10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:31
꧁༺ 𝕸𝖊𝖍𝖘𝖆 *𝕱𝖎𝖗𝖚𝖟𝖊 *𝕶𝖊𝖍𝖗𝖎𝖇𝖆𝖗 𝕬𝖙𝖊ş𝖎 ༻꧂ "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒃𝒆𝒏𝒊𝒎 ü𝒛𝒆𝒓𝒊𝒎𝒅𝒆 𝒉𝒆𝒓 𝒕ü𝒓𝒍ü 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓 𝒊𝒌𝒊 𝒈ö𝒛ü𝒎." "Ö𝒍ü𝒎ü𝒏 𝒅𝒆, 𝒛𝒖𝒍𝒎ü𝒏 𝒅𝒆." "𝑺𝒆𝒗𝒂𝒃ı𝒏 𝒅𝒂 ,𝒈ü𝒏𝒂𝒉ı𝒏 𝒅𝒂." "𝑺𝒆𝒏𝒊𝒏 𝒉𝒆𝒓 𝒛𝒆𝒓𝒓𝒆𝒎𝒅𝒆 𝒉ü𝒌𝒎ü𝒏 𝒗𝒂𝒓." Selamm, bugün sizlere kalemini çok sevdiğim, ne yazarsa okurum dediğim ve uzun zamandır kitap olmasını beklediğim, sevgili yazarım @_mehsaa_ dan #firuzekehribarateşi paylaşımı ile geldim. Yazarımızın kalemi zaten çok güzel, ama bu kurguda bambaşka bir güzeldi.. Mardin şehrinde bir masalın içinde gibi hissederken,Şamanların sırları, tılsımların ve taşların gücü etrafınızı saracak. Dünya çapında gizli, lanet bir örgütün uzantıları hepsinin üzerine çökmüşken, birbirine kaderin ipi ile bağlanmış iki ailenin, hem aşkları hem de lanetleri iliklerinize kadar işleyecek! Büyük bir aşk ve lanetin, Kehribar ve Firüze taşıyla bağladığı, Ezra Saruhan ve Firuze Arjin Koçak ile tanışmaya hazır mısınız? Ezra Saruhan, sessiz ve çok derin seven bir adam, Firuze gibi ateş parçası bir sevda! Üstelik doğduğu an Ezra'nın kaderine işlenmiş bir kadın! Onun mucizesi! Onun iki gözü! Firuze Arjin Koçak, iki ailenin laneti arasında aşkına sahip çıkamamış, kaçan, kardeşinin intikamı ile yanan, bu uğurda aşkı dahil Mardin'i yakmaya hazılanan,kimse şu an bilmese de cinayeti işlemiş,şeytanı gömmüş bir kadın. Her şey yıllar önce büyükanne Arjin Koçak'ın Saruhan lardan birine sevdalanması ile başlıyor. Bu sevda öyle bir şeyle sınanıyor ki Arjin çok sevdiği eşinin ihanetini kaldıramıyor. Şehrin tepesindeki ağacı ateşe vererek çok büyük bir ah ediyor! "Bir daha hiçbir Koçak bir Saruhan'ın ne yari olsun ne de çocuğunu doğursun! Bana bunu reva görenlerin canı yansın, benim gibi ateşlerde yansınlar!" İster ah deyin, ister lanet! Bu saatten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Arjin Saruhan yıllar içinde hem mistik gücü hem de
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202649 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·%46 (450/976 syf.)·
Daha fazla dayanamayarak bıraktım. Kitapta yaklaşık 120 karakter var insaf. İsimler lakaplar cinsiyetler ünvanlar vb kitabın üçte birini oluşturuyor. Çakma ve bir yere gitmeyen bir hikaye de cabası. Yani ortalığı ateş vermeden yazılan güzel fantastik türünde kitaplar var. B.k varmış gibide 1000 sayfa neredeyse üskelik bir de ikinci kitabı da varmış.
1000Kitap
Portakal Ağacı ManastırıSamantha Shannon · Pegasus Yayınları · 202523 okunma
Bana Nazan Bekiroğlu’nu Tanıtan Kitap
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 18:28
2004 yılında, Türkçe öğretmenim Saim Bey’in elinde görmüş, okumaya heveslenmiş, “Cümleleri, demir leblebi gibi. Okuyamazsın.” demesine aldırmamış, alıp okumuştum. Bu, benim bu kitabı üçüncü okuyuşum. Kitaptan bahsetmeden önce, tanımayanlar için kitabın yazarından bahsedeyim: Nazan Bekiroğlu, 1957 Trabzon doğumlu. Eğitim hayatının üniversite hariç tamamını Trabzon’da geçirmiş birisi. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. “Halide Edip Adıvar Romanlarının Teknik Açıdan İncelenmesi” teziyle doktorasını; “Şair Nigâr Hanım” adlı teziyle de doçentliğini tamamladı. 2001 yılında ise KTÜ’de Profesör olarak görev yapmaya başladı. Bu kitap, benim yazarla tanışma kitabım. Kitabı okudukça, bu kadar derin ve şiirsel ifadeler kullanan, tarihi ve edebiyatı bu kadar başarılı şekilde aynı potada eriten bir yazara olan merakım arttı. Kitabın katmanlı ve görünüşte çok anlatıcılı anlatısı, ritmi durağan, cümleleri de “demir leblebi” yapıyor elbet ama, elden bırakılıp da bir daha okunmayan türden bir anlatı değil. Ben de, tüm bu nedenlerle, yazarı araştırmaya niyetlendim. İşte tam bu noktada biraz sükût-u hayale uğradım. Çünkü yazar hakkında yukarıda yazdığım yaşam öyküsü dışında fazla bir bilgi yok. Türk edebiyatına bu kadar güzel eserler (Lâ, Nûn Masalları, Yerli Yersiz Cümleler, Mücella, İsimle Ateş Arasında, Nar Ağacı gibi) veren bir yazarın “münzevi” hayatından çıkıp, okuyucuya kendini “hatırlatması” gerekmez mi? Son kitabı “Kehribar Geçidi” bile 5 yıl önce yayınlandı. Yazım, yeni bir eser yaratımı için, bana biraz fazla geldi. Belki şu anda yazar, yeni bir çalışma üzerindedir. Kim bilir? Son söylediklerim bir “serzeniş” olarak algılanmasın ama “yepyeni” ve “nevi şahsına münhasır” bir Nazan Bekiroğlu kitabı okumanın vakti gelmedi mi?
