Bir ulusal kültürün yok olması için, yabancı bir düşmanın uzun süren işgaline benzer çok büyük bir yıkım gerekir. Borsa düşer, sabanın yerini traktör alır, taşra malikâneleri çocuk tatil kamplarına dönüşür, Eton ile Harrow'un maçı unutulur, ama İngiltere yine İngiltere olarak kalır, tıpkı bütün canlılar gibi, hem tanınmayacak denli değişme, hem de aynı kalma yetisine sahip, geçmişten geleceğe yaşamını sürdüren ölümsüz bir varlık gibi.
Temelde, hayatta başımıza gelen her şey kendi suçumuz, başka hiç kimsenin değil. Bizlerin başından geçen zorlukların pek çoğu başkalarının da başından geçiyor, ama onlar tamamen başka tepkiler veriyorlar. Biz en kolay yolu seçtik sanki: ayrı bir gerçeklik.