Atalar Kültü
Atalar Kültü olayını bir bırakabilsek ah. Cahiliye Dönemi gibi, biz atalarımızdan böyle gördük anlayışı çok zaman ilerleme ve özgürleşmenin önünde engeldir. Bunun bir de liderler kültü kısmı var ki, liderin kendisi gelse onu hain ilan ederler. Kraldan çok kralcılık hastalığı işte.
Alevilik, tarihsel oluşumu itibarıyla yalnızca İslâmî referanslarla açıklanamayacak ölçüde çok katmanlı bir inanç yapısına sahiptir. Bu yapının şekillenmesinde, Türklerin İslâmiyet öncesi inanç dünyasından devralınan bazı unsurların belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Gök Tanrı inancı, tabiat ve kozmosa atfedilen kutsallık, atalar ve ocak kültü gibi unsurlar, İslâmiyet sonrasında yeni anlam katmanları kazanarak Alevi inanç ve pratikleri içinde varlığını sürdürmüştür. Ahmet Yaşar Ocak’a göre bu durum, İslâm’ın Türklerin tarihsel ve kültürel zemini üzerinde, senkretik bir süreç içinde aldığı özgün bir yorum biçimini ifade eder. Bu nedenle Alevilik, İslâm öncesi Türk inanç mirası ile İslâmî unsurların tarihsel şartlar altında kaynaşmasıyla ortaya çıkan bir inanç ve kültür sistemi olarak değerlendirilmelidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tüketim Toplumu Üzerine
​"Kargo Kültü", II. Dünya Savaşı sırasında Melanezya (Pasifik Adaları) yerlileri arasında gözlemlenmiş gerçek bir antropolojik fenomendir. Adalılar, gökyüzünden uçaklarla gelen ve içinde modern aletler, yiyecekler bulunan paketlerin "tanrılar" veya "atalar" tarafından gönderildiğine inanırlar. Savaş bitip uçaklar gelmemeye başlayınca, yerliler uçakları geri çağırmak için ilkel yöntemlerle uçak pistleri yaparlar. Nitekim inançları şuydu: Eğer pisti taklit ederlerse, o mucizevi kargo, bolluk tekrar gökten inecekti. Baudrillard, modern tüketiciyi işte bu yerlilere benzetmekte. Ona göre bizler de modern dünyada nesnelerin nasıl üretildiğini, hangi ekonomik ve fiziksel süreçlerden geçtiğini bilmiyoruz. Bizim için nesneler vitrinde veya internette aniden belirivermekte. Tüketim toplumunda nesneler, bir üretim sürecinin sonucu değil, adeta bir mucize gibi algılanmakta. Reklamlar bize bir parfümü sıktığımızda aşkın geleceğini, bir arabayı aldığımızda özgürleşeceğimizi vaat etmekte. Bu durum, yerlilerin uçak bekleyişiyle aynı büyüsel düşünce yapısına sahiptir. Yerliler kargonun fabrikada üretildiğini bilmiyordu; biz de aldığımız bir tişörtün Bangladeş'teki bir atölyede dökülen alın terini görmüyoruz. Bizim için o ürün, kredi kartımızı uzattığımızda gerçekleşen bir ayin sonucu elimize geçmekte. Yazar, tüketimin bir mitoloji haline geldiğini söylemekte. Eskiden insanlar doğa olaylarını şimşeği, yağmuru tanrılarla açıklardı; bugün refahı, mutluluğu ve toplumsal statüyü nesnelerle açıklıyor. Baudrillard diyor ki; modern insan, çevresini nesnelerle doldurarak mutluluk denen o soyut kavramın gerçekleşmesini bekliyor. Tıpkı yerlilerin uçak pisti yaparak uçağı beklemesi gibi, biz de evimizi eşyayla doldurarak mutluluğun oraya iniş yapacağına inanıyoruz. Tüketim artık biyolojik bir
1000Kitap
Türklerin eski inanç sistemi Gök Tengri ve Şamanizm etrafında şekillenmiş olsa da, bunlar birebir aynı kavramlar değildir. Gök Tengri inancı, Türk ve Moğol halklarının geleneksel dini olup, tek bir yüce tanrı fikrine dayanıyordu. Tengri, gökyüzünde bulunan ve evreni yöneten kutsal bir varlık olarak görülüyordu. Bu inanç sisteminde: - Yer-Su ruhlarına duyulan saygı büyük bir yer tutardı. - Atalar kültü önemliydi; ölen ataların ruhlarının koruyucu olduğuna inanılırdı. - Gökyüzü kutsaldı ve hükümdarlar, Tengri’nin yeryüzündeki temsilcisi olarak kabul edilirdi. Ancak Şamanizm, daha çok animistik ve ruhlarla iletişime dayalı bir inanç sistemiydi. Türklerde Şamanizm, kam adı verilen din adamları aracılığıyla uygulanıyordu. Kamlar: - Ruhlarla iletişim kurarak hastalıkları iyileştirme ve kehanette bulunma görevini üstlenirdi. - Davul ve müzik eşliğinde transa girerek ruhlarla bağlantı kurardı. - Üç dünya kavramına inanılırdı: Yukarı dünya (ak), orta dünya (ak ve kara), aşağı dünya (kara). Gök Tengri ve Şamanizm arasındaki temel farkları şöyle sıralayabiliriz: - Gök Tengri inancı tek tanrılı bir sistemdir, Şamanizm ise çok ruhlu ve animistik bir yapıya sahiptir. - Şamanizm bir din değil, bir uygulama biçimidir; farklı inanç sistemleriyle birleşebilir. - Tengricilikte hükümdarlar kutsal kabul edilirken, Şamanizm’de kamlar ruhlarla iletişim kuran aracılardır.
