8/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Işık, çok küçük yaşta babasını, gençlik yıllarında ise annesini kaybeden; hayatı boyunca sevgiye, ait olmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir genç kadın. Babasının kaybından sonra annesi onu ahlaklı, kültürlü ve güçlü bir birey olarak yetiştirmek için emek veriyor. Ancak tüm bu çabaya rağmen aralarında gerçek bir sevgi bağı kurulamıyor. Işık, annesinden görmek istediği sıcaklığı ve sevgiyi bulamıyor; bu yüzden çocukluğundan itibaren içinde dolduramadığı bir boşlukla büyüyor. Sevgi açlığıyla çıktığı yolda, Behçet'in ilgisini aşk sanarak henüz 17 yaşında evleniyor. Ancak bu evlilik ona mutluluktan çok hayal kırıklığı getiriyor. Roman boyunca Işık'ın yıllar süren mücadelesine, yarım kalan hayallerine, çocukları için yaptığı fedakârlıklara ve yeniden ayağa kalkma çabasına tanıklık ediyoruz. Işık karakterini okurken en çok beni etkileyen şey, kendini adım adım tüketmesi oldu. Kendisini hep başkalarının mutluluğuna adayan, ihtiyaçlarını geri plana atan, zamanla kendini unutan bir kadından; kendi hayatını sahiplenmeye çalışan güçlü bir kadına dönüşmesini görmek oldukça etkileyiciydi. Roman bana bir kez daha şunu düşündürdü: Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras sevgidir. Çünkü aile içinde eksik kalan sevgi, insanı bazen yanlış limanlara sürükleyebiliyor. Işık'ın yaşadıkları bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Behçet karakterine okurken defalarca sinirlendim. Buna karşılık Işık'ın iyi niyeti, zarafeti ve insanlara karşı hiç kaybetmediği sevgisi beni çok etkiledi. Günümüzde hâlâ birçok kadının benzer sorunlarla mücadele ediyor olması da romanı daha gerçek ve sarsıcı kılıyor. Emine Işınsu'nun sade ve akıcı kalemi sayesinde sayfalar hızla ilerledi. Yer yer öfkelendim, yer yer hüzünlendim ama Işık'ın hayata yeniden tutunma çabası bana umut verdi. Sevginin
Bir AileEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 202057 okunma
Puan vermedi·779 syf.·
2026 31. kitabı
Budala Dostoyevski'nin sürgün yıllarından sonra yazdığı beş büyük eserinden bir tanesidir. Bununla birlikte ben de üç eserini okumuş, geriye Ecinniler ve Delikanlı eserlerini bırakmış oldum. Bir çok okurun kabul edeceği üzere Dostoyevski edebiyat dünyasının gelmiş geçmiş en iyi ve insanın iç dünyasını yansıtan en başarılı yazarlarından bir tanesi. Bunun yanında anlatımıyla, değindiği konularla, cesur ve eleştirel kalemiyle ve de oluşturduğu karakterlerle de çok özel bir isim. Prens Mışkin karakteri de onun kaleminden çıkan edebiyat dünyasının en orjinal karakterlerindendir. Prens Mışkin oldukça sevecen, temiz kalpli, bağışlayıcı, içinde en ufak bir kötülük bulunmayan, saf ve yardımsever bir insandır. Onun bu özellikleri etrafındaki insanların ona budala yakıştırmasına neden olmaktadır. Eserin Mışkin'in aşk hayatı üzerine kurulu olduğu görülse de, ölüm korkusu, hasta psikoloji, sosyete yaşantısı, insanların içsel gelgitleri, kıskançlık, inanç konuları gibi bir çok kavram işlenmektedir. Dostoyevski'nin bir çok eserinde kendi hayatından izler görebiliyoruz ki bu eserinde de Mışkin tıpkı kendisi gibi sara hastasıdır. Budala kitabını genel olarak beğenmemle birlikte gereğinden fazla uzun olduğunu, benzer diyaloglar ve olaylar etrafında şekillenmesiyle zaman zaman okurken sıkıldığımı belirtmek isterim. Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi eserleri ile kıyasladığımda Budala bir tık altta kaldı benim için. Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tebessüm ettiren , tatlı bir hikaye
8/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
Son derece sıcak, samimi ve insanın yüzünde sürekli bir tebessüm bırakan bir kitaptı. Tamamı mektuplardan oluşmasına rağmen hiçbir zaman yapay hissettirmedi; aksine sanki gerçek insanların sohbetlerini okuyormuşum gibi geldi. Helene ile kitabevindeki insanların arasındaki ilişki zamanla öyle doğal gelişiyor ki, okurken onların dostluğunun bir parçası oluyorsunuz. Kitabın en sevdiğim yanı büyük olaylara ihtiyaç duymadan insanı mutlu edebilmesi oldu. Sayfalar boyunca kitap sevgisini, dostluğu, nezaketi ve mesafelerin gerçek bağlar kurmaya engel olmadığını görüyoruz. Sonu beni üzse de bu hüzün kitabın genel sıcaklığını gölgelemedi; aksine bütün o mektupların ne kadar gerçek ve değerli olduğunu hissettirdi. Mektuplar aracılığıyla kurulan dostluğun yıllar boyunca nasıl büyüdüğünü görmek çok etkileyiciydi. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye büyük bir dram değil, tatlı bir özlem kaldı. Bana göre mektup romanlarını seven herkesin okuması gereken, insanın içini ısıtan ve kitap sevgisini yeniden hatırlatan çok güzel bir eserdi.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025234 okunma
6/10
·856 syf.··
2026 17. kitabı
Kalın olmasına rağmen cok hızlı okunuyor. Keşke gerçek tarihi kişiler yerine kendi karakterleriyle yazsaymış çünkü onları büyücu olarak düşünmek cok garipti (daha da garipleşecek) Resimlere emek vermiş. Damien cok cirkin ve cok atarlı. Ayda yılda bir kere görüşüyorlardı ne ara bu kadar aşık oldular anlamadım. Son bölümlerde aşkı falan anlatışı biraz garip geldi herkes hayvan gibi olmak zorunda mı ve Damien gelince ailesini unutuverdi. Olan yine Damien'in ailesine oldu valla.
AnastasiaSophie Lark · Nemesis Kitap · 202437 okunma
9/10
·480 syf.··
2026 65. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:00
Nazlı Kaya, küçükken babasından şiddet görmeye başlamıştır. Bu durumunu arkadaşı Balca'dan başka kimse bilmemektedir. Taki bir gece Nazlı babasından gördüğü şiddedete dayanamayıp intihar edene kadar... Balca'nın abisi Yalvaç uzun zamandır Nazlı'nın durumunun farkındandır ve o gece Nazlı'yı kurtarmıştır. Yalvaç Zorlu, Gök Kuzgun teşkilatında başarılı bir istihbaratçı olma yolundadır. Ve daha on yedi yaşındayken Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı'na Nazlı'nın durumunu bildirmiştir. Nazlı, Yalvaç sayesinde teşkilatın yetiştirme yurtlarından birine yerleştirilmiş ve o da siber güvenlik uzmanı olma yolunda eğitimler almaya başlamıştır. Ancak Nazlı'nın karanlık geçmişi ve teşkilatın kuralları Nazlı ve Yalvaç'ın önüne bir çok zorluğu da getirmiştir. Ve sonunda Yalvaç Nazlı'yı korumak için onunla sahte bir evlilik yapmıştır. Ancak zaman geçtikçe çocukluğunu bildiği kıza karşı önüne geçilemez bir aşk beslemeye başlamıştır. Nazlı ise geçmişinden dolayı kendini sır gibi saklamak zorunda kalmış hatta duygularını bile görmezden gelmiştir. Ancak aralarındaki ufak yakınlaşma ile hayatları bambaşka bir yöne gitmeye başlayacaktır. Nazlı ve Yalvaç'a Kızıl Gerdan okurken çok kızmıştım ama bu kitabı okurken de Balca'ya kızmadım değil.Her iki tarafında kendince nedenleri vardı ve bakınca iki tarafta haklıydı.Nazlı'nın geçmişi ve olaylar nasıl bağlanacak diye merak ediyordum.Neyse ki korktuğum gibi olmadı.Yalvaç ise yıllardır taşıdığı şeylerin altında eziliyordu ve artık rahat bir nefes alabilir.İkili arasında ki ilişki ise zamana yayılarak yıllar içerisinde oluşmaya başlamıştı.Ve ikiside sonunda mutlu olmayı hak eden kişilerdi.Bu arada kitapta kısımlar olduğunu da belirteyim. Kızıl Gerdan'a okumadığımız bazı kısımları da burada ayrıntılı bir şekilde görmüş oldum.Ve şimdi Leyal
Gök KuzgunPınar Salman · Pukka Yayınları · 202615 okunma
8/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:42
#KitapYorum #KuzgunYemini #KamuranElagöz #EdebiyatistYayınları #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Edebiyatist Yayınları'ndan çıkan, Kamuran Elagöz'e ait, "KUZGUN YEMİNİ" isimli polisiye romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar bitmez. İsteseniz de hayatın devamı gibi o arka planda kendi kendini yazmaya devam eder. Çünkü gerçek duygular, doğrular, vicdan, adalet, hırs, kötülük, gizem, aşk, dostluk, ölüm, doğum ve daha nice olgular sönümlenmeden bir yerlerde, rutin yaşanır. Bilinir ki; "Vicdan adaletin kalbidir. İyiliğin çoğalması için bazen kötülüğe izin verirsin." Tabi hakkaniyet adına. Bu cümle aklımın süzgecinde kumla altının ayrışması gibi kaldı. Bir altın avcısının avuçlarındaki serinliği, çizikleri, sevinci, acıyı, cesareti, sabrı, beklemenin kudsiyetini, heyecanı, bulmayı hisseder gibi." KUZGUN YEMİNİ " düşündüren, düşündürürken kendinizle, yüzleştiren, kimliğinize, benliğinize bir soğuk su vurumu misali şoka sokan bir yolculuk daveti. Bildiğimiz ancak itiraf iplerini sıkı tuttuğunuz tüm sırların çözümü, o anda kayboluşun soğukluğuna sıcak bir darbe sanki. Şimdi konu penceresinden şehrin ıslak sokaklarında izler bizi nereye götürüyor hep birlikte bakalım. "KUZGUN YEMİNİ" Polisiye, gizem ve tarihi gerilim unsurları taşıyan bir kurgu eser. İstanbul'un dar sokaklarında geçen, Da Vinci gibi gizemli bir figürün etrafında şekillenen bir intikam ve ihanet hikâyesi. Karanlık sokaklarda işlenen cinayetlerin ardında yatan sembolik ve titizlikle işlenmiş izleri takip eden bir anlatı. Eski Başkomiser Cenk’in yıllar sonra danışman olarak çağrıldığı bu karmaşık dosya, yalnızca bir katilin değil, parçalanmış bir ruhun haritasını da açığa çıkarır. Yirmi yıl önce ekilen kötülük tohumları, bugün kanla sulanarak filizlenir. Hemen aklıma genelde bu tip
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202620 okunma