İbrahim Sadri
Ben seni hiç sevmedim ki Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim Menekşeyle konuşmanı Nisan'a hatırlatmanı Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını Düştüğün zaman kanayan yaralarını Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman Sakız satan çocukları Yeni çıkan şarkıları Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Şiir
Sivasta güzel bir sofra kuralım Unutmak vefasız kula haizdir, Arada bir selâm yollamak lazım. Güzele bakması deme caizdir, Gözünü haramdan kollamak lazım. Nûriye Hsbk Akyl Annem bir sivas khatunu hanımı idi Sivasın meşhurdur muhsinleri denizleri Madımakta yaktık o güzel şairleri Haramda koruyamadık nefisleri Ağaçlar ölürken ağlar kalemler yanarken Madımak yangını silinirmi zihinlerden Cenabı Hak razı alevi dedelerimizden Rabbimiz eksiltme nefes ve deyişlerden Tadılması gereken çok lezzet var sivasta Selam olsun güzel niyetli şiir yazanlara Annem derdiki haram ile sofra kurulsa Vefasız kulun sofrasında lezzet arama Sivas insanının gönlü zengindir Sivasa gelene madımak aşı ikram edilir Madımak diyince akla yanan şairler gelir Çılbır ve divriği kebabı çok severek yenilir Nurfani bacı derki selam yollamak lâzım
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Edirne mutfağından selamlar Yemeklerin evvelinde “Besmele-i şerife”yi okumalı, sonunda da “Elhamdülillah” demelidir. Büyük İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen İsmet İstanbulî İsmet İstanbulî Yemeğe başlamadan getir besmele Ne güzelsin ey şehri edirne Elhamdüllillah Rabbim tüm nimetlerine Besmele okunur yemeklerin evvelinde Edirne'nin yemekleri hepsi ustalık eseri Selimiye Camii Koca Sinan inşa etti Nefistir mutfağı tarih kokar caddeleri Unutmayalım asıl sanat ve eser sahibini Hanımlarımız koyar sofraya edirne tava Güzelliği Hanımına iyi davrananda ara Bir hanım eli değerse mutfağa Allaha şükür kula teşekkür et daima Edirnede bekliyor bizi enfes lezzetler Tüm lezzetleri denemek istiyor gezginler Mutancana ciğer patlıcan közde pişer Osmanlı sarayında yazılmış bu reçeteler Besmele demeden yemeğe oturma Şükürsüz teşekkürsüz sofradan kalkma
Şiir
Gaybın Dili Acınmış İnsan - Kavli Garib Çoban
Gaybın Dili Acınmış İnsan - Kavli Garib Çoban İnsanı dünyalık aklıyla sevgiden ve kendi gerçekliklerinden uzaklaştırılıyorlar. Karşılıksız sevgi ve şefkat mesafe tanımaz. Çünkü kelimeler de kucaklayabilir. Ey aşk teheccüt vakti bir ömürdür sevdasından hastalandığım gönlümdeki Maide sevgiliye söyle!.. Sevgiye başka bir yerden bakmayı öğreten, içinizde yeni penceler açan bir kitap kabir. Sevgi garibinki gibi bir şeyse eğer, ah bugünün ardından bir de yarın olacaksa. Kabrim başında ne düşünürsen lütuf, ne buyurursan hüküm, kısmet dairesinde biziz teslim noktası. İbrâhîm;gönlümü put sanıp da kıran kim?.. Sevmek yerine putlarına köle olanları ah, keşke onları çekip çıkarabilsem. Ama ilk kimi kurtaracağım, bir sonra kimi. Bu boğulan şey en değerli şey, ruhani bir şey aşkın parçası insan. Çok az kimsede kendilerine faideli olan tenkidi, aldatan methe tercih edecek kadar akıl vardır. Kendimde en sevdiğim şey sevme becerim sanırım. Yoluma çıkan kedileri, göğü süsleyen kuşları, her gördüğümde yüzümde tebessüm bırakan ağaçları. Kalbimde yeri daimi olan insanları sevmeyi seviyorum. Dilerim sevginin bu büyülü eli hiç ayrılmaz yakamdan. Bu cümleyi tekrar tekrar oku. Özünü anla. Meleklerin ayak basmaya korktuğu yerlere deliler koşarak gider derler. Bu işlerin teferruatina dalıp incelemek merakı çıkmaz yoldur. İbrâhîm;gönlümü put sanıp da kıran kim?.. Şems vakti, bize bir bak da şehla gözlerine kurban olayım, yar bana râmdır. Herkesi kendi dünyanıza dahil etmeyin. Sevgi hem vereni hem de alanı iyileştirir. Teheccüt vakti sen yoksan eğer dem de bize mey de haramdır. Neredesin rehberi aşk olan ey sevgili, seninle bunca aşinalığım var.
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe Ben yangını sevdim Yandığım zaman böyle işte Ben seni hiç sevmedimki...
Şiir
İsimsiz Şiir
Mecnun’un çölünden devşirdim sükûtumu, her hecem bir intihar, Üryan bir ruhla düştüm eşiğine, ne tahtım kaldı artık ne de bir diyar. Nasuh bir tövbe gibi kazıdım adını, yüreğimin o en sağır kuyusuna, Zehirli oklar süzülürken tenime, razıyım aşkın o en kanlı uykusuna. Ey kalbimdeki Kerbela! Durulsun artık bu tufan, bu nebevi ikaz, Vuslat dediğin bir Yusuf gömleği; arkası yırtık, önü ise bembeyaz. İbrahimce bir ateşe daldım, sığındım senin o en kuytu "münzevi" yanına... Zümrüd-ü Sabah
1000Kitap