Faruk Duman’ın "Sus Barbatus! 1" adlı romanı, 2019 Orhan Kemal Roman Armağanı'na layık görülmüş. Doğa ile insan arasındaki ilişkiyi edebi bir dille yücelten, son derece mistik bir roman. Hasan Ali Toptaş'ın "Heba"yı bana sık sık anımsattı. Duman'ın Toptaş'tan etkilenip etkilenmediği, hep aklımda soru işareti olarak kalacak sanırım. Duman, Anadolu’nun mistik atmosferini şiirsel bir dille betimlerken, hikâyesinin merkezine insanın doğa karşısındaki varoluş mücadelesini ve taşra insanının çatışmalarını koymuş.
Eserin en güçlü yanı, Duman’ın usta işi dil kullanımı ve doğaya olan incelikli yaklaşımı kesinlikle. Bu romanda, doğa adeta bir karakter olarak karşımıza kanlı canlı bir birey olarak vücut buluyor; doğanın sesi, karakterlerin duygusal derinlikleriyle iç içe geçiyor ve düşündürücü bir anlatı çıkmış.
Sus Barbatus! 1, Duman, bu eseriyle Türkiye edebiyatında doğa ve insan temalı eserler arasında kendine özgü bir yer edindiği kesin. Kenan, Zeynep, Gülşen ve Atılay, oldukça ilginç ve evrenden bağımsız bir karakterler gibi anlatılmış. Sanırım, beni en çok vuran da bu oldu. Serinin ikinci kitabını oldukça merak ediyorum, kısa zamanda okumak dileğiyle. İyi okumalar.