Puan vermedi·399 syf.··
2026 51. kitabı
Ahirzamanda Fıtrat Mücadelesi Bu kitabı okurken kendimi bir okuyucudan ziyade, kendi iç dünyasının muhasebesini yapan bir yolcu gibi hissettim. Her sayfa, ahirzamanın karmaşık ve yorucu atmosferinde insanın özünü nasıl koruyabileceğine dair güçlü bir hatırlatma gibiydi. Kitap boyunca fark ettim ki asıl mücadele dışarıdaki fitnelerle değil, içimizde yavaş yavaş normalleşen yanlışlarla başlıyor. İnsan bazen kaybettiğini fark etmeden kaybediyor; fıtratından uzaklaştığını ise ancak hakikat aynasına baktığında anlayabiliyor. Bu eser tam da o aynayı insanın önüne koyuyor. En çok etkilendiğim tarafı, meseleleri sadece eleştirmekle kalmayıp çözümü de göstermesiydi. Çünkü fıtrat, insanın üzerine sonradan giydiği bir elbise değil; Rabbimizin insan ruhuna nakşettiği asli kimliğidir. Ondan uzaklaştıkça huzursuzluk artıyor, ona yaklaştıkça kalp sükûnet buluyor. Kitabı okurken sık sık şu hissi yaşadım: Günümüzde birçok problem olarak gördüğümüz şeyin kökünde aslında fıtrattan uzaklaşma yatıyor. İnsan kendini, ailesini, toplumu ve Rabbini doğru tanımadığında hayatın dengesi bozuluyor. İşte bu eser, bozulan o dengeyi yeniden kurmaya davet ediyor. Bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm, bazı yerlerde kendimi sorguladım, bazı bölümlerde ise ümit tazeledim. Çünkü kitap sadece tehlikeleri anlatmıyor; insanın özüne dönme yolunu da gösteriyor. Bu eser benim nazarımda bir kitap olmaktan öte, ahirzamanın gürültüsü içinde fıtratını kaybetmek istemeyenlere uzatılmış bir pusula gibiydi. Okudukça insanı sarsan, düşündüren ve kendine döndüren kıymetli bir çalışma oldu.
Ahir Zamanda Fıtrat MücadelesiYağmur İbiç · Evvahe Yayınları · 20231,078 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 17. kitabı
Ayperi bitmek bilmeyen kabuslarından yine uyanmış güne başlamıştı. Verdiği çay sözüne Ömerin yanına gitmek zorunda kalan Ayperi aldığı akıl ile çay yerine alkol tüketiyor ve Ömeri kendinden uzaklaştırmak için ilk adımı atmış olduğunu düşünüyor.. Melikenin sakladığı sır ise sosyal medyaya düşmesi ile ortalık bir anda karışıyor.. Melikenin yanında kızlar yerine Yavuz olması ise beklenmedik bir gelişme oluyor.. Melike den özür dileyen Poyraz onun geleceğini garanti adına alması için usb kart veriyor.. Kızların kapısında onu gören Muharrem ilk verdiği sözü tutup yumruk atmasıyla Poyrazı bayıltıyor.. Poyrazın verdiği usb ile Melike hem daha çok ünleniyor hem de terfi alıyor.. Bunu kutlamak için evi hazırladığında ise asıl Süpriz Şeyma ve Muharrem ikilisinden geliyor.. Ayperi yi görmeye okula gelen Ümit Ayperinin kabuslarını yeniden canlandırıyor.. Ayperi ikilemlerden sıkılıp herşeyden uzaklaşıp tedavisine devam ederken Ömerle aralarında aylarca görüşemediği zaman dilimi giriyor.. Melikenin yaptığı planlar doğrultusunda yeniden karşılaşan çift ise beklenmedik Nevin tehlikesi ve kıskançlık atağıyla yeniden konuşmaya başlıyor.. Şeyma ile Muharrem için Kırşehire giden grup Melike ve Ayperinin kardeşi muzaffer yine bilmeden yapılan hata yine ortalığı alev alanına döndürüyor gelen Süpriz ise Ayperinin gönlüme taht kuruyor.. Ömerin arkadaşları ile tanışan Ayperiyi sabah kapıda beklenmedik misafir ile karşılaşınca ikilinin yine ilişkilerinde problem oluyor.. Yalan ve sır saklamak Ayperinin en hassas konusu olduğu için araya yeniden mesafe koyması Ömerin iş ve yaşamını etkiliyor.. Yazarın cıkardığı tüm kitapları okumuş biri olarak en eğlendiğim kısımlardan bazıları şunlardı; Şeyma Muharrem için futbol taktikleri öğrenirken yaşadıkları.. Duvar yazılarının hiç beklenmeyen
