10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
"TÜRK TÖRESİ" "Menkıbelerin izahkâr rolüne gelince, bunu bilhassa ilhanlık dininde hakim olan il, Ak-Kemik tanınıyor, diğerleri Kara-Kemik itibar olunarak, bu ilin tâbiiyeti altına giriyorlar. Hâkim olan il’in Ak-Kemikliğini izah eden, işte bu menkıbelerdir. Hâkim olan il, velâyet-i âmmeyi hâiz olmak için, mukaddes olmak lâzım gelir. Mukaddes olmak için de, ya bir totemin, ya bir ilâhın sülâlesinden gelmesi şarttır. İlâh, kadınlara ya bir nur sütunu, yahut bir hayvan ve bazan da bir insan suretinde tecelli eder. Bunlardan birisinden gebe kalan bir kadın, ilâhzâdeler doğurur. Bunlardan türeyen bir ilin hâkimiyeti, velâyet-i âmmeyi hâiz addolunur." Bazı kitaplar vardır, okunduktan sonra kenara kaldırılıp unutulur. Bazıları ise zihninize kazınır, bizi sorgulamaya iter, kim olduğumuza dair içimizde bir şeyleri yeniden düzenler. Ziya Gökalp’in Türk Töresi işte tam olarak ikincisi. Bu eser, âdeta Türk düşüncesinin vicdanında yankılanan bir çağrı. Gökalp’in en büyük başarılarından biri, “töre” kavramını dar bir gelenek dizgesi olmaktan çıkarıp onu bir kültürel bilinç olarak yeniden tanımlamasıdır. Ona göre töre, bir milletin tarih boyunca süregelen ahlaki, toplumsal ve ruhsal kodlarının toplamıdır. Yani sadece “büyüklerimiz böyle yapmış” diye devam ettirilen alışkanlıklar değil; bir milletin özünü, duruşunu ve dünya görüşünü belirleyen derin bir bilinç hali. Eser böylelikle, Türk toplumunun modernleşme sürecinde köklerini kaybetmeden nasıl ilerleyebileceğini sorgulayan felsefi bir pusulaya dönüşüyor. Gökalp’e göre bir milletin yaşayabilmesi için sadece aynı soydan gelmek yetmez. Onu asıl güçlü ve kalıcı kılan, paylaşılan inanç, dil ve kültür birliğidir. Bu noktada “töre”, geçmişle bugünü birbirine bağlayan bir köprü gibi işler. Onsuz bir geçmiş vardır ama bugüre taşınacak
Edebiyat
Türk TöresiZiya Gökalp · Temel Tarih Kitaplığı Yayınları · 20251,681 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 131. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:46
"ŞAMANİZM VE İSLÂM" İslam’ın hâkim ve muktedir olacağına inanılıyordu. Müslümanların, kâfir efendilere tabi olacağı ve onlara boyun eğeceği bir durum içerisinde olacaklarına dair ne bir açıklama ne de bunun bir tesellisi vardı. Moğolların, beklenmedik seviyede hızlı fetihleri, Müslümanları şaşkına çevirdi ve onları derin bir hüsrana sürükledi. Kuran "Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere [onları yenebilecekleri] hiçbir yol vermeyecektir" diyorken, Allah'ın inançsızların Müslümanlara galip gelmesine izin vermiş olması nasıl mümkün olabildi diye düşündüler. Günümüzde farklı inanç sistemlerini anlamak, kültürel çeşitliliğe saygı duymak açısından büyük önem taşıyor. Şamanizm ve İslâm, kökenleri, inanç esasları ve uygulamaları bakımından oldukça farklı iki dünya görüşüdür. Şamanizm, insanlık tarihinin en eski inanç sistemlerinden biridir. Temelinde doğa ruhları, atalar ruhları ve gökyüzü tanrısı inancı yatar. Şaman adı verilen din uzmanları, transa girerek ruhlar âlemiyle iletişim kurar, hastaları iyileştirir ve topluluğa rehberlik eder. Şamanizmin temel özellikleri: Çok tanrılı/ruhçu yapı Doğanın kutsal sayılması Trans ve ritüel danslar Hayvan sembolizmi Totemizm İslâm ise yaklaşık 1400 yıl önce Hz. Muhammed (sav) aracılığıyla vahyedilen, tek Tanrı inancına (tevhid) dayanan son ilahî dindir. Kur'an-ı Kerim ve sünnet temel kaynaklardır. İslam'ın temel özellikleri: Kesin tevhid (Allah'ın birliği) Vahiy ve peygamberlik Melek inancı Ahiret ve hesap günü Namaz, oruç, hac gibi ibadetler Temel Farklılıklar Tanrı Anlayışı: Şamanizm'de genellikle yüce bir gök tanrısı (Tengri) yanında birçok ruh ve ilah bulunur. İslam'da ise Allah'tan başka ilah yoktur. İbadet Şekli: Şamanlar davul, dans ve bitkilerle transa girerken; İslam'da ibadet namaz, dua, zikir gibi bilinçli ve tertipli
