Puan vermedi·
MUHTEŞEMMMMM 1860 larda insanlık tarihi için çok önemli olan köleliğin kalkmasına vesile olan Kuzey güney Savaşı’nı kaybeden taraf güneylerin ağzından aktardığı için çok beğendim Hem tarih hem aşk detaylı bir gözlemle anlatılmış muhteşem bir hikaye . **************** KUZEY GÜNEY SAVAŞI Amerika’daki Kuzey-Güney Savaşı (Amerikan İç Savaşı) aslında tek bir ülkenin kendi içinde yaptığı çok büyük bir savaştı. Kim kimle savaştı? * Kuzey (Union / Birlik) → ABD yönetimini korumak isteyen eyaletlerdi. → Bunlara Yankiler denirdi. → Sanayi, ticaret ve fabrikalar daha güçlüydü. → Başkan Abraham Lincoln Kuzey tarafının lideriydi. * Güney (Confederacy / Konfederasyon) → Ayrılıp kendi devletlerini kurmak isteyen güney eyaletleriydi. → Tarım, özellikle pamuk üretimi çok önemliydi. → Büyük çiftlikler (plantasyonlar) vardı. → Ekonominin temelinde köle emeği bulunuyordu. Savaşın ana nedeni neydi? En büyük mesele kölelikti. Güney eyaletleri siyah insanların köle olarak çalıştırılmasını sürdürmek istiyordu. Kuzey’de ise köleliğe karşı çıkanların sayısı artıyordu (tek sebep sadece bu değildi; eyalet hakları, ekonomi ve siyasi güç kavgası da vardı). Zencilerin (Afrikalı Amerikalıların) durumu nasıldı? Savaş öncesinde:
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,137 okunma
7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:20
Karaya ayak basması yasaklanmış, şu üzerinde yaşamak zorunda olan bir halk düşünün. Bunlar Alaha. Sadece senede bir kez pazara gidebilmeleri söz konusu. Karada yaşayan Kenta halkı ile alışveriş yapıyorlar ve bu karaya çıkışları bile kurallara bağlı. Bir grup iyi eğitilmiş Alaha genci bu hakkı alabilmiş. Büyük bir şans. Bu şans belki de ellerine ömürlerinin bir kez geçecek. Kimsesiz olarak büyüyen Brynn, okyanusla çevrili Alaha'da muhafız adayı olarak büyür. En yakın arkadaşları Komutan Wren'in oğlu Kai ve Messer ile pazar yerine gidecek şanslı kişilerden. Fakat b burada Brynn'ın başı Kenta'lı bir asker olanan Acker ile belaya girer ve arkalarında büyük bir karmaşa bırakarak oradan kaçarlar. Hikaye ise bundan sonra başlar. Sırlar, gizlenen kimlikler,oyun içinde oyunlar. Son kelimesine kadar soluksuz okuyacağınız büyük bir macera. Her ne kadar çok ayrıntı vermese de güzel bir evren kurgusu. Belli yeteneklere sahip insanlar. Düşman halklar. Kaçma, kovalamaca. Yavaştan filizlenen duygular. Herşey çok güzel. Ta ki son iki bölüme kadar. O son, bir çok kişinin büyük ters köşe dediği şey büyük bir mantık hatası değil de nedir? Bu da kitapta anlatılan herşeyi bir anda alt üst ediyor. Biz bir yalanı mi okuduk diye düşünüyorum. Yazar hangi mantıkla olayları buraya bağladı bilmiyorum ama birçok senaryo aklımda. Bu yüzden de ikinci kitabı merak ediyorum. Kitabı son sayfalarına kadar bir solukta okudum. Kurgulanan evreni sevdim. Deniz üzerinde ağaçlarda ki evlerinde yaşayan halk fikrine de bayıldım. Fakat üzerine düşündükçe buram buram klişe koktuğunu anlıyorsunuz. Klişelere karşı değilim. Bu türde çok okuduysanız artık bu kaçınılmaz. Güzel yazılmış o ayrı bir konu. Çok akıcı bu da yadsınamaz. Fakat kitabın kapağını kapadığınızda havada kalan çok şey var. Ve o sonda ki olay.
