Kitap, adının aksine hiç komik değil. "Komedia" ortaçağda "mutlu sonla biten hikâye" anlamına geliyordu. Dante’nin hikâyesi de cehennemin dibinden cennetin en yüksek katına uzanan, acıyla yoğrulmuş ama nihayetinde umut dolu bir yolculuk.
Beatrice cennete çıkan yolda elini uzatıyor. O, Dante’ye "Gel" diyor ve Dante gidiyor. Çünkü aşk, korkudan daha güçlü. Aşk, utançtan daha cesur.
Acı üzerine (genellikle Inferno’dan anılır):
"Geçmişteki mutluluğu anımsamak kadar büyük acı yoktur."
Kitabı okurken en çok etkilendiğim yerlerden biri, kimse sonsuza dek lanetlenmiyor; herkesin bir şansı var. Yeter ki pişmanlık ve çaba olsun.
Hepimiz bir yolculuktayız. Hepimiz bir ormanda kayboluyoruz. Hepimiz bir Beatrice’ye, bizi kurtaracak bir aşka, bir anlama ihtiyacımız olduğunu hissediyoruz.
Bu kitap bana şunu öğretti: Acıdan kaçmak yerine onun içinden geçmek gerekiyor. Cehennemi görmeden cennete varılmaz. Ve en karanlık anda bile, uzaktan da olsa bir ışık, bir el, bir ses olabilir.
Eğer hayatınız bir yerlerde tıkanmışsa, eğer kendinizi kaybetmiş gibi hissediyorsanız, Dante'yi okuyun. Latince değil, kendi dilinizde, yavaş yavaş, not alarak. Çünkü o sadece ortaçağ şairi değil. O, seninle aynı acıyı tatmış, aynı aşkı yaşamış bir adam.
Kitabın açılışı (Inferno, Canto I):
"Yaşam yolumuzun yarısında, karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol kaybolmuştu."
Cehennem’in girişinde (Inferno, Canto III):
"Buraya girenler, tüm umutlarını terk etsin!"