• Benim seni sevmekten baska isim olmaz.
    Ask kapiyi calinca herkesin gönlünü pençesine alir.
  • Aşk kapıyı çalınca
    Gönül kimde ise ;
    O’nda ( c.c ) muhteşem..

    ...
  • 80 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Şiir kolay sevilmeyen bir sanattır. Çoğu zaman aşina olduğumuz bir serzeniş vardır; "Şiir bana göre değil."

    Evet bunu çok duyarız çevremizden, ama gel gör ki aşk kapıyı çalınca ve bu aşk platonik ya da karşılıksız aşk olursa.... En baba ilaç oluverir şiir bir anda.

    Çünkü şiir; Yasananla düşünülen arasındaki farkların hayat bulduğu yerdir.

    Söylenmeyendir, dile dökülmeyendir, aitliktir, tarifin tarifsizliğidir, çaresizliktir...

    Mutlu şiir arasak, aramaya lüzum mu var. Mutlu insanın hikayesi de olmaz, şiiri de.

    Bu kadar umutsuz olmak istemesekte, bir doğruluktur, şiir yaralarımıza dokunuyor o yüzden seviyoruz. Kendi kanında ölüme giden develer gibi. Çölde dolaşır durur deve, "harese" dikenine rast gelir. Diken ona inanılmaz bir haz verir. Kanadıkça ağzı daha çok yer, taki kendi kanında ölene dek.

    Insanda acı çektiği duygunun tutkusunda boğulur. Bilhassa geceleri. Yine de vazgeçmez, geçemez.

    Gelelim Özdemir Asaf'a. Karşılıksız aşkın kitabı Lavinia. Özdemir Asaf üniversite yıllarında bir kıza aşıktır. Fakat kız Özdemir'i sevmez. Aklında başka biri vardır. Özdemir, ona olan aşkını dizelere döker ve daha sonra bu şiiri yarışmaya gönderir. Yarışmayı kazanır ve ondan şiiri seslendirmesi istenir. Buna itiraz etmez ve şiiri büyük bir topluluğa karşı seslendirir. Belki kabul etmesindeki en büyük neden Lavinia dediği, karşılıksız aşkının kalabalık arasında olmasıdır. Şiire başladığında Lavinia salonu terk eder. Ozdemir aşkını sadece kalbinde ve döktüğü satırlarda yasamak zorunda kalır. Hayat onları bir araya getirmez.

    Aşk yaşanılması en guzel ve yine katlanılması en zor duygudur. Tedavisi yoktur. Zaman tedavi için illaç densede sadce yokluğuna alışmaya yarar. Bir film, bir söz, bir koku .... sizdeki tarifi neyse ansızın bir yerden hatırlatır. Ve siz milyonlarca insanın içinde bir anda yalnızlaşırsınız. Gozlerinizin daldığı yerde mutlaka bir sey vardır....


    Siir kitabı ve aşk üzerine neler denmez ki. Şüphesiz herkesin dalıp gittiği tarifi eşsiz bir aşkı vardır. Yinede bir şiirle aşka dalmak ruha iyi gelebilir.

    Aşk her şairin konusu birazda kitaba değinecek olursak. Çok çarpıcı duygu aktarımı yok. En cokta hikayesi ile one çıkmış diye düşünüyorum. Her şairin olduğu gibi Özdemir Asaf'ın da bir kaç çarpıcı şiiri var. Tabi şiir okuyana ve okuma sebebini arayana göre değişir. Bir sözcükte boğulmaktır şiir. Beni çekmeyen sözcük başkasının tüm dünyasını alt üst edecek nitelikte olabilir. Bir elin parmaklarını geçmese de sevdiğimiz şiirler yine de severiz. Eskilerden ve hikayelerinden beslendiği için sıcak ve tanıdık geldiği için.

    Lavinia: Bir çiçek adıdır. Ölüm meleği anlamı da taşır.

    Karşılıksız bir aşka verilecek en güzel isimdir.



    Keyifli okumalar!
  • Bebek eşyaları mağazasında kıyafetler beğeniliyor, yüzler gülüyordu. Kasada sıra bekleyenler arasında orta yaşlı çift şiddetle tartışıyordu. Kadın, bebek pabuçlarını adama doğrulttu. Yüksek sesle “Çocuk istemiyorsan neden birlikteyiz!” Adam kendine çevrilen bakışlardan rahatsız oldu. Pabuçları kadının elinden alıp göğsüne fırlattı. “Daha nişanlıyız. Ne çocuğu! Hazır değilim.” Kadın acıyla iki büklüm oldu. Adam iyice çirkinleşti. Parmağını tehditkâr sallıyordu. “Medyumdan, tarotçudan anne mi olur! Hem erkek danışanlarına ne demeli! Yılışık herifler.” Kadın, mağaza çalışanlarının yardımıyla doğruldu. Parmağından yüzüğü çıkarıp adamın avucuna koydu. Adam donakaldı. Kadın gözyaşlarını silip dükkândan çıkarken adam arkasından seslendi. “Seni başkasıyla görürsem iyi olmaz!” Kasiyer yerdeki pabuçları işaret etti. “Beyefendi alacak mısınız?”