Metal BükücüRachel Schneider · Juno Kitap · 202650 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kitabı Mukaddes
7/10
·1380 syf.··
2026 2. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:03
Not: Bu incelemede İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur, özellikle de İslam'a. Bu inceleme Hristiyanlık ve Yahudilik hakkındadır. Yani konunun İslam'la alakası yok, biz burada onları eleştireceğiz. Kitabı Mukaddes Nedir: Kitabı Mukaddes Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere 66 farklı kitapçıktan oluşan 1400 sayfalık ve uzun bir süreçte yazılan metinlerdir. Bu metinler ayrı ayrı değerlendirilmeli ancak bir o kadar beraber değerlendirilmelidir. Zira bu iki metinler topluluğu birbirleriyle bağlantılıdır. Kitabı Mukaddes'teki Eski Ahit 39 kitapken, Yeni Ahit ise 27 kitaptır. Eski Ahit'in ilk 5 kitabı Tevrat, Mezmurlar adlı bölümü ise de Zeburdur. Ancak bunlar dışında da farklı metinler vardır. Eski Ahit'te 5 adet yasa kitabı (Tevrat), 12 adet tarih, 5 tane bilgelik( Zebur kitabı bu kitaplar arasındadır.) 17 tane de peygamberlik kitapları vardır. Yeni Ahit'te ise 4 incil kitabı( Müjde Kitapları), Elçilerin İşleri, Pavlus'un Mektubları, genel mektuplar ve Yuhanna'nın Görümleri vardır. Şimdi bu metinlerde ne anlatılıyor, bunu inceleyeceğiz. Eski Ahit'te Adem'den başlayarak Malaki'ye kadar uzanan bir hikâyeler bütünü görürüz. Eski Antlaşma şu olayla imzalanır. Tanrı, İbrahim'e baba evi olan Ur kentinden ayrılmasını ve Filistin bölgesine göç etmesini buyurur. Zamanla İbrahim'in torunu Yakup, hilecilik yaparak Tanrı'nın desteğini ardına alarak ilk oğulluk hakkını alır ve daha sonra, Yehova'yla yaptığı güreşte Yehova'yı yener. Buradan da İsrail lakabını alır. Onun soyunu da İsrailoğulları denir. Yakup'un 12 oğlu vardır. Bunlar İsrail'in on iki kabilesenin atalarıdır. Musa'yla beraber Mısır'dan çıkan İsrailliler, ilk kitaplarını Musa devrinde yazmaya başlar. Bu kitaplara yasa kitabı denir. Bu kitabı eleştireceğiz ancak önce içerikten bahsedelim. İlk kitapta Musa'dan önceyi
Din
Kutsal KitapKolektif · Yeni Yaşam Yayınları · 2016516 okunma
Puan vermedi·542 syf.··
2026 68. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 10:52
Guadeloupelu yazar Maryse Condé, sömürgecilik, kölelik, kimlik, diaspora ve kültürel aidiyet temalarını işlediği eserleriyle Karayip edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Segu, dört ciltlik büyük bir tarihsel roman serisinin ilk kitabıdır. Türkçede ilk cilt Segu Toprak Surları adıyla yayımlanmıştır. Roman, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında, günümüz Mali sınırları içinde yer alan Bambara Krallığı’nın başkenti Segu’da yaşayan Bambara soylusu Dousika Traoré ve onun ailesinin üç kuşak boyunca erkek üyelerinin yaşamlarını anlatır. Erkeklerin hayatları anlatılırken eşlere, annelere ve zaman zaman kız çocuklarına da yer verilse de romanın odağında erkeklerin bu dönemdeki yaşantıları ve hayata, dine, köleliğe, farklı inançlara ve kadınlara bakışları yer alır. Bu yaşamlar aracılığıyla bölgenin dini, kültürü, doğası, insan yaşamı ve tarihiyle