yazarın okuduğum ilk kitabıydı. sürükleyici olmasının yanında sonunun da bu kadar bitmesi beni çok etkiledi. harikydı. mavi kuşla yolculuğun sonuna nasıl geldik anlayamadım bile.
nasıl bi huzursuzluktu.. okurken beni eritti resmen ruhumu sömürdü. neredeyse hiçbir olay olmadan 675 sayfa boyunca yazarın ruh haline boğuldum. çok şükür bitti. şimdi güzelce kitaplığımın kuytu köşe bir yerinde yerini alabilir.
ef sa ne. yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. bir kitap tavsiye et deseniz sanırım uzunca bir süre tek kitap önerim olabilir.
hayyam, hasan sabbah ve nizamülmülk.. üç arkadaş.. üç hayatın kesişmesi, buram buram kokan doğu tarihi ve tarihsel olayların yanında hiç de abartılmadan ölçülü anlatılmış bir aşk..
Ömer’in “yazması”; bilgeliği ve zekasının küçümsenemeyecek kanıtı. üç arkadaşın yollarının kesişmesi, fikir ayrılıklarına rağmen tekrar tekrar denk düşmeleri, iran devrimi ve sonu titanic ‘e uzanan bir roman.
yazarın okuduğum ilk kitabıydı. bilinen bi hikaye fakat yazarın kalemi, olayı örgüsü etkileyiciydi.
aslında yusuf ile zûleyhanın ama bi o kadar da yakub’un sabrının öyküsü.
aşkı, sabrı, affediciliği anlatan ilahi bir örgü.
“oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.”
baştan sona akıp giden yusufla zindana girip yusufla zindandan çıktığım, zûleyha ile yusufu sevdiğim, yakub ile sabrettiğim bi kitaptı.
yeraltı edebiyatı denilen anlatılınca korkutucu belki bizlere çok uzak ama aslında yaşamın ta kendisi. okurken her cümlede her sayfada evet gerçekten böyle hayatlar var ve bu hayatı yaşayanların kafası böyle çalışıyor. bunu gerçekten öyle oldukları için yaşıyolar dedim.
daha sonra düşündüm ben kinyas mı olurdum kayra mı? 8 yıl inandığı hayal dünyasının peşini bırakıp gerçeklerle yüzleşen kinyas mı daha güçlü yoksa hayalinde oluşturduğu zihinsel ölümü gerçekleştirmek uğruna hayatını kenara bırakabilen ve asla inandığından vazgeçmeyen kayra mı? ben seçemedim ama biliyorum ikisi de benden daha güçlü.