Sadece kendinizi değiştirme gücüne sahipsiniz. Başkalarını değiştiremezsiniz. Kendinizi sorun olarak görmeniz gerekir, bir başkasını değil. Bir başkasını çözülmesi gereken sorun olarak görürseniz, o kişiye kendiniz ve sağlığınız üzerinde güç vermiş olursunuz. Kendiniz dışında kimseyi değiştiremeyeceğiniz için, kontrolü elinizden kaybetmiş olursunuz. Burada asıl sorun, problem yaratan kişiyle nasıl bir ilişki kurduğunuzdur. Acı çeken sizsiniz ve bunu onarma gücü yalnızca sizdedir.
Sayfa 223·Kitabı okuyor
1000Kitap
Anıları ve belleği düşünün. Doğa, anıları birden fazla kez sakla­mak için mekanizmalar geliştirmiş gibidir adeta. Sözgelimi, normal koşullarda günlük olaylarla ilgili anılarınız, beynin “hipokampus” adı verilen bir bölgesi tarafından sağlamlaştırılır, yani pekiştirilir. Ancak korkutucu olaylar -bir araba kazası ya da hırsızlık olayı- yaşanırken, “amigdala” adı verilen bir başka bölge de anıları bir öncekinden bağımsız, ikincil bir yol boyunca düzenler. Amigdalanın işlediği anılar, farklı bir nitelik taşımaktadır: Bunları silmek zordur ve herhangi bir anda flaş gibi yanıp sönebilirler (tecavüz kurbanları ve savaş gazilerinin sıklıkla anlattığı gibi). Kısacası, anıları beyne nakşetmenin birden fazla yolu vardır. Ve sözünü et­tiğimiz, farklı olaylarla ilgili farklı anılar değil, aynı olayla ilgili farklı anılardır; sanki farklı kişiliğe sahip iki ayrı gazetecinin tek bir olaya ilişkin aldıkları notlar gibi.Sonuçta, beynin farklı bölümlerinin aynı işle ilgilenebildiğni görüyoruz. İkiden de fazla grubun işlere el attığı düşünülmektedir. Buna göre her grup ilgili bilgileri kendince yazacak ve daha sonra hikâyeyi anlatmak için birbiriyle rekabete girişeceklerdir.Örtüşen etki alanlarına bir örnek daha verelim. Beynin hareketi nasıl algıladığı, biliminsanlarını uzun süre uğraştıran bir konu olmuştur. Nöronlardan (sinir hücreleri) hareket algılayıcılar inşa etmenin birçok kuramsal yolu vardır; bilimsel literatür ise nöron­lar arası bağlantılardan tutun, küçük nöron uzantıları (dendrit- ler) ya da büyük nöron toplulukları arasında kurulan bağlantılara varana kadar, birbirinden çok farklı modellerle doludur. Burada önemli olan ayrıntılar değil, bu kuramların akademik camiada
Sayfa 129
Reklam
Öğrendiğiniz her bilgi ve harcadığınız her çaba size dopamin olarak geri dönecektir. Zaten problem de bu dopaminden kaynaklanır. Elde ettiğiniz o geçici huzur hissi, asıl sorununuz ile yüzleşmenizi bir süre daha erteleminize olanak sağlayacaktır. Ama bu durum acı gerçeğinizi değiştirmez çünkü sürekli ertelediğiniz sorun orada tüm can sıkıcılığıyla durmaktadır.
Sayfa 142
"Yaşamın doruğu! Tam üstüne bastın Sig. Hayat merdiveninin doruğuna çıktık! İşte asıl problem şimdi başlıyor; bunun bir de inişi var
Sayfa 215·Kitabı okudu
Bugün problem alanı olarak önümüze getirilen konuların tümüne düzmece problemler diye bakılmalıdır. İnsanlar her neyi put olarak görmüşlerse o putlar karşılarına problem olarak çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, günümüz dünyasında asıl problemin, problem diye uğraşılan konular olmadığını, fakat asıl problemin kafa yapısından doğduğunu söylemek gerekecektir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan çoğu zaman kendi isteğiyle reset atmaz. Hayat, bunu çoğu zaman krizler aracılığıyla hatırlatır. Bir işin kaybedilmesi, bir ilişkinin bitmesi, bir hastalık, bir ekonomik sarsıntı ya da derin bir anlamsızlık duygusu… Bunların her biri, yüzeyde bir problem gibi görünse de derinde bir davettir: “Şu an yaşadığın hayat gerçekten senin mi?” Eğer cevap “hayır” ise, kriz aslında bir yıkım değil, yeni bir inşa sürecinin başlangıcıdır. Krizler, kapıları kapatırken aslında yeni kapılar açar; yeter ki insan o kapıları görmeye hazır olsun. En derin reset ise, insanın kimlik katmanlarını da aşarak, varoluşunun özüne yönelmesiyle gerçekleşir. Toplumsal rollerin, unvanların, başarı hikayelerinin ötesinde bir soru belirir: “Ben gerçekten kimim?” Bu soru, insanı spiritüel bir arayışa taşır. Bu arayışta kişi, sadece bedenden, sadece zihinden, sadece geçmişinden ibaret olmadığını fark eder. Onların ötesinde, bütün bu deneyimleri yaşayan bir bilinç olduğunu idrak eder. Bu idrak, insanın hayatla kurduğu ilişkiyi kökten değiştirir. Çünkü artık dış koşulların dalgalanmaları içinde savrulmak yerine, içsel bir merkeze dayanarak yaşamaya başlar. Reset, bir anda olup biten bir mucize değildir; bir süreçtir, bir yolculuktur. Bu yolculuğun temel adımları aslında oldukça yalındır: Durmak, görmek, bırakmak, seçmek ve yeniden inşa etmek. İnsan önce durmayı öğrenir; otomatik pilotu kapatır. Sonra hayatına, çünkü kimlik, yalnızca düşüncelerle değil, tekrar eden davranışlarla inşa edilir. Yeni bir hayat, yeni alışkanlıklar ister. Sabah nasıl uyanıldığı, günün nasıl planlandığı, bedenin nasıl beslendiği, insanlarla nasıl konuşulduğu… Bunların her biri, yeni kimliğin taşlarını döşer. İnsan, olmak istediği kişi gibi yaşamaya başladığı anda, o kişiye dönüşür. Bu dönüşüm süreci, ilişkiler alanında da
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam