimleriyle aslında yapılan, çocuğu otorite tarafından belirlenen bir standarda uygunluğuyla ölçüp değerlendirmek, o standarda uygun hale getirmeye çalışmak ve çocuğun o standarda uyumlu olduğu ölçüde iyi, değerli, başarılı olduğu fikrini dayatmak, çocuğu kendisine değil başkasına yarar birine dönüştürmek.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Eğitim
1760’larda Prusya Kralı II. Frederick ile Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nın bir araya gelerek otoriteyi sorgulamadan ona itaat eden bir halk yaratmak amacıyla planladığı eğitim sistemi, Prusya’dan başlayarak zamanla tüm dünyaya yayılmış ve bugün hâlâ burada sıralanan detaylarla uygulanıyor. Çocuğun bir şey sormadan, hatta düşünmeden önce izin isteyerek kendisini bedenen ve ruhen frenlemeye alışması, bunun farkında olmasalar da otoritenin onayını almadan bir şey düşünemeyen ve hareket edemeyen nesiller yetiştirmek üzere okulun aileyle işbirliği yapması demek. Aile, çocuğu hâlihazırdaki dünyaya adapte olacağı şekilde sosyalleştirme amacını güder, çocuk ve toplum arasında köprü görevi görür. Ne var ki ailelerin de çoktan içselleştirdiği ve aslında kendisinin de mağduru olduğu hâkim sistem, kendi varlığını mümkün en az değişiklikle devam ettirmek için sinsice planlanmış istismarlar bütününden başka bir şey değildir. Okul, yerleşik düzenin kendi varlığını, bireyin varlığı yerine ikame ettirme sürecini çocuğa ailesinin rızasıyla işleyen sayısız fiziksel, zihinsel ve psikolojik istismar biçiminden sadece biri. Bu süreç sonunda hepimiz dev bir çarkın uzantısına dönüşüyor, bu dev çarkla birlikte hareket ediyor, çarktan ayrı, yani gerçek bir varoluşumuzun olmadığının ayırdına bile varamıyoruz.
Sayfa 89 - İthaki·Kitabı okudu
Eğitim

Betül Beyazyüz

, 2021 okuma hedefini ekledi.
2021 OKUMA HEDEFİ
14/30 kitap - %47 tamamlandı
14 kitap okudu
30 kitap
2.819 sayfa
0 inceleme
15 alıntı

Betül Beyazyüz

, bir kitap okudu
9/10
·196 syf.·
Beğendi
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 00:32
·
2020 12. kitabı
Eric Hoffer
8.5/10 · 3.721 okunma