1000Kitap
Gök Tengri inancı ve İslam, temel benzerliklere sahip olsa da kökenleri, ibadet biçimleri ve toplumsal etkileri açısından farklılık gösterir. Türklerin İslam öncesi inanç sistemleri, doğaya ve gökyüzüne büyük önem veren bir yapıya sahipti. İslam ise vahiy temelli, peygamberler aracılığıyla gelen bir din olarak farklı bir yapıya sahiptir. Benzerlikler - Tek Tanrı İnancı: Gök Tengri inancında Gök Tanrı en yüce varlık olarak kabul edilir. İslam’da ise Allah tek ve mutlak güçtür. - Ahiret İnancı: Eski Türkler, öldükten sonra ruhun başka bir dünyaya geçtiğine inanırdı. İslam’da ise cennet ve cehennem kavramları vardır. - Temizlik ve Ahlak: Gök Tengri inancında temizlik ve dürüstlük önemliydi. İslam’da da “Temizlik imandandır” ilkesi bulunur. - Hoşgörü: Türkler, farklı inançlara karşı hoşgörülüydü. İslam da hoşgörü ve adaleti vurgular. - Vatan Sevgisi: Gök Tengri inancında vatan kutsaldır. İslam’da da vatan sevgisi önemli bir değerdir. Farklılıklar - Vahiy ve Peygamberler: İslam, vahiy yoluyla gelen bir din olup, Hz. Muhammed (s.a.v.) son peygamberdir. Gök Tengri inancında ise peygamber kavramı yoktur. - İbadetler: İslam’da namaz, oruç, zekât gibi ibadetler vardır. Gök Tengri inancında ise kurban kesmek ve doğaya saygı göstermek temel ritüellerdendir. - Kutsal Kitap: İslam’ın kutsal kitabı Kur’an-ı Kerimdir. Gök Tengri inancında ise yazılı bir kutsal kitap bulunmaz. - Toplumsal Yapı: İslam, şeriat kurallarına dayalı bir hukuk sistemi sunar. Gök Tengri inancı ise Türk töresi ile yönetilirdi. Gök Tengri İnancının Özellikleri Gök Tengri inancı, Türklerin tarih boyunca benimsediği doğa merkezli ve töreye dayalı bir inanç sistemiydi. Bu inançta: - Gök Tanrı en yüce varlıktır ve tüm evreni yönetir. - Yer-Su ruhları doğanın kutsal unsurlarıdır. - Atalar kültü önemli bir yer
1000Kitap
Hikâyelerde, ozan olmaktan maksat Dede Korkut gibi olmaktır diyen ve hedef gösteren bir “gerçek ozan” profili sunulur. Bir başka cephesiyle, bu ozan âdeta Oğuz Türklerinin tanrısal olarak görevlendirilmiş koruyucu ruhudur. Sanki Oğuz Kağan dahil bütün “Oğuz ataları” bir arada eritilmiş ve hepsi bir arada Korkut Ata olarak kalıba dökülmüş gibidir. Belki de “atalar kültü” yeryüzünde en somut ve mükemmel biçimde Korkut Ata’nın şahsında anlatılmaktadır.