Puan vermedi·392 syf.··
2026 173. kitabı
Geçen ay Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup kitabıyla ilk kez okuduğum Con Sinov dan Atatürk kitabıyla geldim bugün. Yazarın diger kitabında oldugu gibi ,bu kitabı okurken de sanki o zamana ışınlanıp Atamla yanyana geldim. Sanırım bunda en büyük etken yazarın samimi tarzı. Onunda bir insan oldugunu hatırlatıyor aslında bize . Bu kitap bir serinin başlangıcı aslında. 1923-1925 yılları arasında Lozan Anlaşması, Cumhuriyet ve yaşanan isyanlar ele alınıyor bu kitapta .Bu dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nun küllerinden yeni ve modern bir devletin doğduğu, en sancılı ve en dinamik yıllar. Lozan Barış Antlaşması ,yeni Türk devletinin uluslararası alanda bağımsız bir aktör olarak kabul edilme süreci, masada verilen diplomatik mücadeleler, gizli pazarlıklar ve Lozan'ın getirdiği kazanımlar ile tartışmalı konular anlatılıyor ki biliyorsunuz Lozan hala tartışmalara yol açan bir anlaşma. Saltanatın kaldırılmasının ardından devletin rejiminin Cumhuriyet olarak belirlenmesi, Ankara'da perde arkasında yaşanan siyasi gelişmeler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün bu süreçteki liderliği ele alınan diger bir konu. Çoğunlukla halkın desteğiyle ilerleyen bir liderin bazı çevrelerce dinsiz ,her dedigini yaptıran bir diktatör olarak nitelendirilmesi gerçekten inanılmaz.Oysa O hep halkın iyiliğini düşünen, kendi çıkarlarını gözetmeyen bir Dünya lideri . Kitapta anlatılan diger konularda yeni rejime ve inkılaplara karşı ortaya çıkan isyanlar , Şeyh Said İsyanı gibi iç ayaklanmalar, bu isyanların arkasındaki İçeriden ve dışarıdan yapılan müdahaleler ve isyanların bastırılması ve devlet otoritesinin sağlanması amacıyla çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu'nun getirdiği siyasi değişiklikler ve İstiklal Mahkemeleri konuları .. Yazarın diger kitaplarında hiç kullanmamasına rağmen, bu seriye Atatürk olarak başlaması da çok
AtatürkCon Sinov · Masa Kitap · 202582 okunma
Julius Caesar
Puan vermedi·168 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:17
Shakespeare’in Julius Caesar’ı, sadece tarihin en meşhur suikastını anlatmaz; gücün insan ruhunu nasıl eğip büktüğünü, politikanın o kirli koridorlarında erdemin nasıl can verdiğini gözler önüne serer. Oyunu bitirdiğinizde elinizde kalan şey siyah ya da beyaz bir hikaye değil, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakan gri bir alandır. ​Hikayenin fitilini ateşleyen, perde arkasındaki o asıl sinsi zekayla, yani Cassius ile başlamak gerekir. Cassius, edebi anlamda tam bir manipülasyon ustası, arka plan fitneciliğinin kitabını yazmış bir karakterdir. Onun Sezar’a olan kuyruk acısı ve kişisel hırsları olmasaydı, belki de tarihin akışı değişmeyecekti. Cassius, Brutus’ün asil, temiz duygularını ve cumhuriyet aşkını o kadar profesyonelce ilmek ilmek işler ki, kendi şahsi kinini Brutus’e "halkın ve Roma’nın kurtuluşu" diye yutturmayı başarır. ​Burada oyunun en trajik figürü olan Brutus çıkar sahneye. Brutus’ü halkı için, ülkesi bir monarşiye evrilmesin diye elini taşın altına koyduğu için haklı ve asil bulmamak elde değildir. O, Sezar’ı şahsi bir düşmanlıktan değil, "Sezar’ı severim ama Roma’yı daha çok severim" diyerek, tamamen idealleri uğruna hançerler. Fakat Brutus’ün en büyük trajedisi, temiz kalpli bir idealistin kirli siyaset arenasında asla hayatta kalamayacağı gerçeğidir. Halkına ve insanlığa olan aşırı, saf güveni; mantığa oynayan hitabeti onun sonunu hazırlar. ​İşte tam o kırılma noktasında, siyaset sahnesinin dâhisi Marcus Antonius devleşir. Brutus’ün en büyük hatası, Antonius'a o cenaze kürsüsünü bırakmak olur. Antonius'nun o muazzam nutku ve ardından hamleleri tam bir edebi şaheserdir. Brutus halkın mantığına hitap edip kaybederken; Antonius duyguya, Sezar’ın kanlı pelerinine, bedenindeki yara izlerine ve vasiyetine oynayarak kalabalıkları galeyana getirir. "Brutus
Alıntı
