Sigara yakarken çakmağın ateşi kirpiklerimi de yaktı. Acemilik mi bu, diye düşündüm; yoksa insan ne kadar yaşarsa yaşasın bazı ateşlere karşı hep acemi mi kalıyor? Aşk gibi. Kaç kez yandığını bilirsin, alevin dilini tanırsın, nerede durman gerektiğini ezberlemişsindir. Yine de bir anlık dalgınlıkta en ince yerinden tutuşursun. Demek ki bazı şeylerde ustalık yok; sadece yanmayı biraz daha sessiz öğrenmek var. Tamara.
Geliyorsa oda senden gelsin. Bütün hayallerim yandı yokuşlarda..." Blok3- kayıp kalp.
Alıntı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Frankie and Johnny
Frankie and Johnny, yalnızlık, güven ve duygusal savunmalar üzerinden ilerleyen bir aşk hikâyesi anlatır. Film, dışarıdan bakıldığında basit bir romantik ilişki gibi görünse de aslında iki insanın geçmiş yaralarıyla nasıl baş etmeye çalıştığını merkezine alır. Johnny (Al Pacino), hayata yeniden tutunmaya çalışan, duygularını açıkça ifade etmekten çekinmeyen bir karakterdir. Frankie (Michelle Pfeiffer) ise tam tersine, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle duygusal olarak kendini kapatmış, mesafeli ve temkinli biridir. Bu zıtlık, filmin temel gerilimini oluşturur. Frankie’nin çekingenliği aslında bir duygusuzluk değil, aşırı hissetmenin yarattığı bir korunma biçimidir. İnsan bazen “git” derken bile “kal” demek ister; ancak sevgiye açık olmak, incinme ihtimalini de beraberinde getirdiği için bu duyguyu doğrudan ifade etmek zorlaşır. Film, bu içsel çatışmayı oldukça yalın ama derin bir şekilde işler. Johnny’nin ısrarı ile Frankie’nin geri çekilmesi arasındaki bu duygusal çekişme, aşkın sadece iki insanın birbirini sevmesi olmadığını; aynı zamanda güvenmeyi, teslim olmayı ve geçmişle yüzleşmeyi de gerektirdiğini gösterir. Film, sevginin varlığından çok, sevgiye izin verebilmenin zorluğunu anlatır. Sonuç olarak Frankie and Johnny, romantik bir hikâyenin ötesinde, insanın kendi duvarlarıyla olan mücadelesini ve duygusal yakınlıktan kaçarken aslında en çok ona ihtiyaç duymasını anlatıyor.
Film
7 Haziran hüzün günü;
7 Haziran hüzün günü; üç devin kaybedilişinin:
Cahit Zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu
,
Abdurrahim Karakoç
Abdurrahim Karakoç
,
Mevlâna İdris
Mevlâna İdris
’in vefatının seneyi devriyesi.   Kelimelerin yetim kaldığı, edebiyatımızın ve gönül dünyamızın en zarif, en gür ve en
1000Kitap
Ne kadar sevdi ise o kadar sandı .
Siz hiç birini çok severken ihanete uğradınız mı?
Aşk