“Çoğu insan senin kadar deli değil” dedim, bana ait olmayan boğuk bir sesle.
“Bunu söylemek hiç hoş değil.” Keskin dişlerini daha önce beni ısırdığı yerin hemen altına bastırdı ve vücudum sarsılırken nefesim kesildi. “Ve gerçek şu ki deliliğimi seviyorsun.” Kanım baş döndürücü bir baskıyla beynime hücum etti. “Seninle ilgili hiçbir şeyi sevmiyorum.”
Dudakları boğazımın kenarında gezinirken güldü. “Yalan söylemene bayılıyorum.”
“Yalan söylemiyorum,” diye inkâr ettim. Başımı o mu yana itmişti, yoksa bunu ben mi yapmıştım? Ben yapmış olamazdım.
“Hımm?” Dudakları, nabzımın çılgınca çırpındığı noktanın üzerinde gezindi. “Şiddete olan düşkünlüğün utanılacak bir şey değil. En azından benim yanımdayken. Bunun beni tahrik ettiğini söylememiş miydim?”
“Bazılarının affedilmez bulabileceği şeyler yaptı. Uykularını kaçıracak ve uyandıktan çok sonra bile seni kâbuslarla baş başa bırakacak şeyler. Karanlık Olan adıyla anılmaktan nefret ediyor olabilir ama bu ismi hak etti.” Omurgamdan aşağıya bir ürperti inerken, Kieran’ın solgun gözleri benimkilerle buluştu. “Ama senin, ve sadece senin, tüm krallıklarda asla korkmak zorunda kalmadığın tek şey o.”
“Diğer yarın kadar güzel olmayan hiçbir yanın yok. Bütünüyle nefes kesicisin.” Kirpikleri yukarı kalktı ve bakışlarındaki yoğunluk beni tutsak etti. “Bu, sana ilk söylediğimde de gerçekti ve şimdi de gerçek, yarın da gerçek olmaya devam edecek.”
Sizce ben kitaptaki tüm “malyshka” kısımlarını postitlemiş miyimdir? Christian Allister. Hayatımın anlamıdır. Başka söylenecek söz var mı? Sanmam. Bakın adam o kadar mükemmel ki hani şey düşünüyorsunuz bu adam türünün son örneği ve asla böyle mükemmel biriyle tanışamayacağım! Hani böyle acının zarafeti diye bir şey vardır ya hepimizin bildiği. Heh! İşte Christian o! O kadar çok şey yaşamış ki, o yaşanmışlıklar onu kusursuz yapıyor. Ben bayıldım. Çok sert bir kitaptı ama hani ne ararsan var! AŞIĞIYIM YA CHRISTIAN’IN! BEBEĞİM BİR TANEM!