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kılıç, büyü, fantezi yazıları! (18. yazı)
10/10
·224 syf.··
2026 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 11:19
Conan kronolojisi bitmeye doğru giderken Roy Thomas'ın geri dönmesi hikayelerdeki kurgulardan belli oluyor. Bu sayı haricinde 3 cilt daha kaldı. Bu sayının Howard hikayelerini anımsatması ve kurgunun iyi olması sayıyı hatırlanabilir hale getirecektir. Arşiv niteliği taşıyacak cilt incelemelerim daha sonra toplu olarak başka bir yere taşıyacağım. Bitene kadar yazmaya devam. İlk sayımız Bütün Yollar Zamora'ya Çıkar, Conan'ın 10 yıl önceki fil kulesi anıları hatırlamasını görüyoruz. Kendi notumu ekleyeyim. Benim hafızama kazınmış bir bölüm olmuştu. Conan aradan sonra Zamora'ya, Arenjun'a geliyor. Rahip Karanthesle karşılaşıyor. Bir yolculuk esnasında Red Sonja ile karşılaşınca hikayemizin yönü değişiyor. Sonja evlenecektir. Bir köprüden geçmeleri gerekmiştir lakin köprü geçişi paralıdır. Bana Deli Dumrul hikayesini hatırlattı. E Conan geçmek isterse kim engel olabilir ona? Devam sayısı 2'de Zakala Kalesine Geldiler başlığı nerede olduklarını da anlatıyor. Köprüden geçseler de asıl olaylar ondan sonra başlıyor. El-ron Sonja ile evlenmek istemektedir. Sebebi ise çok açıktır. Ondan bir çocuk yapmaktır. Conan yavaş yavaş alttaki sebepleri öğrenince Sonja ile kavgaya tutuşur. El-ron denen adamda Conan'ın eski husumetli olup öldürdüğü büyücünün oğludur. Adam gayet yakışıklı ve düzgün gözükse de barbar bunları yemez. Bunların konuşmalarına kulak vermesiyle gayelerini anlar. Rahipte işin içindedir. Düğüm sayı sayı ortaya çıkıyor. Büyük Oyun isimli 3. sayımız Jaggta-noga isimli şeytani bir yaratık Conan'ı kendi dünyasına götürür ve onu düş çukuruna atar. Conan gözlerini açtığında Belit'i görür! İmkansızdır çünkü birkaç yıl önce ölmüştür hatta barbar bizzat ölüsünü yakmıştır. Düşten uyanınca perde arkasını hemen anlar. Rahibin planları ortaya çıkıyor. El-ron'un altınlarını ele
Fantastik
The Chronicles of Conan, Vol. 31Roy Thomas · Dark Horse Books · 20161 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 16:13
Âşık Paşa 1272 senesinde Kırşehir'de dünyaya gelip, 1333 senesinde yine Kırşehir'de Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Türbesi de aynı şehirde bulunmaktadır. Âşık Paşa'nın asıl ismi ise Ali'dir. "Âşık" onun mahlasıdır. "Paşa" ifadesi ise onun, babasının ilk oğlu olduğuna işarettir. Babasının ismi ise Muhlis Paşa'dır. Muhlis Paşa bir ara Konya şehrine hâkim olmuş ve altı aylık bir hâkimiyetten sonra şehri Karamanoğulları'na devretmiştir. Âşık Paşa ilk derslerini Şeyh Osman'dan alır ve babasının da vasiyeti üzerine Şeyh Osman'ın kızı ile de evlenir. Âşık Paşa, bir ara Anadolu Valisi Timurtaş Paşa'nın da veziri olmuştur. Âşık Paşa'nın öne çıkan eseri Garibnâme olmakla birlikte diğer eserlerinin isimleri şu şekilde: Fakrnâme, Vasf-ı Hal, Hikâye, Kimya Risalesi, Risale fî Beyani's-sema. Ayrıca Âşık Paşa'nın yaşadığı devrin Arapça ve Farsça tesirinde kalmayarak, eserlerini Türkçe olarak yazması da dikkat çekici bir husustur. Garibnâme, kendisinin 1330 senesinde kaleme aldığı, 12.000 beyitten oluşan, halkı eğitmek gayesiyle yazılmış, dinî ve tasavvufî bir eserdir. Eser on bölümden oluşuyor. Âşık Paşa, eserinin giriş bölümünde bu on bölümü şu şekilde özetliyor: "Birinci bölümde bir olanlar anlatılır. On hikâyeden oluşan birinci bölümde mânâ hazinesini yakından tanı. Hikâyelerin her birinde birlik içindekilere övgü, ikilik çıkaranlara yergi vardır. İkinci bölümde ikili olanlar anlatılır. On hikâyeden oluşan ve okuyup öğrenmek isteyenler için can-vücut ve yer-gök gibi kâinattaki zıt şeylerin bilinmesi gerekir. Üçüncü bölümde üçlü olanlar anlatılır. Bu bölümde on hikâye var. Allah "ol" diye emrettiği için bunlar gelecek, geçmiş ve içinde yaşanılan durum gibi üçerli yaratılanlardır. Dördüncü bölümde dörtlü olanlar anlatılır. Bu bölümde anlatılan
GaribnameAşık Paşa · Kapı Yayınları · 202325 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 33. kitabı
