"Papatyalar öldü, ben seni unuttum," dediğimde başını iki yana sallarken, "Hayır," dedi bir kere daha. "Papatyalar ölmedi, çünkü ben buna hiç izin vermedim. Ve sen de... Unutmadın beni çünkü kalbin beni sevmekten bir an olsun vazgeçmedi," dediğinde, "Ne demek istiyorsun?" dedim anlamayarak. Düşündüğüm ihtimalin gerçekliği bile aklımı karıştırıyordu artık. "Papatyalar ölmedi," dedi gözlerini bir an olsun gözlerimden ayırmadan. "Ne zaman ölecek gibi olsalar yenilerini ektim bahçene. Çünkü papatyalar umuttu, papatyalar sana beni hatırlatıyordu ve papatyalar bana sana dönmek için umut veriyorlardı," dediğinde, "Yine yalan söylüyorsun," dedim buruk bir fısıltıyla. "Yoktun ki sen..." "Sen papatyalara bizi anlatırken oradaydım," dedi buruk bir hüzünle. "Yıldızlara bakıp ağlarken seninle ağladım ben de," dedi dolan gözleriyle. "Sabahları seninle yürüdüm bu sokaklarda, aynı dolmuşa bindik defalarca kez. Sen hiç bakmadın ardına... Bir kere baksaydın görecektin oysaki beni," dediğinde başımı iki yana salladım inanmak istemeyerek. "Yalan söylüyorsun." "Ben... Sana hiç yalan söylemedim," derken yalvarır gibi baktı gözle rime. "Sen herkese söylediğim yalanları duydun sadece. Ben sana yalnızca sustum. Keşke susmasaydım dediğim gecelerde düşledim seni. Her sabah imkânsız olsa da senin sesinle uyandım. Ben... Seni yazdım, seni düşledim. Ben... Senin hayalinle yaşadım," derken elime uzandığında elimi çekecek gücü kendimde bulamadım. "Ben... Seni çok özledim Zühre yıldızı."
Sayfa 424·Kitabı okudu
Zannedildiğinin aksine kendilerine hiçbir zaman, "Biz Yedi Güzel Adamız" dememişlerdir. Cahit Zarifoğlu, altı bölümden oluşan şiirine "Yedi Güzel Adam" ismini koyarak bu ismi Türk edebiyatına katmış olur. Bu şiirde yedi güzel adamdan birisi kan görür, birisi aşk, biri yar, biri bela, biri dağ, biri de sofra görür. Şiir altı bölümdür ama gizli bir son bölümü de vardır aslında; en sonuncusu ise diğerlerini görür. Her bir kelimede ayrı bir anlam yüklü olsa da, tıpkı kuşların geçtiği vadiler gibi hepsinin farklı bir amacı olsa da, güzel insan tanımı Nuri Pakdil'e göre "Ülküsel konumunu algılayan her insan güzel insandır. Güzel insanlar da ülkülerini ülkelerinde yaşatmak için yaşarlar." Bundandır isimlerinin, kim olduklarının bir önemi yoktur. Onlar yedi kişi değillerdir, bir sayıları da yoktur. Çünkü okurlarıyla birlikte sayıları sonsuza dek artmaya devam edecektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bırakıp gidiyor anılarımı rüzgar Denize bırakılmış çöpler gibi Yol kenarlarında birikmiş gereksiz eşyalar gibi Geri veriyor ve çekip gidiyor usulca.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Şiir
Simurg efsanesini bilir misiniz? Kaf Dağı'ndaki padişahları Simurg'u aramak için yola çıkan tüm kâinat kuşlarının yedi dipsiz vadi geçip sadece otuz kuş kalarak Kaf Dağı'na ulaşmalarını ve orada suyun üzerinde kendi yansımalarıyla karşılaşmalarını anlatan hikâyedir. Simurg zaten Farsçada "otuz kuş" demektir ve zorlu yolların eziyetini aşanlar, o yolun sonunda kendi yansımalarını göreceklerdir. Simurg, yolu aşanların ta kendisidir. Kuşların aştıkları bu yedi tepenin ismi sırasıyla "İstek, aşk, ustalık, kanaatkârlık, yalnızlık, şaşkınlık ve yokluk"tur. Bunlar sadece bir tepe ismi değil, aynı zamanda tasavvuftaki yedi mertebeyi temsil eden isimlerdir. İşte tıpkı kuşların çıktığı bu yolculuk gibidir Yedi Güzel Adam'ın edebiyatı. Bundandır belki Cahit Zarifoğlu da altı bölümden oluşan şiirinin her bölümünde farklı bir öğeyi işleyip atıvermiştir şiire başlığı: Yedi Güzel Adam. Yedi, bir bütündür. Yediyi ikiye tam bölemezsiniz, üçe veya dörde de. Onu ancak kendine bölebilirsiniz ve çıkan sonuç "bir" olur. Bu sebeptendir ki Yedi Güzel Adam'ın edebiyatı da bölmeden bir bütün olarak ele alınmalıdır. Hepsi birbirinin içine karışmış, hepsi birbirini temsil eden, hepsinde birbirinden bir parça bulan, tek başına hepsi biricik ama bir araya geldiğinde tıpkı o yedi vadi gibi okurunu kendine, aynaya götüren bir bütün.
Aşk Bu Olsa Gerek
İsfahann yakınlarında yağmura tutuldum. Yanımda kitaplarım vardı. Çatı gibi bir şeyin altına giremedim ve sabah yağmur kesilinceye kadar kitaplarım ıslanmasın diye üzerine çömeliverdim.
Çünkü gerçek sevgi daima başka şekillere bürünmek zorunda, devridaim gibi. Aynı kalamaz. Şekil değiştirmesi lazım ki, birçok başka hayata dokunabilsin.
Sayfa 79