Geri Gelen Mektup
Hüseyin Nihâl Atsız Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden; Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!… Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkinin tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlah’ın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden… Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün,tapmanın,aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olsaydı.
1000Kitap
İLGİ DUYDUĞUNUZ ALANA GÖRE ÖNERİLER.
İlgili Alanlar: Psikoloji, mitoloji, botanik, felsefe, dil ve kökenleri, müzik, sanat tarihi, gastronomi, edebiyat. 1. PSİKOLOJİ 📚 Kitap İnsanın Anlam Arayışı – Viktor E. Frankl (Toplama kampı deneyimlerinden doğan, varoluşçu psikoterapinin temel taşı.) Hafifçe Bir Silkinsek? – Engin Geçtan (Türkiye’nin en değerli psikiyatristlerinden, insan ilişkileri ve çağın getirdiği yabancılaşma üzerine.) Düşünme, Hızlı ve Yavaş – Daniel Kahneman (Zihnimizin kararları nasıl aldığını ve bilişsel yanılsamaları anlatan Nobel ödüllü başyapıt.) 🎬 Film Shutter Island (Zindan Adası) – Yön: Martin Scorsese (Algı, travma ve savunma mekanizmaları üzerine kusursuz bir psikolojik gerilim.) Memento (Akıl Defteri) – Yön: Christopher Nolan (Anterograd amnezi [yakın hafıza kaybı] ve kimlik inşasını ters kronolojiyle işleyen bir yapıt.) Persona – Yön: Ingmar Bergman (İnsan ruhunun maskelerini [persona] ve kimlik çözülmesini anlatan sinema klasiği.) 🎙️ Podcast Merdiven Altı Terapi – Deniz Dülgeroğlu Anlam Arayışı – Umut Ateş Hidden Brain – Shankar Vedantam (NPR) (İngilizce; insan davranışlarının arkasındaki bilinçaltı kalıpları inceliyor.) 📄 Makale / Akademik Eser "Grup Psikolojisi ve Ego Analizi" – Sigmund Freud "Kitlelerin Psikolojisi" – Gustave Le Bon (Kitle davranışlarını anlamak için temel metin.) "The Magical Number Seven, Plus or Minus Two" – George A. Miller (İnsan hafızasının sınırlarını belirleyen, bilişsel psikolojinin en ünlü makalelerinden biri.)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Son bölüm°•○
X. Kıskançlık Uğratma rakibi ki sana doğruca bakmaz Akil geçinir gerçi ki hodbindir amma Rakibi kendine yaklaştırma; sana dürüstçe bakmaz. Her ne kadar akıllı görünse de aslında bencil ve kendini düşünen biridir. 📜 Seni aldatma da bir şey mi imiş ey Kânî Çekti ruhsârına bir perde bugün gitti gider Ey Kânî, seni aldatması şaşılacak bir şey değildir; yüzüne bugün bir perde çekmiştir, yakında o da kalkıp gider. 📜 Kâniya oynar güler “rağmen li enfi” sek rakib Kim elinde kâfirin eksik hemen çarparesi Ey Kânî, rakip inadına oynayıp güler; çünkü elinde sürekli bir fırsat ve avantaj vardır. 📜 Ağyâr ile çünkü yine cananımı gördüm Ah ateş-i gayret ile her yanımı gördüm Sevgilimi yine yabancılarla görünce, kıskançlık ateşinin bütün benliğimi sardığını hissettim. 📜
Edebiyat
NECİP FAZIL KISAKÜREK | VİSAL
Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş; Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş... Perde perde veralar, ışık başka, nur başka; Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka. Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci; Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci? Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi? Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi? Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen! Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen! Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş! Azap var mı alemde fikir çilesine eş? Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor? Çilesiz suratlara tüküresim geliyor! Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum; Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum! Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli? Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli? Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır; Belki de benliğinden kaçabilene hazır. Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül! Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül! O visal, can sendeyken canını etmek feda; Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!
