"Onlar, kalpleri Allah'ın zikrinden boş kalmış kimselerdir. Allah da onlara kendisinden başkasının aşkını tattırmıştır."
Allah'tan uzaklaşan kalbin cezası, yine o kalbin fani bir varlığın kölesi ve esiri olmasıdır. Kul, Allah'a kul olmayı bıraktığında, kaçınılmaz olarak kendi gibi aciz bir mahlukun aşkının esiri olur.
Beşerî aşkın en büyük trajedisi, aşık olunan şeyin ölümlü, kusurlu ve değişebilir olmasıdır. Kalbini Allah'ın zikrinden boşaltıp bir insana bağlayan kişi, er ya da geç şu üç acıdan birini yaşar:
Karşılık bulamaz (terk edilir),
Sevdiği kişinin kusurlarını görüp hayal kırıklığına uğrar,
Veya ölümle ondan ayrılır.
Dolayısıyla bu söz, insanın dünyevi aşklarda çektiği ızdırabın kök nedenini açıklar: "Yanlış adreste sonsuzluğu aramak."