Derin ve Delfin’in üniversitede başlayıp büyük bir aşka dönüşen hikâyesini okuyoruz. Birbirlerini çok seven bu çift, yanlış anlaşılmalar, kırgınlıklar ve yılların getirdiği acılar yüzünden ayrı düşüyor. Delfin’in yaşadığı korku ve öfke onu bambaşka bir karar almaya iterken, Derin ise sevdiği kadını ve oğlunu yıllarca bilmeden yaşamaya devam ediyor.
Sonrasında Derin bir oğlu olduğunu öğreniyor; adı Merih. Derin, Merih ve Delfin için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Tekrar bir araya geliyorlar. Delfin, Derin’i tamamen affetmemiş olsa bile çocukları için aynı evde güzel bir yuva kurmaya çalışıyorlar. Delfin yeniden güvenmek istiyor ama yaşadığı kırgınlıklar ve gururu buna engel oluyor. Buna rağmen Derin’e karşı hissettirdiği aşkı da tamamen yok sayamıyor.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey; sevginin sadece aşk olmadığını, aynı zamanda sabır, anlayış ve emek gerektirdiğini göstermesiydi. Özellikle Merih için verdikleri mücadele, aile olmanın ne demek olduğunu hissettiriyor. Delfin’in kırgınlıkları bazen insanı yoruyor ama yaşadıklarını düşününce onu anlamamak da zor.
Akıcı ve duygusal bir kitaptı. Okurken insanın aklında şu soru kalıyor: Gerçekten seven insanlar, ne olursa olsun birbirine ikinci bir şans verebilir mi?
Siz olsaydınız ikinci bir şans verir miydiniz?
Güven kırıldıktan sonra aşk devam edebilir mi?
Aşk mı daha güçlüdür, gurur mu?