Şiir
Ruhun mu ateş,
Bazı yapıtlar vardır ki en ince ruhlardan damıtılmıştır. Hüseyin Nihal Atsız'ın Ruh Adam kitabında bu ruh kitabın adı gibi bir adamda can bulmuş. Atsız'ın kitabını okuyunca kitapta geçen şiirine kapıldım. Roman ciddi manada çok derin, çarpıcı ve zekice kurgulanmış bir yapıt. Önyargılarını yargılayıp bu kitabı okumayan çok şey kaçırır. Bir şiire kapıldığımda yazarı da merak edip hikayesini araştırma gibi bir huyum var. Ve her zaman aşkın sillesini yemiş şairlerin şiirleri efsaneleşiyor. Atsız'ın efsane nitelikteki bir kaç şiirini okuyunca hikayesini de merak ettim. İki büyük aşkı olduğu şiirlerinden de okunuyordu. İlki vatan millet aşkıydı. Bir asker ailesinde yetişmiş, ideolojik kutuplaşmaların zirvesinde yaşamış bir adammış Hüseyin Nihal Atsız. Onun düşünce yapısı, ideolojileri hakkında konuşmaya yetecek birikimim yok. Ama ülkü, dava şiirlerinin sağlamlığını sanırım kimse küçümseyemez. Atsız hayatının bir döneminde öğretmenlik yapar. Çalıştığı okula yeni bir öğretmen atanır. Genç kadını görür görmez çarpılır Atsız. Tam anlamıyla bir yıldırım aşkına düşmüştür. İkinci aşkı bu yeşil gözlü hanım olur. Genç kadına bir şiir yazıp zarfa koyar. Kadının dolabına bırakır zarfı. Günler geçer, beklediği cevap gelmez bir türlü. Bir gün dolabını açtığında zarfı dolabında bulur. Zarf açılmamıştır bile. "Geri Gelen Mektup" adını verdiği şiirin devamını yazar; Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her
Şiir
Sabahın ilk ışıkları perde aralarından sızarken oda yavaşça aydınlanıyordu. “Günaydın sevgilim…” dedi, başını göğsümden kaldırırken. Yeşil gözleri öyle derin, öyle canlıydı ki… sanki güneş bile onun yanında soluk kalıyordu. O an anladım; benim günüm onun bakışıyla başlıyordu. O sabah biraz kırılgandı. Yorgun, hasta gibi… ama o hali bile insanın içini titreten bir güzelliğe dönüşüyordu. Vişne çürüğü ojelerini ben sürdüm, parmaklarını tutarken içimde tuhaf bir sahiplenme hissi vardı. Dudağıma bıraktığı kısa öpücük, gün boyu aklımdan çıkmayan bir iz gibi kaldı. Akşam geri döndüğümde içimde kontrol edemediğim bir heyecan vardı. Elimde çiçeklerle kapıda belirdiğimde gözleri bir an parladı. Bana doğru koşup boynuma sarıldı, ayaklarını belime doladı; sanki bütün dünya o an kapanmıştı. Teninin sıcaklığı üzerime sinerken, zaman tamamen anlamını kaybetmişti. Çiçekleri vazoya koydu. Sonra elime bir kadeh şarap verdi. Bakışları kadehten daha ağırdı… daha sarhoş edici. Her bakışı, üzerimde dolaşan görünmez bir temas gibiydi. O gece belliydi; Hiçbir şey sıradan kalmayacaktı. Saten gecelik gecenin rengi gibiydi; koyu, derin, neredeyse günahkar bir parlaklıkta. Saçlarını iki yana ayırmış, siyah fiyonkla tutmuştu. Vişne rengi dudakları ve aynı tondaki ojeleriyle bakışı bile bir ritme dönüşmüştü. Kırmızı fiyonklu file çoraplar, siyah topuklular… her detay bir davet gibiydi, açık ve kaçınılmaz. Şarabı içtim ama asıl başımı döndüren şey onun yaklaşmasıydı. Kadehi elimden alıp yavaşça masaya bıraktığında, aramızdaki mesafe neredeyse yok olmuştu. Gece sessizleşti. Sanki dünya bizi izlememek için geri çekilmişti.