Merhabalar
Bugün sizlere çok sevdiğim yazarın Cesaret serisinin ilk kitabı olan Komplo ile geldim. Bu kitapta Yıldırım dağlı'yı okuyacağız ben okurken çok heyecanlandım Çok sevdim ve sizlere Kesinlikle tavsiye ederim.
"Her şeyden vazgeçip ev olmaya çalışırken sana, kendini sokakta bırakmanı asla İzin veremem. "
Yıldırım Dağlı..yine kardeşlerini korumaya çalıştığı bir günde zorla bindiği arabada hiç beklemediği bir kişiye aşık olarak bulmuştu kendisini. Bu aşk uzun yıllarca beklemekle geçti ve o aşk sadakatını saygısını asla kaybetmedi.
Aslında kitapta insanların dışarıdan göründüğü gibi olmadığını, bazen en sert görünen kalplerin en büyük acıları taşıdığını hissediyoruz.
Yıldırım benim için içindeki o yaralı umudu tam küçük çocuğa tutunmuş sevdikleri için herşeyi yapan karanlık ama bir okadarda bembeyaz biriydi. Küçük yaşta annesini kaybetmesi, babasının ona daha çocukken büyük sorumluluklar yüklemesi ve yıllarca ailesinin yükünü omuzlarında taşıması onu bugünkü hâline getirmişti. Özellikle kardeşlerini her şeyden ve herkesten korumaya çalışması, sert görüntüsünün altında ne kadar fedakâr bir insan olduğunu gösteriyordu. Onu büyüten ve sevgisini hissettiren halasıyla olan bağı da ayrı bir sıcaklık katmıştı. Yıldırım'ın yıllar önce Vera'yı ilk gördüğü anda başlayan sevgisini ve buna rağmen beklemek üzerine yaşadığı hayatı benden tam puan aldı. Ne saygılı adamsın be mafyaların Kralı Yıldırım...
Vera'nın ise Siirt'li bir ailenin tek kızı olsada ailesi tarafından sürekli geri planda bırakılmasına rağmen güçlü durmaya çalışması beni derinden etkiledi. Onun yaşadığı çaresizliği, kırgınlığı ve zamanla güçlenişini hissederek okudum. Çoğu zamanda kızdım ne yalan söyleyeyim. Vera ve Yıldırım'ın okurken kusursuz bir aşk hikayesi beklemeyin aynı zamanda önyargılarla, geçmişin
Aşk'a o sonsuz olana ulaşmak için yapman gereken şeyin içinde olduğunu bilsen... Var olmaya, kabul ettirmeye, görünmeye çalıştığın şey sevgi değil desem...
Sevilme ihtiyacını Antik Yunan mitolojisinden cıkarıp modern çağın sınırlarında dolaştıran kitap, size kozmosun sizin içinizde olduğunu öğretiyor. Afrodit, Eros ve Psykhe gibi figürler üzerinden insanın varoluşsal arayışlarına ışık tutuyor. Gerçekte hep birlikte olmak, bir elmanın iki yarısı olmaktan çok bir elma olmayı aşk sananlara; aslında iki yarım olarak kalabilmenin konforunda aşkı anlatıyor... Bazen kaybolmanın, bazen unutmanın, bazen de kendi olabilmenin gölgesinde aşkı bulabilmek olduğunu Antik Yunan Mitolojik Tanrılarıyla anlatıyor ve aşkın aslında kendini bulmak, aşkta kendinden bir şeyler bulmak olduğunu..." Ruh başkasına ait olanı sahiplenmeye çalışırsa kendi özünden uzaklaştırdı. Ve bazen,insan kendine geri dönebilmek için önce kendini kaybetmek zorundaydı." Aşk ilk önce kendini kaybetmekti; ışıkların, doğanın, insanların bile bambaşka görünmesiydi ama sonra ruh kendini seçti. Kendine geldiğinde zaten her şeyin içinde olduğunu gördü.
"Eros erkek bilincine hissetmeyi öğretirken, Psykhe kadın bilincine "kendine dönmeyi" öğretecekti."
Aşk insanı tamamlayan bir şey değildi. Tam olduğunu dusundugun anda eksıklıgını gordugun her şeydi.
Mıtolojı uzerinden moder aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Bir anlığına Psykhe ve Eros olup askın ılk doğumuna şahitlik ederken buluyorsunuz kendinizi Yazarla tanışma kitabımdı ve sanırım son olmayacak
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20266 okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eserde adı verilmeyen kadın, çocukluğundan itibaren bir yazara büyük bir sevgi besler. Hayatının merkezine koyduğu bu adam, onun varlığından çoğu zaman habersizdir. Kadın, yıllar boyunca yaşadığı tüm acıları, umutları ve hayal kırıklıklarını bir mektupta toplar. Bu mektup sayesinde okuyucu, tek taraflı bir aşkın insan üzerindeki etkilerini yakından hisseder.
AZ ÖNCE SALAK GİBİ DİREKT SİLDİM İNCELEMERİ GİTTİ HEPSİ AĞAĞAĞA NEYSEMM SİMDİ BİR DAHA YAZİCAM SIKI OKUR OLNCA SLCEM ZATENN AHLELELELELELE ASK COK BOS İS
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,7bin okunma
Romeo ve Juliet , Hamlet veya Macbeth kadar güzel olmasa da çıtır çerez klasik bi shakespeare tiyatrosu . Doğaüstü güçlerin aşıklara karışması üzerine bir trajedi .
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Merhabalardan bir demet. =)
O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var...
Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım.
Hoş geldiniz. =)
İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim:
YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ
"Çoktan beridir vardı benim bir derdim:
Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim.
O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne?
Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine.
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid."
Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız;
O silahşörler, o al fesli herifler sayısız.
Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı:
Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,
Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek.
Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın;
Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın.
Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!"
NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir.
Bir diğeri... İstibdâd şiirinden:
Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
"Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,