Puan vermedi
Yanlış anlaşılmak istemem ! Ama Öz'ü ve Söz'ü bir olmayan Bir yazar/birey olduğu kanaatindeyim. Kitaplarının tamamını okumaya Niyetlenmiş olduğum dönemde Son satırlarda değineceğim Malum olay hasebiyle bundan Vazgeçmiş ama yine de kabaca da olsa eserlerine üstün körü göz atmış olduğumdan, Roman/Şiir/Hikaye türündeki eserlerinin hakkını teslim etmem gerekirse, bugün bile okunabilir olduklarını Söyleyebiliyor olsam da ( benim açımdan ) burada esas olan yazarın kitabı ya da kitapları değil, Eldeki verilere göre yazarın Hâl ve harekatları kadar tutumlarıdır. Bu kitapta açıkça Kadın kimseye satılmaz, O mal değildir deyip Bir de üzerine konferans verip Yıllar sonra da Evlenmek istediğin kadının ailesini ziyaret edip Kız isteme merasimi tertip edilirken de Dile getirmediysen, Yıllar sonra yazdığın kitapta
İnsan ve Duygular
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
SPOILER!
6/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Callypso Lilis, 16 yaşına girmesine iki hafta kala yıllarca kendisini istismar eden üvey babasını öldürür ve Pazarlıkçı olarak bilinen Desmond Flynn'den yardım ister. Her bir iyilik, Pazarlıkçı'ya ödenecek bir borçtur ve genellikle sonu iyi bitmez. Ancak Pazarlıkçı, üvey babasının cesedini ortadan kaldırmak için bir karşılık talep etmez çünkü Callie henüz reşit değildir. Des, Callie'yi Peel Akademisi'ne yerleştirir ve 5 ay sonra Callie onu tekrar çağırır çünkü onun bir siren olması Des'in büyüsünü zayıflatır. Bir anlaşma yaparlar, böylece Callie'nin kolundaki bileziğin ilk boncuğu senet olarak ortaya çıkar. O günden sonra Callie, Des'i çağırmaya devam eder ve birlikte geçirdikleri her bir gün Callie'nin kolunda bir boncuğa mâl olur. Ancak bir gün Des gelmeyi bırakır, ta ki 7 yıl sonra Callie sirenini dedektiflik yapmak için kullanırken borçlarını toplamak üzere geri dönene kadar. Kitap genel olarak gayet iyi ve çerezlik okuma için uygun ama değinmek istediğim birkaç konu var. Yazarın dili hafif ve hızlı okunuyor ve bu iyi bir şey. Benim gözüme batan kısım, kişisel olarak fantastik kitaplarda 1. tekil şahıs kullanımının atmosfer kurma konusunda zayıf olduğunu düşünmem. Zaten kitapta da evren fazlasıyla arka plana atılmıştı. Yazar bize fantastik bir evren anlatmaktansa çiftimiz üzerine odaklanmayı tercih etmiş. Callie önce eski sevgilisi Eli'dan kurtuluyor, sonra Des ile olan karmaşık ilişkisini çözmeye çalışıyor. Sebebini anlamadığım şekilde ikisi de birbirlerini açık açık sevmelerine ve sık sık o ya da bu şekilde bunu dile getirmelerine rağmen reddedilmekten korkuyorlar. Bu kedi-fare oyunu, sonunda ruh eşi olduklarını ve ilişkilerindeki yedi yıllık aranın nişanlanmış olmalarından kaynaklandığını öğrenmemizle bitiyor. Bu sırada arka planda Ötediyar'ın ve 4 farklı
RapsodiLaura Thalassa · Martı Yayınları · 20221,729 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Maggie O'Farrell/ Hamnet
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:15
Herkesin filmini çok beğendiği bir roman. Fakat benim filmlerden önce daime kitapları okumak gerektiği düşüncesindeyim. Aşk ve yas üzerine yazılmış müthiş bir roman.. Aslında kitap William Shakespeare’in küçük yaşta ölen oğlu Hamnet’in hikayesinden yola çıkıyor. Fakat çocuğun neden öldüğü bile belli değil. Bu çok acı verici bir şey bence. Bu kitapla ilgili nasıl bir inceleme yapmam gerek onu bile bilmiyorum. Bize duyguları hissettirmek için o kadar güçlü ve o kadar duru bir şekilde yazılmış ki hissetmemek mümkün değil. Yas çok evrensel bir duygu. Sadece şekilleri farklı. Keyifli Okumalar.
Duygu ve Düşünce
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
ne kitaptı ama..
