Shakespeare'in eserlerini okumaktan keyif almamın ana nedenlerinden biri, onun sadece kendi döneminin sorunlarını değil, bizimki de dahil olmak üzere tüm zamanların temel sorunlarını yansıtmasıdır. Şöhret (Macbeth), yalanlar, ırkçılık, kıskançlık, pişmanlık (Othello), hayatta kalabilmek için erkek kılığında çalışan kadınlar (12. Gece), 2 genç aşığın canını alan düşmanlık, trajik ama bir o kadar da güzel bir aşk hikayesi (Romeo ve Juliet), farklı dünyalardan insanların yarım kalmış aşkı, belirsizliğin ve intikamın ahlaki sonuçlarının neden olduğu acılar (Hamlet), vb.
Bu eserler arasında en çok Hamlet kalbime dokundu. Hamlet tam olarak deliliğin eşiğindeydi. Bir yandan babasının intikamını almak ister ama harekete geçemez. Bir yandan bu suçun ahlaki sonuçlarını düşünür. Ortada kalan bir karakterin kararsızlığı sadece intikam alıp almamayla ilgili de değildi. Hamlet birçok konuda kararsızdır. Yaşamaya devam etmek ister ama bir yandan da bu hayattan çoktan vazgeçtiğini haykıran cümleler söyler. Aslında hem Hamlet hem de Ophelia akıllarını kaybetmiş olsalar da, bu deliliği farklı şekillerde deneyimlemişlerdi. Hamlet'in deliliği etrafındakilere zarar vermekle sonuçlandığı halde, Ophelia'nınki ise yalnızca kendine zarar vermekle sonuçlandı. Oyun boyunca Hamlet bilmediği şeylerden korkuyordu; Ölümden sonra ne olacağından, bu hayatta onu nelerin beklediğinden, babasının intikamını nasıl alacağından… Ophelia ise bildiklerinden korktu; Hamlet'in onu hiç sevmediğinden, etrafındaki insanların onu kullandığından, Hamlet'in onun babasını öldürdüğünden ve ağabeyinin burada olmaması yüzünden tamamen yalnız kalmasından...
Ophelia, oyunun sonunda bir ölüm sahnesinde olmasına rağmen son derece zarif görünüyordu. Teslim olurcasına kollarını iki yana açmış, bir elinde özenle çiçekler