Edebiyat
Şamanizm ve İslamKolektif · Pinhan Yayıncılık · 202247 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Seninle Başlamadı - Mark Wolynn
Puan vermedi
BİR RUH ARKEOLOĞUNUN ANATOMİSİ: MARK WOLYNN VE GÖRÜNMEZ MİRAS Yazarın Kimliği ve Uzmanlık Alanı Mark Wolynn, yalnızca "çok satan bir yazar" etiketiyle geçiştirilemeyecek kadar derin bir kariyere sahip. O, Kalıtsal Aile Travmaları Enstitüsü’nün kurucusu ve bu alanda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri. Ancak Wolynn’i meslektaşlarından ayıran temel fark, savunduğu teorilerin laboratuvar ortamından önce kendi hayatında sınanmış olmasıdır. Wolynn, akademik bir fildişi kulesinden seslenmek yerine, bizzat "yaralı şifacı" (wounded healer) kimliğiyle karşımıza çıkar. Kitabı Yazma Süreci: Körlükten Görüye Bu kitabın doğuşu, bir başarı hikâyesinden ziyade bir "çöküş" hikâyesine dayanır. Wolynn, yirmili yaşlarının sonunda görme yetisini kaybetmeye başladığında, modern tıbbın çaresiz kaldığı bir noktada duruyordu. Yazarı bu kitabı yazmaya iten asıl güç, fiziksel körlüğünün aslında psikolojik bir "görememe" halinden kaynaklandığını keşfetmesiydi. Kendi ailesindeki trajedilerin, hiç tanımadığı atalarının acılarının kendi gözlerinde birer semptom olarak belirdiğini anladığında, bu kişisel keşfi evrensel bir metodolojiye dönüştürmeye karar verdi. Kitap, yazarın Güneydoğu Asya’daki bilgelerden modern psikiyatri kliniklerine kadar uzanan on yıllık arayışının damıtılmış bir sonucudur. Metnin Ruhu: Nasıl Bir Kitapla Karşı Karşıyayız? Yazım Tekniği ve Metodoloji Wolynn, kitabı üç ana sütun üzerine inşa eder: Bilimsel Temel, Vaka Analizleri ve Uygulanabilir Çözümler. Yazarın dili, bir bilim insanının titizliği ile bir romancının sürükleyiciliği arasında gidip gelir. Kitapta kullanılan "Çekirdek Dil Yaklaşımı", edebi açıdan bakıldığında bir karakter analizi yöntemine benzer. Yazar, kullandığımız sıradan kelimelerin, aslında bilinçaltımızın derinliklerinden gelen "kayıp bir dilin"
1000Kitap
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 10:33
"Lamalar yalnızca ölümle ilgili şeylerden söz ederken, şamanlar yaşamla ilgili şeylerden söz eder." Arkaik toplumlarda hiçbir şey boşuna söylenmezdi. Bugün hâlâ, hiç düşünmeden, temenni mahiyetinde bir nezaket cümlesi söylediğimizde, genelde bunun bir büyüye ya da eski bir dini formüle dayandığını bilmeliyiz. Kut, kesinlikle hayati bir güç, uzun ömrün vazgeçilmez dayanağıdır. Birey onsuz yaşamını sürdüremez. "Bu dünyaya insan olarak geldiğine ve buradan ayrıldığına göre her şey yolunda demektir." ... Herkese merhabalar. Jean-Paul Roux, daha önce de keyifle okuduğum bir araştırmacı idi. Daha öncesinde "Türklerin Tarihi" adlı eserini incelemiştim. Yakın zamanda aldığım bu esere şahsen ben daha da bir saygı duydum. Her ne kadar yazarın yaptığı çalışma hakkında tereddütleri olsa da ben kâfi bir derleme olarak nitelendiriyorum. Kendisinin çekindiği konu, olayları teferruatlı (dinler tarihçisi gözü ile) yorumlayamamak. Ancak şöyle bir durum var; eski Türk inançları hakkında yeteri kadar materyale sahip değiliz çünkü elimizde doğru düzgün yazılı belge yok. Folklorik-arkeolijik eylemler sonrasında birtakım bulgulara erişebiliyoruz. Peki eski Türklerinki nasıl bir inanç idi? İskit-Saka konfederasyonlarından tutun da, yakın çağ Tatarlarına kadar bir süreç... Pek çoğumuz Şamanizm'i bilir. Lakin bu bir din değil, inançtır. Arkaplanda birçok kavram-mekan ve olay vardır. Animizm, totemizm, atalar kültü, yer-sular, Tengri inancı... Diğer inançların da bu coğrafyaya kattıkları kültürel etkenler de cabası. Hali ile ortaya çok geniş bir sentezleme projesi çıkıyor. İskitlerde ve Hunlarda; Güneş ve Ay kutsal iken, Tu-kie ifadesini görünce Tengri, yer-su kültü ile karşılaşıyoruz. Uçmak-Tamu gibi soyut yerler büyük ihtimal başka kültürlerin yansıması.