    Pub’ın pencerelerinden süzülen mor ışık kaldırımda yükselen ağacın gövdesini aydınlatmaktaydı. Kapı açılırken eşiğin üstüne asılı çan tıngırdadı. İçeri giren orta yaşlı adam bir an durup bilardo, dart oynayanları, masalarda gülüş cümbüş sohbet edenlere göz gezdirdi. Arka masada oturan gruptan kırmızı yanaklı adam ayağa kalkıp el işaretiyle dikkatini çekti. “Charles!” diye seslendi. Charles masaya yöneldi. Kolon diplerine yerleştirilmiş ayaküstü masalarda biralarını içenlerin arasından sürtünerek geçti. Beş kişilik grup Charles yanlarına gelince kupalarını kaldırıp tokuşturdular. Charles oturacak tabure göremeyince yan masadan bir tane altına çekti. Bıyıkları köpüğe bulanmış olan “Dedektif, takip nasıl geçti?” diye alay dolu sesle sordu. Charles fıstık tabağında kabuklar arasında parmaklarını gezdiriyordu. “Amethyst az önce evine girdi.” Zenci “Ne yani kadını iş yerinden evine kadar takip mi ettin!” Kırmızı yanak biraz ürkmüştü. “Charles, senin yolun yol değil. Kıskançlığınla Amethyst’i bunaltıp evlilikten soğuttun.” Kirli sakallı kupayı kafasına dikti. Boş kupayı bırakırken geğirdi. “Kadın otuzunu geçmiş tabi ki çocuk isteyecek.” Charles kabukların arasından bulduğu fıstığı ağzına attı. “Neyse ki ilişkisi yok. Yola getirmesini bilirim!”

    Barmen kupaları kurularken televizyonda ki konuşmalara kulak kabarttı. Ekrana baktığında şaşırdı. Kumandayla sesi yükseltip “Heyyy, Charles senin ki!” Başlar ekrana çevrildi. Sarışın bakımlı kadın sunucuyla sohbet ediyordu. Sunucu kameraya bakarak “Hayattan karelerde konuğumuz Amethyst Realm. Kendisi ‘Spritüal rehberlik öğretmeni’. Bir hayaletle beraber olduğunu ve 'hayalet çocuklar' doğurabileceğini söylüyor. İlişkiniz nasıl başladı?” Amethyst kendinden emin “Araf’ta tanıştıktan sonra büyük bir aşk yaşamaya başladık. Son derece bilge ve kibar biri.”

    Fıstık, Charles’ın boğazına kaçtı. Ayağa fırladı. Arkadaşları sırtına vururken öksürerek boğazını temizlemeyi başardı. Yüzü, boynu kızarmıştı.

    Sunucunun keyfi yerinde “Neden gerçek bir erkeği eş olarak tercih etmediniz?” Amethyst kameraya baktı. Gözlerini kırpmıyordu. Charles bakışları üzerinde hissetti. Ağzı kurudu. Yutkundu. Amethyst’in göz bebeklerinde cehennem fokurduyordu. “İlişkimiz dünyevi ilişkilerden daha derin ve anlamlı. Çocuk sahibi olmayı da istiyoruz. Bir süredir hayalet hamilelikleri üzerine araştırma yapıyorum.”

    Kapı zili arka arkaya çaldı. Koridorda belli belirsiz konuşma sesleri duyuluyordu. Amethyst koridora çıktı. Odaya doğru “Hemen geliyorum.” Kapıya yöneldi. Gözetleme deliğinden baktı. Kimseyi göremedi. Zil tekrar çalınca irkildi. Güvenlik zincirini çıkarmadan kapıyı açtı. Aralığa doğru başını uzatmıştı ki bebek pabuçları içeri doğru sokuldu. Amethyst avuçlarını birleştirip dudaklarına dayadı. Gözleri ışıldıyor, gülümsüyordu.
  • Aşk kapıyı çalınca, sana tüm kapılar açılır.
    Sen kapıya gelen misafirle ilgilen yoksa O misafir bir daha gelmeye bilir...