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026174 okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Merhabalar, bugün sizlere Ece ile anne-kız okuma etkinliğinde okuduğumuz “Benim Kedim Bir Robot” kitabının yorumunu getirdim. Ece, babası, annesi ve abisi Mete ile huzurlu bir yuvada yaşıyordu. Bir sabah her şey, Mete’nin fırına poğaça almaya gitmesiyle değişir. Evde poğaça beklenirken, kese kâğıdının içinden minik ve hasta bir yavru kedi çıkar. Aile bu beklenmedik durum karşısında şaşırsa da kediyi sahiplenir ve adını “Poğaça” koyarlar. Ancak Poğaça’nın arka bacaklarında bir problem vardır ve yeniden yürüyebilmesi için robot bacak ameliyatı olması gerekmektedir. Bunun üzerine aile, masrafları karşılamak için büyük bir dayanışmaya girer. Acaba Poğaça için gereken para toplanabilecek miydi? Onu bekleyen umut dolu geleceğe kavuşabilecek miydi? Daha ilk sayfalardan itibaren kızım kendini kitabın içinde buldu. Çünkü hikâyenin kahramanının adı da Ece’ydi ve o da beşinci sınıfa gidiyordu. Üstelik kitaptaki Ece gibi bizim Ece de abisinin sinir uçlarıyla oynamayı çok seviyordu. Bu benzerlikler kitabı onun için daha da eğlenceli hâle getirdi. Ama kitabın bizi asıl etkileyen kısmı Poğaça’nın hikâyesi oldu. Çünkü Poğaça’nın yaşadıkları bize kendi kedimiz Leydo’yu hatırlattı. Onu da bir zamanlar sokakta hasta ve yardıma muhtaç bir hâlde bulmuş, uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçirmiştik. Bu yüzden Poğaça’nın sağlık mücadelesini okurken kendimizi hikâyenin içinde bulduk. Elbette kitap sadece hüzünlü anlardan oluşmuyor. Babaannenin takma dişleriyle ilgili bölümler ve Mete’nin kucağında bir köpekle çıkageldiği sahneler bize kahkaha attırdı. Bunun yanında kitap oldukça eğiticiydi. Kullandığı dil, cümle yapıları ve aralara serpiştirilmiş küçük metaforlarla çocukların Türkçesini, imla ve dil bilgisi becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. Ayrıca teknolojinin yalnızca
Hikaye öykü çocuk edebiyat
Benim Kedim Bir RobotKaan Özdemir · Cezve Çocuk Yayınları · 20268 okunma
Puan vermedi·344 syf.·
2026 10. kitabı
Adelaide duygusal olarak insanı yavaş yavaş içine çeken, karakterin zihninin içinde yaşamış gibi hissettiren ve özellikle ilişkilerdeki beklenti, sevgiye tutunma, kaygı ve özdeğer konularında yoğun bir atmosfer yaratmak isteyen kitaplardan biri. Saydığım şeylerin bir kısmını başarılı şekilde verse de benim için anlatısını doğru noktada sonlandıramamış bir kitap oldu. Çünkü Adelaide’in problemi yalnızca yanlış adamlara denk gelmesi değil. Asıl problem, kendi değerini dışarıdan gelen sevgiyle ölçmeye çalışmasıydı. Adelaide sevgiyi hak edilmesi gereken bir şey gibi görüyor. Bu yüzden de Rory’nin sunduğu en küçük sevgi kırıntısına bile sıkı sıkıya tutunuyor. Onu kaybetmemek için Rory’nin kırıcı, eksik ve problemli davranışlarına sürekli bahaneler üretmeye çalışması insanı gerçekten üzüyor. Üstelik çevresinde onu seven, destekleyen insanlar da var. Adelaide bunun farkında da aslında. Ama bazen gerçeği mantıksal olarak görmek yetmiyor. Duygusal olarak da inanabilmek gerekiyor. Bu yüzden Adelaide’i okurken yer yer ona kızsam da neden böyle davrandığını anlayabildim. Çünkü insan bazen kırılacağını bile bile bazı sevgilere tutunabiliyor. Ancak benim için kitabın en problemli kısmı finaliydi. Çöküşünü uzun