10/10
·961 syf.·
2018 1. kitabı
Kitap, adının aksine hiç komik değil. "Komedia" ortaçağda "mutlu sonla biten hikâye" anlamına geliyordu. Dante’nin hikâyesi de cehennemin dibinden cennetin en yüksek katına uzanan, acıyla yoğrulmuş ama nihayetinde umut dolu bir yolculuk. Beatrice cennete çıkan yolda elini uzatıyor. O, Dante’ye "Gel" diyor ve Dante gidiyor. Çünkü aşk, korkudan daha güçlü. Aşk, utançtan daha cesur. Acı üzerine (genellikle Inferno’dan anılır): "Geçmişteki mutluluğu anımsamak kadar büyük acı yoktur." Kitabı okurken en çok etkilendiğim yerlerden biri, kimse sonsuza dek lanetlenmiyor; herkesin bir şansı var. Yeter ki pişmanlık ve çaba olsun. Hepimiz bir yolculuktayız. Hepimiz bir ormanda kayboluyoruz. Hepimiz bir Beatrice’ye, bizi kurtaracak bir aşka, bir anlama ihtiyacımız olduğunu hissediyoruz. Bu kitap bana şunu öğretti: Acıdan kaçmak yerine onun içinden geçmek gerekiyor. Cehennemi görmeden cennete varılmaz. Ve en karanlık anda bile, uzaktan da olsa bir ışık, bir el, bir ses olabilir. Eğer hayatınız bir yerlerde tıkanmışsa, eğer kendinizi kaybetmiş gibi hissediyorsanız, Dante'yi okuyun. Latince değil, kendi dilinizde, yavaş yavaş, not alarak. Çünkü o sadece ortaçağ şairi değil. O, seninle aynı acıyı tatmış, aynı aşkı yaşamış bir adam. Kitabın açılışı (Inferno, Canto I): "Yaşam yolumuzun yarısında, karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol kaybolmuştu." Cehennem’in girişinde (Inferno, Canto III): "Buraya girenler, tüm umutlarını terk etsin!"
İlahi KomedyaDante Alighieri · Oğlak Yayıncılık · 20246,4bin okunma
Puan vermedi·326 syf.··
2026 28. kitabı
Aşkın nasıl bir kimyası var henüz çözülememiş bir hastalıktır, hangi yaşta geleceği ya da kime karşı duyulacağı asla belli değildir, olmadık zamanda olmadık insanlara bile aşık olunabiliniyor. Fekat ne demişler davul bile dengi denginedir işte o denkliği bulmak için ortalama bir insan sayısız kez aşık olabiliyor ya da öyle olduğunu zanediyor, kimi zaman dış görünüş, kimi zaman para ya da cinselik bunlar tabi aşkın dışındaki şeyler ama aşkla çok karıştırılabiliniyor. Oysa aşk sebep aramaz. Romandaki Stephan da kendinden 90 yıl önce yaşayıp ölmüş birine aşıktır. Bu romanın en can alıcı kısmıdır bir ölüye aşık olmak belkide en az can acıtıcıdır. Seni yargılamaz seni aldatmaz üzmez sadece senin ona yüklediğin değer yargıları ile donanmıştır. Neden ölü birini seçti kendisi evli ve çocukları olan biridir eşi onu aldatmaktadır hemde bir kadınla. Bir erkeğin rakibi başka bir erkek değil tam tersi bir kadın oldukça değişik bir duygu durumu olmalı. Diğer yandan en samimi arkadaşı Sarah da atmışlara merdiven dayamış yaşlı bir kadındır, oda sürekli genç erkeklere aşık olur, platonik takılır. Kitaptaki herkes aşıktı ve bu aşklar çok değişkendi.
Gene AşkDoris Lessing · Can Yayınları · 199696 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Akıp gidiyor ama tam olarak hikayenin içinde değilim.
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş. Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş. Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir. Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış. Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor. Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkması ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye, yazarin
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025431 okunma
10/10
·400 syf.·
2026 48. kitabı
Az önce Orhan Kemal ‘in El Kızı romanını bitirdim. Yeşilçam filmlerini aratmayacak, hatta dram dozuyla onları da aşacak bir kitaptı. Tam anlamıyla bir felaketler silsilesi. Nazan’ın çaresizliğini okurken adalete ve insafa olan inancınız sarsılabilir. Benim gibi sinirlerine hakim olmakta zorlananlar için şimdiden bol sabır dilerim. Mutlaka okunmalı ama güçlü bir psikolojiyle.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
9/10
·340 syf.··
2024 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 14:55
Boşnak halkının maruz kaldığı katliamlar, zorunlu göçler ve insanlık dışı uygulamalar, kitabın satır aralarında okuru yakın tarihin karanlık sayfalarıyla yüzleştiriyor. Bu yönüyle Sevdalinka, sadece bir aşk ya da dönem romanı değil; insanlığın vicdanına yöneltilmiş güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor. Modern savaş tarihinin en iğrenç, en kan dondurucu sırrına bakıyorsunuz: 1992-1996 yılları arasında Bosna Savaşı devam ederken, Avrupa'nın göbeğinde vahşi bir "turizm" sektörü kuruluyor: Saraybosna Safarisi. Çeşitli Batı ülkelerinden gelen aşırı zengin yabancılar, sırf "spor olsun diye" insan avlamaya geliyor. Bosnalı Sırp ordusunun para karşılığı organize ettiği bu sistemde, zengin "turistler"gizli yollarla tepelerdeki keskin nişancı mevzilerine taşınıyor. Hedefe göre tarife değişiyor: En yüksek paralar masum çocukları ve hamile kadınları vurmak için ödenirken; yaşlı sivilleri hedef almak adeta bir "promosyon" gibi ücretsiz sunuluyor. Yazar, Bosna'nın acılarla örülü yakın tarihini anlatırken duygusallığa teslim olmadan, insanlık dramını bütün yönleriyle ele almayı başarıyor. Akıcı dili sayesinde okuru olayların içine çeken eser, savaşın ardında bıraktığı derin izleri ve insanların en zor zamanlarda bile umutlarını koruma çabasını çarpıcı sahnelerle hissettiriyor.
SevdalinkaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202015,2bin okunma
Puan vermedi·559 syf.··
2026 132. kitabı
Orta Çağ Paris’inin o karanlık, tekinsiz ve büyüleyici atmosferinde; taş duvarların soğukluğu ile insan kalbinin en uç noktaları arasında mekik dokuyan sarsıcı bir kader ve trajedi anlatısı. Victor Hugo; kambur ve çirkin zangoç Quasimodo’nun saf ve karşılıksız aşkını, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’nın trajik yazgısını ve rahip Frollo’nun içini kemiren o karanlık tutkuyu anlatırken, asıl kahraman olarak Notre Dame Katedrali'ni merkeze alıyor. Toplumun dışladığı ruhların vicdan azabını, adaletsizliği ve kaderin (Ananke) kaçınılmazlığını muazzam bir edebi güçle işleyen bu ölümsüz eser, insanı dış görünüşün ötesindeki o saf ve derin şefkatle yüzleştiriyor.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma