betül

Ne bileyim, erkeklerin yaşadığı hayata bakınca in­san üzülüyor, diyor Marianne. Bütün toplumsal düzenin iplerini ellerinde tutarlarken bu kadarı mı akıllarına ge­liyor? Bari eğlenseler.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Özgüven
Öncelikle, yaptıklarınız sayesinde değer kazanamazsınız. Başarılar size tatmin getirebilir ama mutluluk değil. Başarılara dayalı özgüven "sahte" bir güvendir, gerçek değildir! Depresyonda olan birçok başarı­lı hastam buna katılacaktır. Ayrıca benlik değeriniz görünümünüze, yeteneğinize, şöhretinize veya servetinize de dayalı olamaz. Marilyn Monroe, Mark Rothko, Freddie Prinz ve birçok ünlü intihar kurbanı bu acımasız gerçeği ispat etmişlerdir. Aşk, onaylanma, arkadaşlık veya ya­kın, şefkatli insan ilişkileri kurabilme kapasitesi de doğuştan gelen de­ğerinize hiçbir şey eklemez. Depresyondaki bireylerin büyük bir ço­ğunluğu aslında çok sevilen insanlardır, fakat bu hiç işe yaramaz; çün­kü, kendilerini sevmezler ve kendilerine güvenleri eksiktir. Aslolan, ancak kendinize verdiğiniz değerin nasıl hissettiğinizi belirlediğidir.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Depresyon hiç de duygusal bir rahatsızlık değildir! Sa­hip olduğunuz her kötü his, çarpıtılmış olumsuz düşüncelerinizin bir sonucudur, tıpkı soğuk algınlığında burnunuzun akması gibi. Depresif belirtilerinizin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde, mantık dışı kötüm­ser düşünceleriniz başrolü oynar.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Kurtulduktan ve hatalarınızı hoş görmeyi başardıktan son­ra hala kendinize, "Hakikaten beni sevdi mi, yoksa bana mı öyle geliyor?" diye sorarsınız. Tüm ilişkiniz boyunca size ezi­yet eden bu soru sonrasında da peşinizi bırakmaz. Soruyu şu şekilde cevaplamak istiyorum: Evet, partneriniz sizi becere­bildiğince sevdi. Size söylediği ve belli ettiği her şey doğruy­du. Ama korkusu aşkına hasar verip onu alaşağı etti. Bu çok acımasız olsa da, eski partneriniz korkuları yüzünden kimseyi gerçekten sevmeye muktedir değildi.
Sayfa 248·Kitabı okudu
İlişkinizi devam ettirmeniz ya da bitirmeniz önemli değildir. Her iki durumda da bitebileceğini göze almalısınız. Çoğunuzun asıl bunu duymak istemediği­nizden eminim. İlişkinizi hangi yollarla kurtarabileceğinizi ve eşinizi nasıl ikna edeceğinizi söylememi umuyordunuz. İşte bağlanma korkusu yaşanan ilişkilerdeki paradoks budur: Ne kadar çok çaba harcarsanız, başarısız olma oranınız o kadar yükselir. Bağlanma korkusu olanların, kapana kıstırıldıklarını, zorlandıklarını hissettiklerinde paniğe kapıldıklarını hatırlat­mak istiyorum. Eşinizin bağlanmaya ve yakın ilişki kurmaya karşı gösterdiği direnci gözünüzde büyütmeyin. Tek yapabi­leceğiniz, size ne kadar acımasız gelse de, bu işin peşini bı­rakmaktır. Bunu yapmakla iki işlevi yerine getirmiş olursu­nuz. Hayatınızı tekrar kontrolünüz altına almak, böylece de bağımlılığınızdan ve üzüntülerinizden kurtulmak veya onları en aza indirmek istiyorsanız bırakmalısınız. İlişkinize bir şans daha vermek gerekirse, ona yapışıp kalmaktan vazgeçtiğiniz­de bunu yapabilirsiniz.
Sayfa 218·Kitabı okudu