Ölümün kuşu kanatlanıp gene evimize konmuştu. Ölüm kuş kadar. Ölüm hatırlamaya bir koşu çıkaran, geride kalanları orada bırakan yıkıntılar bahçesi. Ölüm bir tek bahçede varmış. Bahçe ağzında hiç gitmeyen anne varmış. Ev anneymiş, anne evmiş, bahçe hayatmış.Ölüm bahçeler içinde de ölümmüş. Sandım ki evler ayaktayken yıkıntılar içinde olmayacakmışız. Yıkıntı yüzümde, uzaklara bakan gözlerimde. Yıkıntı, yarısı çekilmiş perdenin ardında, duvarda sıra sıra dizili fotoğraflarda.
Yorgun deniz uyurken bir dev gibi ilerde,
Dedim ki, fırtınaya benzer ihtilaller de:
Gün gelir, yosunları birden altüst eder de,
İncileri çıkarır zaman denen yabancı.