7/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:58
Bu kitap hakkında çok fazla şey söylemek geliyor içimden.İlk 50 sayfayı okuyunca çok sıkılmıştım,çok fazla detay vardı,akmıyordu bir türlü.Beklentim farklıydı öncelikle,iyi mi kötü mü bilmiyorum.Ama yüzleşme anı geldiğinde generalin içini döktüğü kısımlar daha heyecanlıydı,daha akıcıydı. •İlk başta Konrad'a hakk veriyordum,sırf müziğe ilgi duyuyor diye dışlanıyormuş gibi hissetmiştim,onunla daha fazla empati kurmuştum. •Generalin konuştuğu kısımlar geldiğinde detayların bir anlamı varmış.Generalin bazı dediklerine katıldım,bazılarına katılmadım,bazıları çok düşündürdü. •Mesela soruların cevapları bazen kelimelerle değil de hayatla da verilebiliyormuş.Bazı dostluklar göründüğü kadar masum değilmiş.Eğer aralarında gerçek bir dostluk olmasaydı, Konrad'ın öldürmek isterken yaşadığı tereddütü, ardından kaçışını ve 41 yıl sonra geri dönüşünü anlamlandırmak mümkün olmazdı.Çünki bence de dost olmayan biri gözünü bile kırpmadan öldürür,öldüremese de kaçmazdı.Arkadaşı olarak gördüğü kişi umrunda bile olmazdı çünki. •Hayatın anlamı üzerine;yaşlandığında veya olayların üzerinden uzun zaman geçince soruların cevapları,intikam almak,aldatılmış olmak bile o kadar önemsiz oluyor ki,hiç bir anlamı kalmıyor yani. •Veya insanların "başka türlü" olması o kadar kabul edilebilir bir şey ki(karakterlerden birinin yaratıcı, diğerinin öldürücü olması gibi).Yani sırf bu insani özellikler,hayattan aldıkları zevkler,hayat amaçları farklı diye yargılanması saçma olur,ki insanlar ne kadar çabalasalar da,değiştiremeyecekleri şeyler var.Uyumluymuş gibi rol yapmak ne zamana kadar sürdürülebilir ki? •Genel olarak bana çok şey kattı,bu kadar detay olmasaydı da iyi olurdu yine de,200 sayfalık bir kitap okumuş gibi hissediyorum bu yüzden.Bu
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·
Bu kitapta Cem adlı bir gencin yaşadıkları anlatılır. Hikâye ilerledikçe sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda baba-oğul ilişkileri, suçluluk duygusu ve kader üzerine derin bir sorgulama olduğunu fark ediyoruz. Kırmızı saçlı kadın karakteri gizemli yapısıyla okuyucunun ilgisini sürekli canlı tutuyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, olayların yavaş yavaş açığa çıkması ve sonunda beklenmedik bağlantıların ortaya çıkmasıydı. Dilinin akıcı olması da kitabı daha sürükleyici hâle getiriyor. Bazı bölümleri düşündürücü olduğu için zaman zaman durup olayları değerlendirme ihtiyacı hissediliyor. Genel olarak Kırmızı Saçlı Kadın, hem merak unsuru taşıyan hem de insan ilişkileri üzerine düşündüren etkileyici bir roman. Farklı bakış açıları kazandıran, okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
İmkânsızlığın Kıyısında Bir Aşk Hikâyesi
Puan vermedi·272 syf.··
2026 67. kitabı
"Bir Kürt Sevdim", sadece bir aşk hikâyesi değil; toplumsal sınırların, önyargıların ve kimlik arayışının tam ortasına atılmış bir çığlık gibi. Kitabın sayfalarını çevirirken hissettiğim ilk şey, o derin çaresizlik ve beraberinde gelen amansız umut oldu. ​Bu eseri okurken kendi duygularım da hikâyenin geçtiği o coğrafyanın sert ama bir o kadar da büyüleyici iklimine kapıldı. Yazar, sadece iki insan arasındaki bağı değil, o bağın etrafına örülen görünmez duvarları o kadar yalın ve sarsıcı bir dille anlatıyor ki, ister istemez insanın içine işliyor. Aşk, en saf haliyle; ancak üzerine binen kimlik, dil ve geçmiş yükü, o saf duyguyu çoğu zaman bir imtihana dönüştürüyor. ​Okurken kendimi, iki farklı dünyanın kesişim noktasında bir köprü kurmaya çalışan o aşıkların yerine koydum. Sevmenin, "öteki" olarak görülen birine kalbini açmanın, toplumun dayattığı o keskin tanımlarla nasıl savaştığını görmek hem hüzünlü hem de düşündürücüydü. Kitap, bana şunu hatırlattı: Aşk bazen sadece iki kişinin arasındaki uyum değil, aynı zamanda dış dünyaya karşı verilen sessiz bir mücadele. ​Dili kullanışı o kadar samimi ki, yazar sanki doğrudan benimle, benim acılarımla konuşuyor gibi hissettim. Satır aralarında gizli o sızı; birine bağlanmanın, onunla aynı gökyüzüne bakmanın, ama aynı zamanda onun hikâyesini kendi hikâyenle birleştirememenin yarattığı o derin boşluk... Kitap bittiğinde, zihnimde kalan şey sadece karakterlerin kaderi değil, aşkın tüm insani sınırlarımızdan daha büyük, ama aynı zamanda onların esiri olabilecek kadar da kırılgan olduğu gerçeğiydi. ​Sonuç olarak; bu kitap, ön yargılarımızdan arınıp bir insanın kalbine, gerçekten o insanın kim olduğuna bakarak dokunmanın neden bu kadar zor olduğunu, ama neden uğrunda her şeyi göze almaya değer olduğunu anlatıyor. Okuduktan sonra,
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma