Ayşe Öz

Subay onu dövmüşse bir an önce yola çıkmak zorunda olduğu için dövmüştür, ben de Dolohov'a, kendimi hakarete uğramış saydığım için ateş ettim, XVI. Louis'yi, bir cani saydıkları için idam ettiler, bir yıl sonra da onu idam edenleri yine bir şeyler yüzünden öldürdüler. Kötü olan ne? İyi olan ne? Neyi sevmek, neden nefret etmek gerek? Neyin uğruna yaşanıyor ve ben neyim? Hayat nedir, ölüm ne? Bütün bunlara hangi güç hükmediyor? " diye kendi kendine soruyordu. Ve bu soruların hiçbirine, mantıksız, kesinlikle bunların karşılığı olmayan bir tek yanıttan başka yanıt yoktu. Bu yanıt da şuydu: " Öleceksin, her şey bitecek. Öleceksin ve her şeyi öğreneceksin ya da soru soramaz olacaksın." Ama ölmek de korkunçtu.
Sayfa 508·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
XVI. Lousi'yi öldürdüler, çünkü onlar, onun namussuz bir cani olduğunu söylüyorlardı ve kendi görüşlerine göre de haklıydılar, nasıl ki onun uğruna birer din şehidi gibi ölenler ve onu azizler katına çıkaranlar da haklıydı. Sonra zorbadır diye, Robespierre'in kafasını kestiler. Haklı olan kim, suçlu olan kim? Hiç kimse. Yaşıyorsun, yaşamana bak; yarın öleceksin, benim bir saat önce ölmüş olabileceğim gibi. Hem, sonsuzlukla ölçülünce yaşanacak ancak bir saniyemiz kaldığına göre, onu da zehir etmeye değer mi?
Sayfa 468·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir. Onlar Hayat'ın kendine duyduğu özlemin oğulları ve kızlardır. Onlar sizinle gelirler, ama sizden değil, Ve onlar sizinle birlikte olsalar bile, yine de size ait değildirler. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi degil; Çünkü kendi düşünceleri vardır onların. Onların bedenlerine bir ev sunabilirsiniz, ruhlarına değil; Çünkü onların ruhları, sizin düşte bile ziyaret edemeyeceğiniz o gelecegin evinde yaşarlar. Onlara benzemeye çaba gösterebilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye kalkmayın. Çünkü hayat geriye gitmez ve dünle de hiç oyalanmaz. Siz yaysınız, çocuklarınız da bu yaylardan fırlatılan canlı oklar. Okçu sonsuza giden yoldaki hedefi görür ve oklarının hızlı ve uzağa gitmesi için tüm gücüyle gerer sizi. Onun elinde gerilmeniz sevinç nedeni olsun size; Çünkü o fırlatılan oku sevdiği gibi, elindeki sağlam yayı da sever. Halil CİBRAN
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Hepimiz hem özgür, hem de ait olmak isteriz. İlişkilerde ait olmak ve birey olmak arasındaki denge, yaşamın en temel olgularından biridir. İnsanoğlunun her ikisine de ihtiyacı vardır; hem ailesine, mahallesine, ibadethanesine, okuluna, futbol kulübüne, siyasi partisine ait olmak, hem de bir birey olarak özgürce var olmak ister. Ve anne-baba olarak bunun dengesini ayarlamak, çocuk gelişiminin en temel boyutlarından biridir.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Hayata Dair

Ayşe Öz

, bir kitabı okumaya başladı
Doğan Cüceloğlu
9/10 · 10,8bin okunma