Altay Türklerinde ÖlümJean Paul Roux · Dergâh · 049 okunma
Puan vermedi·455 syf.··
2026 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 01:37
Türk kültürünü Orta Asya kaynakları ve arkeolojik buluntular temelinde ele alan, alan için artık klasikleşmiş çalışmalardan biri. Bir tarih mezunu olarak ve özellikle Türk mitolojisi ile Türk kültürü üzerine çalışan biri sıfatıyla bu kitabı yalnızca bir “başvuru eseri” olarak değil, aynı zamanda metodolojik bir çerçeve sunması bakımından da oldukça önemli buluyorum. Ögel’in en dikkat çekici yönlerinden biri, Türk kültürünü İslâmiyet öncesi dönemde “eksik” ya da “geçici” bir aşama olarak değil, kendi içinde tutarlı ve derinlikli bir yapı olarak ele almasıdır. Çin yıllıkları, Orta Asya arkeolojik buluntuları, etnografik veriler ve karşılaştırmalı tarih yöntemiyle kurduğu anlatı, Türklerin kültürel dünyasını yalnızca siyasi tarih üzerinden değil; gündelik hayat, inanç sistemi, semboller ve düşünce biçimleri üzerinden okumamıza imkân tanır. Bu yaklaşım, özellikle mitoloji çalışanlar için son derece kıymetlidir; çünkü mitolojik unsurlar kitapta soyut anlatılar olarak değil, maddi kültür ve sosyal yapı ile iç içe değerlendirilir. Eserde dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta, mitolojik ve kozmolojik tasavvurların kültürel süreklilik içinde ele alınmasıdır. Gök Tanrı inancı, yer-su kültü, atalar düşüncesi ve doğayla kurulan ilişki, yalnızca dinler tarihi bağlamında değil; Türklerin dünyayı algılama biçimi olarak sunulur. Bu da mitolojinin, folklorik bir “masallar bütünü” değil, toplumsal hafızanın ve kültürel kimliğin kurucu unsurlarından biri olduğunu açıkça gösterir. Elbette kitap, yazıldığı dönemin akademik dili ve yaklaşımı gereği yer yer betimleyici ve kataloglayıcı bir yapıya sahiptir. Günümüz kültürel antropoloji ya da mitoloji çalışmalarının teorik çeşitliliğiyle karşılaştırıldığında bazı kavramsal eksiklikler hissedilebilir. Ancak buna rağmen, Ögel’in titizliği ve
Alıntı
İslamiyetten Önce Türk Kültür TarihiBahaeddin Ögel · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 2020114 okunma
Yorumlu YORUM
Puan vermedi·346 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 20:54
Yorumlu YORUM Ahmet Taşağıl’ın “Kök Tengri’nin Çocukları” adlı eseri, Türklerin Orta Asya’daki köklerine, inanç sistemine ve medeniyet birikimine derinlemesine ışık tutan çok önemli bir çalışmadır. Bu kitap, tarih ile kültürü birleştirerek, Türk kimliğinin ruhsal ve düşünsel temellerini anlamamıza yardımcı olur. --- Eserin Genel Çerçevesi Kök Tengri’nin Çocukları, Ahmet Taşağıl’ın yalnızca tarih anlatmakla kalmayıp, Türklerin inanç, dünya görüşü ve varoluş felsefesini ele aldığı bir eserdir. Yazar, burada Orta Asya Türk topluluklarının siyasi tarihini değil, “Kök Tengri” inancına dayalı yaşam anlayışını merkezine alır. Bu yönüyle kitap, Orta Asya Türk İmparatorluğu gibi tarihsel anlatımın ötesine geçer; bozkırın ruhunu anlatır diyebiliriz. Ana Temalar Eserde öne çıkan bazı temel başlıklar şunlardır: Kök Tengri (Gök Tanrı) inancı ve Türklerin Tanrı ile kurduğu ilişki Kut anlayışı (yani Tanrı’dan gelen yönetme hakkı ve meşruiyet) Atalar kültü, doğa ile bütünlük ve kutsal mekân kavramı Bozkır ahlakı, yiğitlik, sadakat, söz verme ve toplumsal düzen Türk kağanlarının Tanrı tarafından görevlendirilme düşüncesi Orhun Yazıtları’ndaki felsefi ve ahlaki öğretiler Ahmet Taşağıl bu konuları tarihsel olayların içine ustaca yerleştirerek anlatır. Böylece okur, sadece bilgi değil, manevi bir tarih bilinci de edinir. Yazarın Yaklaşımı
Kök Tengri'nin ÇocuklarıAhmet Taşağıl · Bilge Kültür Sanat · 20251,150 okunma