Çoğunluğu tekdüze, sıradan ve hatta anlamsız gibi akan bir hayatın, bir anlık dalgınlıkta ya da bir saniyelik yanlış bir kararda paramparça olabilmesi, insanın varoluşundaki en ürkütücü çelişkilerden biridir; yıllarca aynı sabahlara uyanıp aynı sokaklardan yürüyen, aynı yüzlere bakıp aynı cümleleri kuran biri için zaman neredeyse uyuşturucu bir güven duygusu yaratır, oysa kader bazen bütün o tekrarların arasına gizlenmiş küçücük bir anı bekler ve o an geldiğinde, verilen tek bir karar her şeyi geri dönülmez biçimde değiştirir—işte korkunç olan da budur: Hayatın çoğu sıradan ve sessizken, felaket çoğu zaman gürültüsüz, tek bir nefeslik sürede kapıyı çalar.