"Şu hayatta her şey iyi, para bile. Çünkü güzel bir ders veriyor. Para, çalmasını iyi bilmeyen insana sadece uyumsuz sesler veren bir org gibidir. Para aşk gibidir, salt kendine saklayanı öldürür, armağan eden kişiye tekrar hayat verir."
ve para sahibine İblîs şöyle der:
“Ey şeytanlıkta benden topu çelen kimse! Binlerce yıl ibadette bulunduğum halde yarım anlık isyanım yüzünden Allah, benim yüzüme kapıyı kapattı. Sen bir zerre kadarcık ibadetine güvenip onu Allah kapısına getirmekten hiç utanmıyor musun? Âlem halkının tümü bana lânet etse canımdaki aşk bir zerrecik eksilmez. Fakat sana bir kişi lânet etti mi bir an içinde suratın eğer, mihnetlere düşüp bunalırsın.”
Ey oğul! Sen de erenler gibi yol eri ol da ondan sonra padişahın huzurunda canını feda et! Neden İblîs gözüne küçük görünüyor? O, şeytanlıkla yüce zâtların bile yolunu vurmaktadır. Bilmiş ol ki, senin gibi yüzlercesinin boynunu vuran kişiler, senin başına padişah kesilirler ama padişahın maiyetinde birer köledirler.
İblîs’in yoksul bir kölesi bile sana padişah olursa, senin Müslümanlığın nerede kalır?
İblîs, bile onun aşkıyla yanmaktan geri kalmamıştır. Er olmayı lânetli İblîs’ten öğren! Zira o, erlik meydanına er olarak gelmiş ve Allah’tan gelen her şeyi kabul etmiştir...
Aşk meşk mevzularının bu denli karmaşık olmasından acayip sıkıldım. Kültürüyle, sanatıyla, edebiyatıyla kolay olmayacağına öyle inandırılmışız ki, nerede bir sorun yumağıyla karşılaşsak onu aşk sanıyoruz. Zorluklar, mücadeleler, açmazlar, olmazlar, Leylalar, Mecnunlar, kavgalar, krizler derken saçma sapan döngülerin içine çekiliyoruz. Halbuki bir şey olacaksa kolayca olur, yağ gibi akar gider zaten. Aksini söyleyenlere inanma, düpedüz kandırılıyoruz Osman.
Sevmek fiilini kullandı, bu bizim mahallede hiç kullanılmayan, kitaplarda ve sinemalarda rastladığımız bir kelimeydi; ben en çok düşünürken kullanırdım; biz en fazla beğenmek, hoşlanmak derdik. Ama o hayır, o seviyordu.
Sayfa 305 - Everest Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı 9.Basım / Şubat 2021·Kitabı okuyor