5/10
·432 syf.··
2026 3. kitabı
·
91 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:52
Ya olmasa da olurdu gibi.Baya uzun sürede bitirdim ama o yine benim yüzümden dili akıcıydı da çift bana geçmedi ya Belgin ve Cihangir daha iyiydi benim için bi de ata var tabiii.Genel olarak çıtır çerez okunur ama çok büyük umutlarla başlamanızı önermem
Vurdu ve Aşk 2Beyza Kırıkçı · Ephesus Yayınevi · 2023329 okunma
9/10
·764 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Beyaz leke 1 ve 2 yorumum Spoiler içerir!! Öncelikle kitabın kapağını kapatınca bir garip oldum. Çünkü o beyaz leke evrenine çok alışmıştım.. Bir daha okuyamamak üzdü..Konusu güzeldi. Aslı Arslan'dan okuduğum ilk kitaptı. Anlatım biçimi gayet anlaşılır ve açıktı. Tugay ve Eftalya 'yı çok sevdim. Eftalya çok güçlü bir kadın. Annesini hiç sevmedim. Babası zaten HARİKA bir insan. Bence babası biraz fazla abartılmış gibime geldi. Adam kızı için 'Ölüm Timi'ni kurmuş. Gururlu bir adam ama çok ileri görüşlü... Her dediği çıktı. Meryem'e çok ağladım. Ondan ne istediğiniz ya?! Tugay zaten iyi biri ama şöyle ki Ben Eftalya'nin yerinde olsaydım Tugay dan korkardim. Çünkü bi iyi tarafı bir kötü tarafıni gösteriyor. Benim AÇIK ARA EN SEVDİĞİM KARAKTER: Marco T. Mandalina ve erik.. Bana çok samimi gelen bir karakter oldu. Ne yalan söyleyeyim Gamze'yle olmasını COK İSTERDİM T-T ama çok geç kalınmış bir defter.. ne kadar güçlü olsada bu duygusal işlerde çok korkak bir insan ama onunla bir duygusal bağ kurdum. Onu anladım ben. Geç kalınmışlik.. Javier onun kardeşi mi değil mi pek çözemedim ama olsun iyi bir abi. AMA KESKE GAMZE'YLE OLSALARDİ. 2. Kitapta sarıldılari sahne de ağladım. Sinan gibi bir dost kesinlikle bulamayız. Veya sevgili de olabilir. Eftalya'ya olan bağlılığı çok güzeldi. Defne'yle Ufuk'un kardeş çıkmalarıni ağzım açık okudum. Defne ve Giray.... Defne için hem çok kızdım hemde hak verdim çünkü aynı şey Giray içinde olsaydı. Giray'da Tugay'ı seçerdi. Eminim. Ufuk'u sevmiştim ama hain olması üzdü. Onun dışında... Bu kadar ama üzerine tartışılabilir bir kitap. Okugunuz için teşekkürler!!
Alıntı
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·120 syf.··
2026 79. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:02
Jules Verne’in Karpatlar Şatosu romanını okurken, bunun alıştığım Jules Verne maceralarından biraz farklı olduğunu düşündüm. İlk sayfalarda eski bir şatonun etrafında dolaşan gizemli olaylar nedeniyle doğaüstü bir hikâye okuyacağımı sandım. Ancak roman ilerledikçe, Verne’in korku atmosferini bilim ve teknolojiyle iç içe geçirerek bambaşka bir anlatı kurduğunu görmek beni daha çok etkiledi. Benim için romanın merkezinde Kont Franz de Télek vardı. Onun yıllar önce kaybettiğini düşündüğü Stilla ile ilgili yaşadığı duygular, hikâyenin sadece gizem üzerine kurulmadığını gösteriyor. Franz’ın şatoya gitme nedeni merak değil, geçmişiyle yüzleşme isteği. Bu yüzden onun yolculuğunu okurken, bir maceradan çok takıntının ve özlemin insanı nereye kadar sürükleyebileceğini düşündüm. Romanın diğer önemli karakteri Baron Rodolphe de Gortz ise beni en çok düşündüren kişiydi. Stilla’ya duyduğu saplantılı bağlılık, zamanla sevginin sınırlarını aşarak sahip olma arzusuna dönüşüyor. Onun bilim ve teknolojiyi kullanış biçimi de tam burada anlam kazanıyor. Gortz’un amacı yeni bir şey üretmek değil; geçmişi olduğu gibi koruyabilmek. Bence romanın en güçlü taraflarından biri de buydu. Teknoloji burada ilerlemenin değil, vazgeçememenin bir aracı hâline geliyor. Başta köylülerin şatoyla ilgili korkularını okurken yaşananları gerçekten doğaüstü sanmıştım. Fakat olayların arkasındaki gerçeği öğrendikçe, insanların bilmedikleri şeyleri nasıl kolayca efsaneye dönüştürdüklerini fark ettim. Jules Verne’in, batıl inanç ile bilimi aynı hikâyede buluşturmasını oldukça başarılı buldum. Roman boyunca beni etkileyen bir başka nokta da Karpat Dağları’nın atmosferiydi. Sisli yollar, terk edilmiş şato ve sessizlik, hikâyeye sürekli bir gerginlik katıyor. Mekân, karakterler kadar güçlü bir role sahipti.
