Benim için yaşamın ta kendisi olduğunuzu bilmiyorsunuz sanki; ama ben rahatlık nedir bilmem ve size de veremem. Bütün benliğimi, sevgimi... evet. Sizi ve kendimi ayrı olarak düşünemiyorum. Siz ve ben, benim için biriz. Ve bundan böyle ne kendim, ne de sizin için rahat olma olasılığı görmüyorum. Umutsuzluk, mutsuzluk olasılığı görüyorum... ya da mutluluk olasılığı görüyorum, hem de ne mutluluk!...
Pusulayı yırtarcasına açıyorum, onu okumak istiyorum... ama onu okuyamıyorum... gözlerimin önünde kırmızı bir karartı var... acıyı düşünebiliyor musunuz, nihayet, nihayet ondan bir söz var elimde ve her şey şimdi gözbebeklerimin önünde titriyor ve dans ediyor... kafamı suya sokuyorum... şimdi daha berrak görüyorum... pusulayı tekrar alıyorum ve okuyorum...
Ama o andan itibaren içimdeki şey hummaya dönüştü... kontrolümü kaybettim... daha doğrusu, yaptığım her şeyin anlamsız olduğunu biliyordum, ama artık kendi üzerimde bir gücüm yoktu... artık kendimi anlayamıyordum... hedefimin takıntısı içinde sadece ileri doğru koşuyordum.
Ama siz karşıma çıkınca, siz karanlık hayatımı aydınlattınız kalbimi ve ruhumu aydınlattınız ve ben ruhsal huzur bularak diğerlerinden daha kötü olmadığımı anladım; belki parıltı yok, ışıltı yok, renk yok, ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben.