Aşkım adını söylediğinde, tenin dudaklarından önce tanır, çünkü arzum çıplak gelmez, şefkat, saygı ve beklemeyi bilen bir tutku ile gelir; seni düşünüyorum ve düşüncem yavaş sürtünmeye dönüşür, vücudu acele ettirmeyen bir okşama onu davet ediyor, iyi korunmuş bir sır gibi sırtından nazikçe kayan, omuzlarında kalan, beline inen ve nefesinden öğrenen; seni böyle sevmek sana dokunmadan dokunmaktır, yanmadan yanan, titreten kelimelerle tenini uyandırmaktır anksiyete değil bağlılık, çünkü aşkım senin bir kadın olduğunu, istendiğini, güvende ve eşsiz hissetmeni istiyor, sanki vücudundaki her gözeneğin ona bağlılıkla bakıldığını biliyormuş gibi; sana sahip olmak istemiyorum, seni yaşamak istiyorum, gözlerini kapattığında yanında olan o düşünce olmak, yalnız hissediyorsun, seni saran o yumuşak ateş ve sana gerçekten sevildiğini hatırlatıyor, maske ve korku olmadan çünkü benim aşkımda tutku var, evet ama aynı zamanda özen, söz ve sonsuzluk ve çünkü sadece sen hayatımın efendisisin… Yalnız Adam
Ben şiir yazdığım her şeyi çehrene benzettim. Ben yanında gördüğüm her şeyi şiire benzettim. Sen de, Sen de şiirsin inan bana! Gök parlıyor senin adına! Şairler yaşıyor! Düşünüyor, ötüşüyor kuşlar hâlâ! Melankolikler neyin bedelini ödüyor Tanrı’m? Anla! Yazdığım şiirde sen yoksan daha, Mutluluk istemem aşkımda. Benim aşkım hüzündür! Benim aşkım uludur! Benim aşkım benzeyendir Tanrı’ya, şiire, ruhuna! Benim aşkımdır kusurun! En çok kusurlarını seviyorum, yarattığı hâlini, Bir döngüde sanat gibi; Tamamlanmış, kusursuz hâlini!
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
" Aşkımda değişebilir, gerçeklerim de"
Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle dövüşemem Benim bir gizli bildiğim var Sizin alınız al inandım Morunuz mor inandım Ben tam kendime göre Ben tam dünyaya göre Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız TURGUT UYAR Turgut Uyar
Temizdir benim aşkım, sudan berraktır Bu aşk oyunu bana helâldir, haktır Hep şekil değiştirir ellerin aşkı, Şu aşkımda en küçük fark bile yoktur! 📜 Ömer Hayyam
1000Kitap
Sonra ilk aşkım geldi aklıma. Ve işte o zaman çok şaşırdım. İlk aşkım çok kalabalıktı, âşık olduğum bütün kadınları ilk aşkım olarak hatırlıyordum, ilk aşkın başka hiçbir aşka benzemediği söylenen büyüsünü ben her aşkımda bir kere daha yaşamıştım, bütün aşklar birer ilk aşk olarak geçmişti ruhuma. Ahmet Altan
İLK AŞK Akşamüstüne doğru, hiddetli küçük bir kız gibi tıpırtılarla camlara vuran nisan yağmurunun bende bir cam kadehin içinde oturuyormuşum duygusu yaratmasıyla eğlenip kendimce hülyalara daldığım sırada posta geldi ve içinden Turgenyev'in İlk Aşk romanının eski baskılarından biri çıktı. Şu, ancak sahaflarda bulabileceğiniz, cildine, sayfalarına dokunan ellerin esrarını üstünde taşıyan, kâğıdı sararmış eski kitaplardan biri. O yağmurlu akşamüstü meçhul bir kadının armağanı olarak kapımı çalan kitabı ilk okuduğumda, romanın on altı yaşındaki kahramanından daha ufaktım, şimdi o çocuğa ilk aşk acısını tattıran babasından bile daha büyükken, kimlerin evinden, kütüphanesinden, çalışma odasından geçtiğini, kimlere ne heyecanlar, ne zevkler, ne düşünceler verdiğini bilmediğim eski baskı, bana çocukluğumun büyülü bir masalı gibi ulaşıyordu. Gönderen kimliğini yazmamış, ama eğer istersem kimliğini bulabilmem için küçük bir işaret bırakmıştı. Turgenyev'e, onun aristokrat kahramanlarına ve bana böyle bir armağan gönderene layık olabilmek için gönderenin kimliğinin peşine düşmedim, onu saklandığı gölgelerin içinde rahatsız etmedim. Kitabı karıştırdım biraz, ama okumadım. On üç yaşındayken okunmuş bir kitabın içimde bıraktığı izleri kırk altı yaşında aynı kitabı bir daha okuyup da çiğnemek istemedim; o kitabı ilk okuduğumda kendimi elbette ki kitabın küçük kahramanına yakın bulmuştum, şimdiyse kendimi babaya daha yakın bulmak gibi bir tehlike vardı, bunu göze alamadım doğrusu. Onun yerine kitabı okuduğum günleri hatırladım. Falih Rıfkı'nın ısmarlayıp da daha sonra almaktan vazgeçtiği ve babamın kısıtlı bütçesine rağmen epeyce paraya kıyıp aldığı, bana o zamanlar kocaman gözüken koltuğun içine, herkes yattıktan sonra iyice gömülüp sabahlara kadar kitaplar okuduğum, gizlice ilk