uzun okuduğumuz Adelaide’in iyileşme süreci oldukça kısa geçildi. Ve ne yazık ki hikâye benim gözümde bir noktada “bir erkek yüzünden dağılan kadının başka bir erkek sayesinde toparlanması” hissine dönüştü. Bu da beni hikâyeden uzaklaştırdı. Bubs karakterinin kitap boyunca belirli aralıklarla gözümüze sokulması zaten finalin yönünü tahmin ettiriyordu. Ama ben yazarın bu karakteri çok daha etkileyici kullanabileceğini düşünüyorum. Keşke Adelaide’in terapi sürecinin devam ettiğini, farkındalığının arttığını, kendi özdeğerini yavaş yavaş inşa etmeye başladığını görerek
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,875 okunma
7/10
·312 syf.··
2026 90. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:50
Kitap bir ön novella ve burada devam şeklinde yazılmış . Ön novella mutlaka okunmalı bazı durumlarda gerekmez ama burada şart oluyor . Puanlama benim için çok zor oldu öncelikle konu zordu fakat güzeldi . Asıl problem saçma atlayan karakter gelişimleri oldu olmasa bu konuya puanım çok yüksek olurdu . Selene 23 yaşında pek güzel kızımız 15 yaşındayken yargıç babası ve avukat annesi evlerinde kız izlerken öldürülüyor o güvenli oda sayesinde kurtuluyor . En yakın arkadaşının yargıç babası aile dostu kıza kol kanat geriyor ama kızda tabi travmanın hası var . Sıkıntılı ruh hali var tatminsiz seks hayatı var üç senelik saman gibi ilişkisi var . Bir şekilde öğrenip girdiği çok elit bir kulüpte Cassius Wolf ile tanışıyor . Cassius Wolf bir nevi tanrı gibi babasından 8 sene önce devir aldığı mafya babalığını sürüyor . Bazı yazacaklarım spoiler gibi ama değil zira kitabın başından itibaren biliyoruz durumu . Cassius 8 sene önce babasına kendini kanıtlarken bunlar hakkında bilgi sahibi belli yargıçları bizzat öldürüyor . Tabi bunlardan biri Seelene 'nin anne babası yani adam kızın kim olduğunu biliyor . İlk novella bunların kulüpte karşılaşıp kızın üç gün boyunca adamın kölesi olarak takılması ile geçiyor . Kızın yapışkan erkek arkadaşı ayrılığı kabul etmeyip kulübe gelince kızda adamı kurtarmak için konuşunca Cassius kızı bir seneliğine yolluyor . Ana kitap bu bir senenin bitiminde başlıyor zaten . Selene bu bir sene boyunca asla Cassius'un tasmasını çıkarmıyor hayvan gibi kendini eğitiyor zaten Harvard Hukuk okuyor . Bir sene dolduğu gün kız hemen adama gidiyor .Bu noktadan itibaren adam kızı hayatının merkezine hatta örgüte dahil ediyor . Bunların hepsi tamam ama kız sanki on senelik ajan olay çözücü manyak bir şey olarak sunuluyor bize . Yavaş yani burada anlatılan gibi
RuinElizabeth Knox · Independently published · 01 okunma
Damokles'in Karanlık Odası
7/10
·388 syf.··
2026 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 12:59
İkinci Dünya Savaşı'nın arka planlarıyla ilgili oldukça ilginç bir kitap olmuş #k:499065. Kitap boyunca ana karaktere çok benzeyen birinden emirler alıp ajanlık yapan bir adamın hikayesi aslında. Fakat asıl problem savaş bittikten sonra ana karakterin emir aldığı kişinin gerçekten olup, olmadığı fikri altında başlıyor. Ajanlık yaparken gerçekleştirdiği her olayın aslında çift kişilikli karakter bozukluğundan ibaret olduğunu ve her şeyi kendi yaptığını anlıyorsunuz. Biraz bu açıdan "Fight Club'ı" andırıyor. Yazıldığı zamana göre yazarın kurgusunun gerçekten okumayı keyifli kıldığını düşünüyorum.
1000Kitap
Damokles'in Karanlık OdasıWillem Frederik Hermans · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522 okunma
Reklam
Reklam