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,364 okunma
Üç Anadolu Efsanesi ~ Yaşar Kemal
Puan vermedi·222 syf.··
2026 7. kitabı
Herkese merhabaaaaa ^^ Yaşar Kemal'den okuduğum ikinci kitap olan "Üç Anadolu Efsanesi" adlı eserin yorumuyla karşınızdayım: Yazarın; Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini ustalıkla anlattığı bu eserini gerçekten çok sevdim. Su gibi akıp giden bir kitaptı. Küçükken Köroğlu efsanesini okumuştum fakat hepsini hatırlayamıyordum. Tamamını yeniden ve Yaşar Kemal'in kaleminden okumak çok farklı bir histi benim için. Kitabı okurken burnunuzda çiçek ve çam kokuları, kulağınızda dokunaklı türkülerle Anadolu'yu bucak bucak geziyor, yöre insanlarını tanıyor, karakterlerle birlikte kâh seviniyor kâh üzülüyorsunuz. Yaşar Kemal; aşk, cesaret, korku, çaresizlik, sevinç, hüzün gibi birçok insani duyguyu ve iyilikle kötülük kavramlarını bizlere çok başarılı bir biçimde aktarmış. İncelememi bitirmeden önce eserden birkaç alıntı paylaşmak istiyorum: ~"Yeter ki insanın içinde iyilik olsun, onun erişemeyeceği hiçbir yücelik yoktur. İnsan, gönlü kadar büyüktür." ~"İnsan olmadıktan sonra güzel göz, güzel kaş, sırım gibi boy herkeste var. İnsan dediğin yüreğiyle, inceliğiyle insan olmalı." ~"Nereye gittiğini bilmemesi hoşuna gidiyordu. Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek... Gençti. Yüreğinde bir top ışık, bir ateş harmanı, çiçek açmış bir bahar dalı... Yürüyordu." ~"Dünyadaki bütün yaratığı, ağacı, kuşu, böceği, insanı, her şeyi, her şeyi en derin sevgisiyle kucaklardı. İliklerine kadar aşk duyardı dünyanın her şeyine. Yağmuruna, kışına, borasına, sıcağına, soğuğuna... Dünyanın en küçük, en değersiz şeyine bile kocaman açılmış çocuk gözleriyle, hayretle bakardı." Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Mutlu, huzurlu ve bol kitaplı günler... ^^
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514bin okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 22:32
Bazı kitaplar vardır; onları okurken bir hikâyenin peşinden gidersiniz. Bazı kitaplar vardır; olay örgüsü sizi sürükler, karakterler sizi merak duygusuyla bir sonraki sayfaya taşır. Bir de çok az eser vardır ki düzyazı formunda yazılmış olmasına rağmen okuruna şiir okuyormuş hissi verir. Sâye, benim için tam olarak böyle bir eser oldu. On kısa öyküden oluşan bu eser, ilk bakışta farklı karakterlerin, farklı hayatların ve birbirinden bağımsız gibi görünen hikâyelerin bir araya gelişi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde ortak bir ruhta buluşuyor: insanın iç dünyası. Her öykü ayrı bir kapı aralıyor; her karakter bizi başka bir ruh hâlinin, başka bir sorgulamanın, başka bir yaranın ya da başka bir umudun içine davet ediyor. Bu yönüyle eser, sadece hikâye anlatmıyor; insanı anlatıyor. Hem de insanın görünen yüzünü değil, daha çok içine sakladığı, çoğu zaman kendisinin bile görmekten çekindiği yanlarını. Eserin beni en çok etkileyen tarafı hiç şüphesiz dili oldu. Şehriban Yaman ’ın kalemi son derece şairane, güçlü ve estetik bir anlatıma sahip. Cümleler yalnızca okunmuyor; hissediliyor. Metaforlar, semboller ve imgelerle örülü anlatım, okuru bir metnin içine değil, adeta bir duygu ikliminin içine sokuyor. Seksen sekiz sayfalık kısa bir eser olmasına rağmen okuru yormayan, aksine içine çeken bir anlatım biçimi var. Sayfalar ilerledikçe “bitireyim” hissi değil, “biraz daha kalayım” hissi doğuyor. Bu da bir eserin akıcılığını belirleyen en kıymetli ölçülerden biri. Kitapta anlatılan karakterler ve yaşanmışlıklar sıradan olaylar değil. Her birinin ayrı bir derinliği, ayrı bir hikâyesi ve ayrı bir mesajı var. Bazı öykülerde varoluşçuluğun güçlü izlerini görürken, bazı öykülerde yalnızlığın sessiz çığlığını duyuyoruz. Kimi yerde umut, kimi yerde gerçeklik, kimi yerde ise
SâyeŞehriban Yaman · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202316 okunma