1000Kitap
Karpatlar ŞatosuJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,035 okunma
Doğu'nun Limanları
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:27
Semerkant ı okuduktan sonra kitaptan çok etkilendiğimden yazarın başka kitaplarını okumak isteyerek Doğunun Limanlarını okudum. Annesi Ermeni, babası Osmanlı soyundan olan İsyan'ın savaşa denk gelen trajik hayatının öyküsü. Müslüman İsyan'ın Yahudi Clara ile yaşadığı büyük ama imkânsız aşk etrafında geçen bir hikâye de diyebiliriz. Fakat bu, sadece bir aşk hikâyesi değil; savaşın, kimlik arayışının, aidiyetin ve hoşgörünün iç içe geçtiği etkileyici bir roman. Anlatımı sade ama hissettirdiği duygular oldukça derin. Yazar Amin Maalouf , insan olmanın sınırlar ve kimliklerden çok daha büyük olduğunu anlatmak istemiş. Kesinlikle okunmaya değer bir eser Doğu'nun Limanları
Edebiyat
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:33
Gabriel Gabriel García Márquez'in Yüz Yıllık Yalnızlık adlı romanı, hayali Macondo kasabasının kuruluşundan çöküşüne kadar uzanan yaklaşık bir yüzyıllık destansı hikâyeyi anlatır. Roman, girişindeki çarpıcı cümleyle okuru hemen içine çeker: Albay Aureliano Buendía, kurşuna dizilmeyi beklerken çocukluğunda babasının onu buzla tanıştırdığı günü hatırlar. Bu anı, geçmiş ile geleceğin iç içe geçtiği anlatının habercisidir. Macondo, José Arcadio Buendía ile eşi Úrsula Iguarán tarafından kurulur. Bilime, keşfe ve hayallere tutkuyla bağlı José Arcadio, gezgin çingenelerin getirdiği icatların büyüsüne kapılır. Zamanla takıntıları onu gerçeklikten koparırken, ailenin yükünü güçlü iradesiyle Úrsula taşır. Buendía ailesinin nesilleri boyunca aynı isimlerin tekrar edilmesi, karakterlerin kaderlerini de birbirine benzetir. José Arcadio adını taşıyanlar çoğunlukla tutkularının peşinden giderken, Aureliano adını taşıyanlar yalnızlığa, düşüncelere ve içe kapanıklığa sürüklenir. Romanın merkezinde, sayısız savaşa katılan Albay Aureliano Buendía'nın yükselişi ve hayal kırıklıkları yer alır. Devrim uğruna başlayan mücadelesi zamanla anlamını yitirir; zaferler ve yenilgiler birbirine karışırken geriye derin bir yalnızlık kalır. Aynı dönemde aile fertleri yasak aşklar, saplantılar, gizemli ölümler ve beklenmedik mucizelerle yüzleşir. Güzelliği dillere destan Remedios'un göğe yükselmesi, yıllarca süren yağmur, uykusuzluk salgını ve hayaletlerin yaşayanlarla konuşması, romandaki büyülü gerçekçilik atmosferini güçlendirir. Olağanüstü olaylar, karakterler tarafından sıradan karşılanır ve bu durum romanın benzersiz anlatımını oluşturur. Macondo'nun dış dünyayla ilişkisi geliştikçe kasaba refahın ardından sömürü, şiddet ve unutuluşla karşılaşır. Muz şirketinin gelişi, ekonomik canlılık sağlasa
1000Kitap
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,6bin okunma
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:21
Bu gün size gerçekten okurken çok sevdiğim hatta kadın karakterini sarıp sarmalamak istediğim, kendime benzettiğim, erkek karaktere bazı yerlerde hak versem de mağara adamı gibi değil mağaranın kendisi gibi davrandığı için ayar olduğum ama yine de çok beğendiğim o serinin ilk kitabını getirdim Işıl’ın hayatı dışardan bakılınca şatafatlı, görünse de aslında hiç bir zaman fikri sorulmamış, o evde bir cam fanusun içinde hapsedilmiş, kırılgan, narin bir tek fırçaları ve tuvali olan bir kadın. Bir çok yerde Işıl’a sarılmak istedim, daha o farkında değil ama Ecevit ve ben onun gücünün başından beri farkındayız. Ecevit ise gerçekten aşırı iyi yazılmış zor bir karakter. Çocukluğunu okurken ağladığımı itiraf etmeliyim. Yazarın kalemine sağlık gerçekten Ecevit’in duygu karmaşasını ve içinde kopan fırtınaları muazzam bir şekilde dökmüş kaleme. Hem çok sevdiğim, hem anladığım hemde Işıl’ın kırılmasına sebep olduğu ve kendisini istemese de geri çektiği için beni deli eden bir karakter oldu. Işıl Atabey Ecevit Demirhan ile olan kaderini Şafak Vurgunu tablosunu çizerken yazmış aslında ama Ecevit Demirhan 11 yıl önce Işıl’ı gördüğünde kaderlerinin kesişeceğini biliyordu. Bu detaylar beni mest etti. Işıl’ın Ecevit’i aydınlığa çıkardığı ve Ecevit’in Işılı’ın ışığını kaybetmemesi için verdiği çaba…Ecevit başta gerçekten baş ağırtsa da kalbinin yerini Işıl’la öğrendikten sonra sınırlarını aşabilmesi ve gerçek anlamda karşılıklı duygularını paylaşmalarını okumak çok güzeldi. Onlarınkisi sadece basit bir aşk değil, sokağın tavanı kadar… Sonda Işıl’ımla birlikte yıkıldım. Kesin işin içinde başka bir şey var derken gerçekten iş Atilla Atabey’in altından çıkmış. Işıl bu gerçeklerden sonra ne yapacak? Oğuz sahnelerinde de ayrı boğazım düğümlendi Işıl, Ecevit ve Abisi hakkında ki gerçeği
Şafak VurgunuŞevval Demirdöğer · Pukka Yayınlar · 2026164 okunma