Viktorya dönemi İngiltere’sinin o soğuk, kasvetli ve sınıf ayrılıklarıyla örülü dünyasında; yetimliğin, yoksulluğun ve haksızlığın karşısına sadece kendi iradesi, onuru ve keskin zekasıyla dikilen bir kadının hayranlık uyandıran varoluş mücadelesi. Charlotte Brontë, Thornfield Malikânesi’nin tekinsiz duvarları ve gizemli efendisi Bay Rochester’ın karanlık sırları arasında Jane’in hikayesini işlerken; aşkı bir boyun eğme değil, iki özgür ruhun eşitliği olarak yeniden tanımlıyor ve kadın özgürleşmesinin o en güçlü, en sarsıcı ve zamansız manifestolarından birini edebiyat tarihine armağan ediyor.