Mutlak bir özgürlüğe hiçbir zaman ulaşamayacağımı bilsem de bu yolda ilerlemeye devam ediyorum. Yolun sonu silinmiş. Yolun olmadığı bir yol yaratmaya çalışıyorum ama o engebeli zeminin üstünden ne kadar geçsem de bir yola dönüşmek bilmiyor. Parmaklarım taşlara çarpmaya devam ediyor.
Süzgeçten geçirilen çamurlu su nasıl hâlâ kahverengi akıyorsa, tekrar tekrar üstünden geçtiğim düşüncelerim de karanlıkla dolu. Bunu süslü kelimeler ve benzetmelerle gizlemeye çalışıyorum. Bütün bu süslemeler ve düzeltmeler güzel görünüyor olabilir ama işe yaramaz bir kılıftan başka bir şey değil.
Aşırı hassas biriyim. Doğru kelime bu. O kadar hassasım ki bu konuda kendime kötü davranarak telafi etmeye çalışıyorum bunu, köşeye sıkıştırılan bir hayvan gibi.
Sağ alt köşede, yedi harfli, beş kişilik bir sofra
Ne yapsak çözülmüyor, ne yapsak muamma
Bu bulmacanın kara kutusu benim, aldırma.
Sofraya tek başına oturmak zorunda kalan çocukların
Ayak seslerindeki keder tamir olmaz asla.