İnsan o yükü taşırken yoruluyor ama yoruldukça da derinleşiyor. Aşk bir ateşten deniz ve aşık o denizi mumdan bir kayıkla geçmeye çalışan kişi…
Çok yorgunum, çok yoruldum okurken. Aşk ızdırabı işledi her zerreme… Aşk yükü çok ağır yalnızsan ve aşkından mecruh isen nefes almak ızdırap. Dünya aşıklar için çile yurdu anladım. Aşk, ahh aşkkk… Kendimi bildim bileli dediğim gibi; Yaşamı sevdiğinle paylaşmak nimettir…
Aşığım, yorgunum ve yapayalnız…
(Kitabın filmi Netflixte çıkmış sırf Selahattin Paşalı oynuyor diye izlerimmmmm:) )
Neredeyseee 300 sayfaa hep aynı şeyleri okudum.Bitmeyen tekrarlarrrr...
Kemalin yaşadıklarına, hissettiklerine bu kadar yüce bir anlam yüklenip buna aşkkk denmesini gerçekten anlayamıyorummm yaa...Veee en çok da Füsunun kitap boyunca neredeyse sadece cinsel bir obje gibi anlatılması rahatsız etti beniiii!
Hikâye boyunca dönen meseleler erkeklerin arzuları ve güzel kadınlarla birlikte olma isteği etrafında dönüpp duruyooo.. Yanlış anlaşılmasın yani cinselliğe karşı değilim de ama bu kadar yoğun anlatılıp, üstüne bir de buna aşk denmesi beni açıkçası kızdırdııı
Bence aşk bedende değil ruhta başlar sevgili askzadeler... Arzuuuu sonradan gelir. Arzuyla başlayan bir şey aşk olamaz. Aşk, önce ruhun doyumudurrr..
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?
Bugün sizlere öyle güzel bir kitap ile geldim ki… Nasıl bitti gerçekten anlamadım. #herayokuyanlarkulübü ile okumak ise ayrı bir keyifti.
İçeriğinde ne mi var?
Dostluk, kardeş bağları ve en önemlisi aşkkk. Her detay ve olay mükemmel işlenmiştir.
Gelelim konusuna:
Güneş, yıllar önce anne babasını kaybetmiş; abileri ve kardeşiyle birlikte babaannesi tarafından büyütülmüş. Çok zeki olduğu için öğretmenleri tarafından fark edilip üst sınıflarda okumuş.
Şu anda Kore’de bir hastanede çalışan, çok yetenekli bir beyin cerrahisi profesörüdür. Aynı zamanda özel ve anlamlı bir sosyal projede görev almaktadır. “Gerçekten harikasın!” dedirten cinsten biri. Yanında da onu hiç yalnız bırakmayan iki dostu vardır: Kean ve Maxim. Onlara arkadaş demek az kalır; resmen can bağı…
Bir gün hastanede bir çekim olacağı ve bir aktörün beyin cerrahı rolü için ona danışmanlık yapması istenir.
Kalbi güzel Güneş bunu tek bir şartla kabul eder.
Ve sahnede Han Min Jae belirir. Oynayacağı filmdeki rol için Güneş’le yolları kesişir—hem de ne kesişme! Daha ilk dakikadan birbirlerine nötrler ama aralarında görünmez bir bağ oluşur.
Min Jae, karşı eve birilerinin taşındığını fark edip hayırlı olsuna gittiğinde kapıda Güneş, Maxim ve Kean’ı görünce şok olur.
Birlikte çalıştıkça aralarındaki çekim artar. Ama Güneş’in duvarlarını yıkmak kolay değildir. Dostları bile artık ona “Kendine bir şans ver” der.
Kalbine söz geçiremez…
Yola birlikte çıkmaya başlarlar. Ahh bizim Koreli bey çok kıskanç çıkar! Özellikle Maxim’e karşı… Çünkü onların dostluğu çok farklıdır, aralarındaki samimiyet dikkat çekicidir. Buraları okurken yalan yok, Min’e hak verdim. “Hangi erkek kıskanmaz ki?” dedim ama bazı yerlerde abarttı, Güneş’e de kızdım.
Sonra Güneş’in geçmişte yaşadığı acı olayı
Ben çok beğendim şahsen yani ne diyebilirim kahkaha içinde okudum kitabı resmen bazi yerleri can yaksada bence gülmeyi sevmeyen bir insanı bile güldürebilir Loresima
İskender Pala'nın son çıkan kitabı. Adından da anlaşılacağı üzere bir "AŞK HİKAYESİ". Ama baştan söylemeliyim ki hikayemiz 270 sayfaaa. Evet bi açıklama bekliyoruz İskender Pala. Ya da İskender Pala mı diyim yoksa sen mi gerçek ismini açıkl... Tamam şakamızı da yaptık. Gelelim essahlı anlatım kısmına.
Kitabın konusunu okuduğunuz da zaten gel de okuma diyorsunuz içinizden. Duygu olarak yoğun hasret, özlem, tutku, bağlılık, sadakat ve tabikiii evet bildiniz AŞKKKKK içerir arkadaşlar.
AŞKKK. Bu kısımda ciddi olacaktım ama napalım.
Spoiler vermeden biraz daha derine inersem; Yıllar yıllar süren birbirine kavuşamama hikâyesinin bir kaç kişiyle farklı türden bir uzaklık, kavuşamama hikâyesi. Seneler boyunca hasret olduğuna uzak, seneler boyunca yanı başında aynı çatı altında yaşadığına uzak. Bir de bunların arasında kurban olanlar.
Ben sevdim. Tek eleştirim daha gönüle donunan aşk felsefeli cümleler olabilirdi. He vardı bu arada asla yalın tek düze bir aşk hikayesi anlatılmıyor. Yahut bir 100 sayfa az olsaydı kitap daha dolu dolu gelirdi gözüme.
Tavsiye edilir efenim.
Spoiler: Olan en çok Bahçı' ya oldu bu arada. Bu adam bunları haketmedi behh. Bir de İshak'ın "en çok ben seviyorum" ayakları yok mu? Ya sabır. Bir gusül alsa aslında bunlar olmayacak haa