birlikte dönemin kölelik sistemi, siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümleri hakkında da bilgi ediniriz. Romanın ilk kısmında Dousika Traoré ile tanışırken aynı zamanda çocuklarının seçimleriyle ilgili ipuçları da almaya başlarız. Çok tanrılı bir dine inanan Dousika Traoré’nin ilk oğlu Tiékoro’nun İslamiyet’e ilgisi, Siga’nın Tiékoro’ya karşı içinde büyüttüğü öfke, Naba’nın Tiékoro ile ilişkisi ve kardeşinin gidişinden sonra değişen hayatı ile Malobali’nin doğumu gibi olaylar sayesinde kardeşlerin aile içindeki yerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini öğreniriz. Çocukların her biri farklı hayat yolculuklarına çıkar. Tiékoro, İslamiyeti öğrenmek için Siga ile birlikte bir yolculuğa çıkar. Bir süre sonra yolları ayrılır ve Tiékoro eğitim alacağı yerde yaşamını sürdürür. Onun geçmiş yaşamı ile yeni kabul ettiği ve öğrenmeye çalıştığı din arasındaki ikilemlerine, farklı bir etnik kökene sahip olması nedeniyle bulunduğu
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202438 okunma
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum. Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir. Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
10/10
·544 syf.·
2026 78. kitabı
Göğe Kadar Sen Baş karakterler: Zülal Arga ve Dağhan İdris Tüfekçi (Not: karakterleri unutanlar için incelemenin sonuna karakterlerin kim olduğunu yazdım.) Kısa konusu: ​7 yıl önce Zülal'in babası onu sevdiği adamdan, yani Dağhan'dan ayırır. Dağhan da memleketini terk edip gider ve 7 yıl boyunca geri dönmez. Ta ki amcası vefat edene kadar... 7 yıllık ayrılıktan sonra Zülal ve Dağhan karşılaşınca neler olacak? Peki ya Dağhan tüm gerçekleri öğrendiğinde araları düzelecek mi? İşte bunların cevabı bu kitapta! ​Yorumum: SPOİLER VAR! ​Ne yalan söyleyeyim, ben yazarın gerçeği çok geç öğreteceğini ve konuyu uzatacağını bekliyordum. 100 küsuruncu sayfada öğrenince şok oldum. Gerçekten dinlediğine ve inandığına başta inanamadım. Dizilerde yalanı o kadar uzatıyorlar ki, burada kısa sürede öğrenilmesine şaşırmamak elde değil. Neyse; ama Dağhan "evlenelim" deyince ben Zülal'in buna kırılacağını düşündüm. Sırf intikam uğruna evlilik düşünülmesi kırıcı oluyor. Tabii bu evliliğin altında daha başka nedenler de olduğundan habersiz Zülal. Babasının aslında bir terörist olduğunu anlayınca acaba ne olacak? ​Babasının şerefsiz olduğunu anladık da annesine ne demeli? Kızının çektiği acıları görmesine rağmen bir de "baban tatsızlık çıkarmasın" diyor. Delireceğim! Bu aileden böyle üç güzel kız nasıl çıkmış, anlamış değilim. Hele bu ailenin bacanakları ayrı bir komedi: Hızır Ali ve Kağan... Bayıldım onlara, özellikle de Hızır Ali'ye. ​Dağhan'ın ailesine bakarsak; ben ilk başta, oğullarını bu hale getirdiği için Zülal'den nefret edeceklerini düşünmüştüm. Ama yok vallahi. Kırgınlık vardı tabii, orası ayrı ama Zülal'i hâlâ sevmeleri beni şaşırttı. Bu kitap beni şaşırtmaya devam ediyor, alışık değilim ben böyle şeylere. Cidden çok tatlı bir aile. Bir Argalara bakıyorsun,
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202653 okunma