SEYMA GENÇTURK-YEDİYÜZYETMİŞBİRİNCİ PERDE Romanın en güçlü yanlarından biri, olay örgüsünü sadece dışarıdan gelișen tesadüflerle değil, karakterlerin geçmişlerinden doğan sonuçlarla örmesi. Yiğit’in babasıyla ilgili karanlık gerçekler, annesinin taşıdığı acı, Mira ile Yiğit'in ilişkisine sızan tehditler, Asya'nın yalnızca bir yan karakter değil, bütün düğümü açan isimlerden biri hâline gelmesi; hikâyeyi sıradan bir gençlik romanı olmaktan çıkarıyor.Ortaya çıkan soy bağı, gizlenmiş geçmiş, kandırılma, intikam ve planlı yüzleşme çizgisi, romanın asıl amacının yalnızca bir duygusal ilişki anlatmak olmadığını gösteriyor. Hikâye boyunca yalnızca bir aşk ilişkisinin iniş çıkışlarını değil, aile bağlarının çürümesini, dostlukların sınanmasını, gerçeğin parça parça ortaya çıkmasını ve karakterlerin kendi kimlikleriyle sarsıcı biçimde yüzleşmesini görüyoruz. Özellikle CD, DNA testi geçmişte yaşanmış ölümler, saklanan akrabalık ilişkileri ve Asya Demiralp kimliği üzerinden gelen kırılmalar romanın gizem tarafını güçlendiriyor. Burada dikkat çeken şey, olayların tek tek şok etkisi yaratmasından cok, her yeni bilginin karakterlerin ruh hâlini biraz daha dağıtması. Yani romanın gerilimi yalnızca "olay" gerilim değil, aynı zamanda duygusal çöküş gerilimi Kitapta bir "perde' metaforu var ve bu metafor boşuna seçilmemiş. Karakterlerin hayatı sanki gerçekten bir sahne gibi kurulmus; herkes bir rol üstlenmis, bir seyleri saklamış, bir șeyleri bastırmış ve doğru an gelene kadar bu düzen korunmuş. Ama roman ilerledikçe bu perde açılıyor ve seyirlik gibi görünen her şeyin altında ağır bir gerçek yatıyor. Tam da bu yüzden kitabın adı, metnin ruhuyla uyumlu. "Yediyüzyetmişbirinci perde" ifadesi yalnızca romantik bir isim değil; aksine, gerçeğin çok uzun süre örtülmüs olduğunu ve açılan her
Yediyüzyetmişbirinci PerdeŞeyma Gençtürk · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20254 okunma
Şehadet Bayrak İçin
10/10
·752 syf.··
2026 33. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve sizlere canımın içi yazarım Çiçeğim Tubu’mun kaleminden Şehadet serisinin en yeni kitabı Şehadet: Bayrak İçin ile geldim Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Selin Aslanoğlu, en yakın arkadaşının doğum gününü kutlamak için hastane nöbetinden çıkar çıkmaz ayarladıkları mekâna gider. Ama o gece başına geleceklerden habersizdir. Mekâna vardığında havasız ortam, insanların tuhaf tavırları ve en yakın arkadaşının daha Selin gelmeden sarhoş olmuş hâliyle uğraşmak zorunda kalmasıyla gece başlar. Aynı sırada mekânda canlı müzik yapan grubun bateristi, eşinin erken doğumu sebebiyle mekândan ayrılmak zorunda kalır. Bunun üzerine solist Oğuz’un en yakın arkadaşı, asker olan Murat Burak Kayakurt namı diğer Mubuka sahneye çıkar. Uzun zamandır eline almadığı bateriyle o gece arkadaşını yalnız bırakmaz ve çalmaya başlar Selin’in arkadaşı ise alkolün de etkisiyle solistten etkilenir ve geceyi onunla geçirmek ister. Hatta bununla da kalmayıp Selin’i de bateristle ayarlamaya kalkar. Selin bu tavırlara artık dayanamaz ve arkadaşının sınırları aşan davranışları onu fazlasıyla rahatsız eder. Ortam iyice çığırından çıkınca Selin mekândan ayrılmaya karar verir. Tam o sırada Mubuka, gelen görev emri için dışarıda telefonda konuşmaktadır. Mubuka ilk bakışta Selin’den etkilenir. Aynı zamanda Selin’in arkadaşının, Oğuz’la birlikte Selin’in evine gitme düşüncesini bildiği için bu durumu engellemek ister. Selin yanından gitmeden önce Mubuka onun eline telefon numarasını yazar. Ardından içeri dönüp arkadaşıyla konuşarak Selin’le birlikte evine gittiğini ve rahatsız edilmemesi gerektiğini söyler. Böylece Selin’i o ortamdan koruyarak görevine dönmek üzere askeriyeye gider. Selin ise eline yazılan numaraya mesaj atıp atmama konusunda kararsızdır. Arkadaşıyla
1000Kitap
Şehadet - Bayrak İçinTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202622 okunma